Seite 2 von 2 ErsteErste 12
Ergebnis 31 bis 48 von 48

Thema: Harun Yahya / Adnan Oktar

  1. #31

    Registriert seit
    23.09.2007
    Beiträge
    285
    Renommee-Modifikator
    0

    Re: Harun Yahya (Adnan Hoca)'ya 3 yıl hapis

    masonlarin, ateistlerin ve darwincilerin kuyruk acisi var ondandir...

  2. #32
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.625
    Renommee-Modifikator
    10

    Re: Harun Yahya

    Harun Yahya suan HaberTürkte aynen sunu söyledi:

    "Said Nursi son 100 senede gelmis en büyük insandi. O bir metafizik üstü insandi.
    Ve dedikleri hepsi cikti. 1997, 1998, 2000, 2009 ve bir cok baska tarih.
    Ne dediyse hepci cikti. Ebced hesabiyla cikarmis. Verdigi kiyamet tarihide (....) dogru cikacak."
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  3. #33
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.625
    Renommee-Modifikator
    10

    Re: Harun Yahya

    simdide habertürkte harun yahya risale-i nur okuyor.
    okumasa sanki daha iyi olurdu....
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  4. #34
    Supermitglied
    Registriert seit
    31.05.2005
    Alter
    36
    Beiträge
    315
    Renommee-Modifikator
    0

    Re: Harun Yahya

    üstadin tarihi ney peki cok merak ettim?

  5. #35
    Gast

    Re: Harun Yahya

    ee ne oldu simdi? haklimi sizce?

  6. #36
    Lebt im Forum
    Registriert seit
    19.10.2008
    Beiträge
    1.147
    Renommee-Modifikator
    12

    Re: Harun Yahya

    Bu linke ne diyorsunuz: http://www.harunyahya.org/gercek_ataturkculuk.htm

  7. #37
    Gast

    Re: Harun Yahya

    Bu linke ne diyorsunuz: http://www.harunyahya.org/gercek ...ataturkculuk.htm
    Ne var bunda

  8. #38
    Lebt im Forum
    Registriert seit
    19.10.2008
    Beiträge
    1.147
    Renommee-Modifikator
    12

    Re: Harun Yahya

    Ben aslinda size sormustum

    Tm linklerle ugrastirmim ozaman bu söze ne diyorsunuz:

    Gerek Atatürk'ü yakından tanıyan kişilerin aktardıkları bilgiler, gerekse Atatürk'ün hayatını anlatan güvenilir kaynaklar incelendiğinde, Atatürk'ün sarsılmaz bir Allah inancına sahip, Kuran'ı Kerim'i kendisine rehber edinmiş
    samimi bir Müslüman olduğu görülecektir.
    Bu kitapta, Atatürk’ün samimi bir dindar olduğu gerçeği gözler önüne serilmektedir.

    Kaynak: http://us1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/927/SAMIMI_BIR_DINDAR_ATATURK

    Ben pek Atatürkün kisligile ilgili cok arastirmadigim icin, size soruyorum.

  9. #39
    Gast

    Re: Harun Yahya

    hmm evet böyle iddasi var dün haberturkte yine böyle tür seyler söyledi kendisi. Sanirim siyaset yapiyor

  10. #40
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.625
    Renommee-Modifikator
    10

    Adnan Oktar, Cübbeliyi mahkemeye verdi

    Adnan Oktar, Cübbeliyi mahkemeye verdi


    Cübbeli Ahmet ile Adnan Oktar arasındaki mehdi kavgası sonunda mahkemeye taşındı. Adnan Oktar Cübbeli'ye tazminat davası açtı.



    Adnan Oktar ile Cübbeli Ahmet Hoca arasında uzun süredir devam eden 'mehdi' polemiği mahkemeye taşındı. Oktar, 'hakaret' gerekçesiyle 20 bin TL manevi tazminat davası açtı.

    'ERGENEKONCU SAHTEKAR'

    Akşam Gazetesi'nden Seray Şahinler'in haberine göre, BİLİM Araştırma Vakfı Başkanı Adnan Oktar (Adnan Hoca) ile Ahmet Mahmut Ünlü (Cübbeli Ahmet Hoca) mahkemelik...

    Oktar ile Ünlü arasındaki gerginlik yaklaşık bir yıl önce başladı. Cübbeli Ahmet Hoca, Oktar'ı kendisini mehdi ilan etmekle suçlamış, Oktar ise 'Ergenekoncu sahtekar Hoca' diye karşılık vermişti. Sanal ortamda devam eden bu tartışma geçtiğimiz günlerde mahkemeye taşındı. Oktar, avukatı Ceyhun Gökdoğan aracılığıyla İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvuruda bulunarak Ünlü aleyhine 4 ayrı tazminat davası açtı.

    'YOUTUBE'DAN HAKARET'

    Dilekçede, Ünlü'nün youtube'da yayımlanan videolarına değinildi, 'deli raporu var', 'kendisini mehdi sanıyor', '100 sene de geçse Mehdi olamazsın' gibi hakarete varan gerçek dışı ifadeler kullandığı kaydedildi. Sitenin 24 saat yayında olduğunu, bugüne kadar 1300 kişi tarafından tıklandığını belirten Oktar, her geçen gün bu sayının artmasıyla kişilik haklarına yapılan saldırının boyutlarının da genişlediğini belirtti. Oktar, her video için ayrı ayrı 5 biner TL manevi tazminat talep etti.


    Aksam, 05.09.2011
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  11. #41
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.625
    Renommee-Modifikator
    10
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  12. #42
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.625
    Renommee-Modifikator
    10
    Adnan Oktar ve örgütüne operasyon

    İstanbul merkezli 5 ilde, Adnan Oktar suç örgütü üyesi oldukları iddia edilen 235 kişinin yakalanması için operasyon başlatıldı.

    Haber Merkezi | 11.07.2018 - 07:16..

    Adnan Oktar ve örgütüne yönelik yapılan operasyonda ev ve iş yerlerine baskın düzenlendi.
    ADNAN OKTAR GÖZALTINDA

    Örgüt lideri Adnan Oktar İstanbul Çengelköy'deki evinde gözaltına alındı.

    Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "Adnan Oktar Suç Örgütüne yönelik 235 şüpheli hakkında operasyon başlatıldı" denildi.





    YAPILAN SUÇLAMALAR

    Suçlamalar arasında 'yaşı küçük çocuklara taciz, organize suç örgütü kurmak, uluslararası ajanlık, kara para aklama, tehdit ve şantaj' yer alıyor.
    Operasyonda çok sayıda silah, çelik yelek ve zırhlı araç ele geçirildiği bildirildi.




    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  13. #43
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.625
    Renommee-Modifikator
    10
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  14. #44
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.625
    Renommee-Modifikator
    10
    Bilmeyenler için Adnan Oktar kılavuzu


    Dün sabah Adnan Oktar ve grubuna yapılan operasyonu izlerken, birden bire 1990’lı yıllara dönüverdim.
    Çok dinlenen bir radyo programında, kendini “İslami bir kılıf” altına gizleyen iki grubu sürekli olarak gündeme getiriyordum.
    Bunlardan biri Fetullah Gülen Grubu’ydu, diğeri ise Adnan Oktar’ın “Çetesi”
    Bir sabah yayında Zaman Gazetesi’ni yırtıp, “Bundan olsa olsa tuvalet kağıdı olur ama insan bunu popusuna bile sürmez” dedikten sonra Gülencilerin hedefi oldum ve bu yıllar boyu sürdü.
    Adnan Oktar ve çetesi ile yaptığım mücadele ise biraz daha farklıydı.
    1980’lerin sonlarına doğru Ortaköy’de bir evde “Adnan Hoca” olarak ortaya çıkan birisi, etrafına tamamı varlıklı ailelerin çocukları olan genç ve güzel kızlar ve yakışıklı oğlanlar toplamış, onları müridi haline getirmişti.
    Aileler kan ağlıyor, evlatlarını bu pislikten kurtarmak için çareler arıyordu.
    Adnan Oktar, zengin çocuğu müritlerinin ailelerinden “Aşırdığı” pahalı şeylerden geçiniyor, çocuklar bu bataklığın içinde aileleri ile karşı karşıya geliyordu.
    Bazı çocukların ana babalarının bence şüpheli ölümlerinden sonra kendilerine kalan mirasları bile Oktar’ın emrine veriliyordu.
    Bu çocuklar arasında o zamanın en zengin ailelerinin evlatları, bakanların, siyasetçilerin çocukları da vardı.
    Bazı aileler “Zor kullanarak” çocuklarını bu çukurdan kurtarırken, böyle bir imkanı olmayanlar çaresizce evlatlarının ellerinden kayıp gidişini izliyordu.
    Oktar’ın müritleri arasında bugünün çok ünlü bazı yıldızları, televizyonun en güçlü figürleri, mankenleri, hatta siyasetçileri veya siyasetçi danışmanları da vardı.
    Tüm bunlar olurken kimsenin kılı kıpırdamıyor, Adnan Oktar rahatça at koşturuyordu.
    Yakışıklı müritler İstanbul’un en ünlü gece kulüplerinde mürit avına çıkıyordu.
    Müritler arasındaki kızları ikiye ayırmışlardı.
    Yeni müritler bulunması için ortalığa çıkan güzel kızlara Adnan Hocacılar “Motorlar” adını veriyordu.
    Evlerde hizmet eden ve sokağa çıkmayan kızlar ise “Bacılar”dı.
    Müritler İstanbul’un farklı semtlerindeki evlerde gruplar halinde yaşıyor, Adnancılar kendi aralarında kıydıkları nikahlarla evleniyor, çocuk yapıyorlardı.
    Oktar, İslam adı altında yeni bir din yaratıyordu. Namazları farklı kılıyor, İslamın kılık kıyafet kuralları, cinsellikle ilgili kuralları Oktar tarafından kendine göre değiştiriliyordu.
    İşte o dönemde ben hem yazılarımda, hem de radyo programlarımda bu grubun kirli yüzünü anlatmaya başladım.
    Ben anlattıkça ihbarlar geliyor, daha somut gerçekleri ortaya koyuyordum.
    Benim bunlara açtığım savaşa Adnan Hocacılar kendilerine yakışır bir ahlaksızlıkta yanıt verdiler.
    O sıralarda henüz mail diye bir şey yoktu ama faks diye bir şey vardı.
    Benim hakkımda akıl almaz iftiralarla dolu fakslar metinler hazırlayıp başta medya kuruluşları olmak üzere onbinlerce yere fakslamaya başladılar. Neler yazmıyorlardı ki!
    Burada tekrarlamaya dilimin varmayacağı rezaletler.
    Ancak karşımda somut bir muhatap yoktu.
    Açtığım davalar sonuçsuz kalıyor, onlar ise hep aynı mahkemeden bana dava açıp duruyorlardı.
    O sırada Türkiye’de İslamcı siyasetin de yükselişe geçtiği bir dönemdi. Bunların iç yüzünü bilemeyen kimi İslamcı gruplar bunlarla işbirliği yapıyor, kimi belediyelerle iş ilişkileri bile kuruyorlardı.
    Bir gün bir aileden kızlarının Adnan Oktar ve grubu tarafından kaçırıldığı ve Emirgan’daki bir eve kapatıldığı bilgisi geldi.
    İstanbul Emniyeti hemen harekete geçti ve söz konusu eve baskın yapıldı.
    Baskında Emniyet güçlerinin karşısına umulmadık bir sürpriz çıktı.
    O sırada iktidarda olan Refah Partisi’nin daha önce Bakanlık da yapmış önemli bir ismi evdeydi ve “Gençlerle” sohbet etmekteydi.
    Operasyon duvara çarpmıştı.
    Ancak pes etmedik.
    Tam bu sıralarda Adnan Hoca Örgütü’nün kandırdığı kızlardan biri, manken Ebru Şimşek bir şekilde bu gruptan kurtuldu. Ancak çeşitli tehditlere ve şantajlara maruz kaldı. Evde kameraya alınmış görüntüleri sızdırıldı, grupla maddi bağlantıları olan kimi gazeteciler tarafından bu görüntüler kullanılmaya başlandı.
    Ancak Ebru Şimşek okkalı bir kızdı.
    Pes etmedi. Mücadele etti.
    Oktar ve çetesi ile ilgili bilgeler verdi.
    Bu sırada Ebru Şimşek’in avukatı, grup tarafından baskı ya da başka yollarda davalardan çekildi.
    Fakat genç kızın mücadelesi mağdur ailelere cesaret verdi, peş eşe davalar açıldı.
    Ve cesur bir polis müdürü bu işin üzerine kararlılıkla gitti.
    O günün ve hatta bugünün bazı güçlü siyasetçileri de davacı oldular.
    Sonunda Adnan Oktar tutuklanarak 1999 yılında cezaevine girdi.
    Ancak garip bir şekilde davaya müdahil olan siyasetçiler davadan çekildiler.
    Bir süre tutuklu kalan Oktar serbest bırakıldı.
    Ancak grup ciddi darbe almıştı.
    Müritlerin bazıları çil yavrusu gibi dağıldılar.
    İçlerinden birisi bir çete savaşında öldürüldü, biri yurt dışında öldü.
    Oktar’ın çekirdek kadrosundan sadece Tarkan Yavaş kaldı.
    Oktar durumunu toparladı. Eski düzeni farklı bir şekilde yeniden kurdu.
    Bu arada ilginç uluslararası bağlantılar kurduğunu da öğreniyorduk.
    İsrail’de bazı gruplarla sıkı fıkı ilişkileri vardı ve müthiş bir “Proİsrail” hareketi haline gelmişti Adnan Oktar grubu.
    Oktar, bir yandan da Harun Yahya ismiyle “Evrim karşıtı” kitaplar yazdığını söylüyordu.
    Ancak bunlar pek çoğu ABD’de bulunan bazı evanjelik grupların ve güçlü kiliselerinin yazdığı veya yazdırdığı kitaplar olarak biliniyordu.
    Oktar’ın bu kiliselerle de yakın hatta parasal bağlantısı olduğu iddia ediliyordu.
    Ve bu arada Oktar, kendine ait bir internet televizyonundan yayıncılığa başladı.
    Garip yaşantısını ve alemlerini fütursuzca halka açtı.
    Bu arada hala genç ve güzel kızlara televizyonunda iş teklif ediyor, sonrasında da bunları tehdit ve şantajla elinde tutuyordu.
    Herkes bu rezalete seyirciyken, dün sabah birden bire bu “Son derece yerinde” operasyon yapıldı.
    Kanserli bir hücreye yapılan bu operasyon, toplumdaki önemli bir pislik yuvasının ortadan kalkmasını sağlayacak diye umuyorum.
    Bu arada Tarkan Yavaş bu örgütün yapısı içinde Adnan Oktar’dan daha etkili ve daha önemli birisi.
    Onun da yakalanması gerek.
    Çünkü o da en az Oktar kadar “Tehlikeli”
    ***********
    BATI MEDYASININ İLGİSİ

    İlginçtir.
    Geçen ay bir Danimarka televizyonundan aradılar.
    “Adnan Oktar’la ilgili bir program hazırlıyoruz” dediler.
    Bir ricaları vardı, “bu grubu en iyi bilen gazeteci sizmişsiniz, bizimle bir röportaj yapar mısınız ve bizimle elinizdeki bilgileri paylaşır mısınız?” diye sordular.
    Röportajı yaptık.
    Daha sonra gidip Adnan Oktar ile de evinde konuştular.
    Geçen hafta da İstanbul’da serbest muhabir olarak çalışan bir İspanyol gazeteci aradı.
    O da bir İspanyol televizyonu için benzer bir programın hazırlanmasında danışmanlık yapıyormuş.
    Bu konuyla ilgili yardım istedi.
    Onunla da konuştuk.
    Ona da bilgiler ve konuşabileceği isimleri verdim.
    Bu programlar yayınlanamadan bu operasyon yapıldı.

    Fatih Altayli, Habertürk, 12.07.2018
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  15. #45
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.625
    Renommee-Modifikator
    10
    Sabah saat 06.38... Arayan Adnan Oktar'dı

    UYKUMUN en tatlı bölümündeyim.

    Telefonum acı acı çalmaya başladı.

    Önce duymazdan geldim.

    Yatakta sağa dönmeler, sola dönmeler, yorganı kafaya çekmeler falan.

    Fakat nafile!

    Lanet telefonun sesi öyle bir çınlatıyordu ki ortalığı kayıtsız kalmak imkânsız!

    Önce gözümü açmaya çalıştım bin bir çabayla, ardından gözlerimi kırpıştırarak saate baktım.

    06.38’i görünce... “Oha!” demiş bulundum istemsizce!

    En sonunda telefona baktım: Arayan, bilinmeyen bir numara!

    Genelde açmıyorum bilinmeyen numaraları.

    Ama öyle acı acı, öyle inatçı inatçı, öyle feryat figan çalıyordu ki telefon, yufka yürek ile merak duygusu anında örgütlenip “Aç şu telefonu” diye baskı yaptı.

    Açtım telefonu...

    “Alo! Ahmet Hakan Bey... Ben Adnan Oktar!”



    Telefon aracılığıyla da olsa hayatımda ilk kez konuşuyordum Adnan Bey’le...

    “Buyurun, ben Ahmet Hakan... Dinliyorum Adnan Bey” falan diye kekeledim şaşkınlık içinde.

    Başladı konuşmaya Adnan Oktar:

    “İngiliz derin devletinin etkisiyle şu anda bizim arkadaşlarımıza bir operasyon yapılıyor. Ben bu işten Tayyip Hocamızın haberinin olmadığına eminim. PKK falan dururken bize operasyon yapılıyor...”

    Devam etti konuşmaya Adnan Bey...

    Öyle tedirgin, öyle aceleci, öyle süratli bir şekilde konuşuyordu ki...

    Sabahları en az üç kahve içmeden kendime gelemediğim halde hemen anladım Adnan Bey’in kapısına polisin dayandığını ve az sonra gözaltına alınacağını...

    Tabii çaktırmadım.

    Konuşması bitince...

    “Verdiğiniz bilgileri aldım, geçmiş olsun, teşekkür ederim” falan diye saçmaladım, eveledim, geveledim.

    Ve telefonu kapattım.

    Sonrası malum...

    Şimşek gibi çaktı operasyon ve yağmur gibi aktı haberler, fotoğraflar, görüntüler.


    Adnan Oktar olayına dair ilginç notlar... Yarın bu köşede.


    Ahmet Hakan, Hürriyet, 12.07.2018



    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  16. #46
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.625
    Renommee-Modifikator
    10
    Bütün yönleriyle Adnan Oktar olayı

    13 Temmuz 2018

    - UZUN NAMLU: Uzun namlulu silahlar bulunmuş Adnan Oktar ve şürekâsının hanelerinde... Neden ihtiyaç duydular acaba uzun namlulu silahlara? “İngiliz Derin Devleti”ne karşı savaşta mı kullanacaklardı?

    *
    - İSRAİL: Adnan Oktar’a yönelik suçlamalardan biri de “İsrail’e devlet sırrı vermek”... Bu iddianın neye dayandırıldığını bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Adnan Oktar bir süredir alenen ve resmen İsrail’e yancılık yapmaktaydı.
    *
    - DÜŞÜNCE VURANLAR: Bazı tipler var... Bunlar Adnan Oktar ve ekibiyle al takke ver külah durumundaydılar... Ne yaptı bu tipler operasyondan sonra? Adnan Oktar’a herkesten daha acımasız şekilde saldırmaya başladılar.... Bu tipler var ya bu tipler... Yeryüzünün en uzak durulası tipleridir... Koruyun bunlardan kendinizi.
    *
    - MESELE CİDDİ: Erik Dalı oynaması, dans etmesi, “kedicik” vurgusu falan... Bunlar öne çıkarılıp Adnan Oktar olayı bir mavra konusu haline getirildi, getiriliyor. Oysa mesele mavraya alınmayacak kadar ciddi... Çocukları ailelerinden koparmaktan, yaşı küçük çocukların ırzına tasalluttan ve 40 farklı kategoride suçtan söz ediliyor. Alooo! Kendimize gelelim.
    *
    - KEDİCİK: Son üç gündür o kadar çok “kedicik” esprisine maruz kaldım ki... Bir daha yanımda “kedicik” esprisi yapana çok pis dalabilirim.
    *


    - YIKILASI ALGI: “Biz AK Parti’yi desteklemiştik, başımıza gelen karşısında şaşkınız” demiş Adnan Oktar. Adama bak! AK Parti’ye destek verince yargıdan, polisten muaf tutulacağını sanıyor! Ya da şöyle söyleyelim: Adam böyle düşünebiliyor! “AK Parti’yi destekledim, yırtarım” diye bir algısı var. Gerçi algının doğru olmadığı ortaya çıktı ama adamın bu algıya sahip olması bile korkunç...
    *
    - ADNAN’IN SANATÇILARI: Bazı sanatçılar, Adnan Oktar’ın davetlerinde boy göstermişler, hatta Adnan Oktar’a iltifatlar yağdırmışlar falan... Ne yani? Aldatılmış olamazlar mı? (Burada gülücük işareti var.)
    *
    - ÖMRÜMÜZÜ YEDİN ADNAN: Yeni nesiller son halini biliyor ama aslında “Adnan Hoca” olgusu, neredeyse son 30 yıldır hep gündemde... Şöyle bir baktım geriye: Neredeyse Adnan Hoca’sız bir süreç yaşamamışım. Ömrümüzü yemiş yani ömrümüzü!
    *
    - HARUN YAHYA: Adnan Oktar’ın Harun Yahya müstear ismiyle yazdığı kitapları yıllardır ballandıranlar, dağıtanlar, tefrika yapanlar, gazetelerinde övgülere boğanlar! Bu kitaplarla ilgili olarak bugün ne düşünüyorlar acaba?
    *

    - İNGİLİZ DERİN DEVLETİ: “İngiliz Derin Devleti”nin kendilerine operasyon çektiğine gerçekten inanıyorlarsa... Bunların alayı delidir.... Yok, inanmadan söylüyorlarsa... Bunların alayı korkunç derecede yalancıdır...







    Ahmet Hakan, Hürriyet, 13.07.2018
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  17. #47
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.625
    Renommee-Modifikator
    10
    Nagehan Alçı - A’dan Z’ye Adnan Oktar Operasyonu
    13.07.2018 - 02:02 | Güncelleme: 13.07.2018 - 12:27






    Adalet için olması gereken oldu. Hatta bu, gecikmiş bir operasyon bile sayılabilir. Adnan Oktar suç örgütüne yönelik savcılık ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından son derece detaylı ve kapsamlı hazırlanmış operasyon büyük bir başarı ile yürütüldü. 15 Temmuz’un en önemli kahramanlarından biri olan Mustafa Çalışkan’ın ülkemiz için yaptığı unutulmaz işlerden biri de şüphesiz Adnan Oktar çetesini hedefleyen bu operasyon olacaktır…

    Habertürk okurları hatırlayacaktır, bu sütunda 23 Mart 2018’de bu örgüte yönelik sadece muhalefette değil, AK Parti tabanında ve tavanında da büyük tepki olduğunu ve artık bu çetenin sabırları taşırmaya başladığını yazmıştım. O yazım aslında işaret fişeğiydi. Bu tavrımdan ötürü Adnan Oktar ve çetesinin türlü yalanlarla ve kumpaslarla bana saldıracaklarını biliyordum. Nitekim Oktar’ı suçlayan AK Parti milletvekilleri de ismini vermekten çekiniyorlardı, zira bu çeteden onlar da ürküyordu ama ben yine de gerçeği yazmak istedim.

    Sonrasında Adnan Oktar ve çetesi tam da beklediğim gibi hem bana, hem de alakasız bir şekilde Rasim’e karşı organize bir iftira ve hakaret kampanyası başlattı. Maalesef solcu sitelerin neredeyse tamamı da Oktar’ın iftiralarını büyük sevinçle alıntıladılar. Peki durduk yere Adnan Oktar neden Rasim’e saldırıyordu?

    2013’teki o program herşeyi ortaya koyuyor

    Bu sorunun cevabı 25 Ocak 2013’te yatıyor. O tarihte Rasim, Adnan Oktar ile teke tek bir program yapmıştı ve canlı yayında şimdi çarşaf çarşaf yayınlanan pislikleri Oktar’ın yüzüne pat pat söylemişti. Oktar, cevap veremeyip sürekli lafı geveleyince de onu canlı yayından kovmuştu. Bahsettiğim programı aşağıdaki videodan izlerseniz şu an gözaltında olan Adnan Oktar çetesi gerçeğinin ne olduğunu göreceksiniz.




    Kendisini mehdi zanneden ve emrinde bir suç örgütü olan Oktar’ın bir canlı yayında şahsen rezil edildiği yegane program bu olmuştu. Sonrasında Rasim’e her yerden tebrik telefonları yağmaya başladı ama arayanların hiçbiri de açıktan tavır koyamıyordu çünkü korkuyorlardı.

    Yıllar sonra ilk kez Pandora’nın Kutusu’nu açtığı için Oktar bu programdan sonra her türlü kumpas ve iftira ile sürekli Rasim’e saldırmaya başladı. 2013 başı konjonktürü, onun ve kediciklerinin artık herkes tarafından bir magazin figurü gibi görülüp gülündüğü bir dönemdi. 90’larda Oktar ile mücadele edenler bile artık bu mevzuda konuşmuyorlardı. Müritleri her siyasi parti ve sivil toplum temsilcileriyle görüşüyordu. Kimse artık Oktar’ın üzerine gitmiyordu. Açıkçası ben de Oktar’a gülüp geçenlerdendim. Fakat Rasim ısrarla Adnan Oktar’ın bir suç örgütü lideri olduğunu ve hukuken üzerine gidilmesi gerektiğini savunuyordu. Kritik konumdaki yetkililere de hep bunu anlatıyordu. Sonunda söylediği oldu ve 11 Temmuz sabahı büyük operasyon geldi.

    Operasyonun tüm detayları

    Birçok kaynakla konuştum. Adım adım, operasyonu yapanlardan ve planlayanlardan tüm detayları dinledim. İnanılmaz ayrıntılar öğrendim. Korkunç bazı gerçekleri ilk kez işittim. Hepsini burada paylaşmam imkansız. Ama size ana hatlarıyla bu iğrenç çetenin omurgası ile ilgili resmi çizip, operasyonun gelişimini aktaracağım…

    Öncelikle tarih… Düğmeye bazılarının iddia ettiği gibi 2016’da değil, Ekim 2017’de basılmış. Eylülde göreve gelen İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Furkan Sezer, İstanbul Emniyet Müdürü Çalışkan’ın desteği ile bu çetenin üzerine gitmeye karar vermiş. İstanbul Başsavcı Vekili Hasan Yılmaz’la görüşmüş ve çalışmaya başlamışlar.

    Gerisi film gibi… 9 aydır nefesleri takip edilmiş çete üyelerinin. Nereye gidiyorlar, nasıl mürit avlıyorlar, nasıl para buluyorlar… Kısa kısa anlatayım.

    Oktar üzerine telefon bile yok

    Sistem şöyle işliyor: Bir kişinin üzerine 20 paravan şirket kuruyorlar, yalandan kuyumcu dükkanları, aynı sermaye üzerinden gösterilen farklı şirketlerle alınan silah ruhsatları, hayali ihracat...

    Ancak Adnan Oktar üzerine hiç bir şey yok. Ne bir tapu, ne bir fatura kaydı, ne bir telefon. Oktar bütün harcamalarını müritleri üzerinden yapıyor.

    O dev alan köşke ait değil!

    Görüntüleri çıkan köşk esasen 250 metrekare üzerine oturan bir bina. Küçük de bir bahçesi var. Zaman içinde Boğaziçi İmar’da geliştirdikleri ilişkilerle adım adım etrafındaki devlet arazisine genişlemişler. Şimdi o kurulan ilişkilere de bakılıyor.

    Köşkü kağıt üzerinde karı-koca görünen müritleri adına, köşkün birkaç bina altında yaşayan mal-mülk zengini bir kişiden kiralamışlar. Daha sonra üzerine çöktükleri ve Kandilli Rasathanesi'ne kadar uzanan alanda camekan, prefabrik yapılar inşa etmişler. Bu yapılar birbirine koridorlarla bağlantılı.

    Adnan Oktar’ın gittiği 3 AVM

    Adnan Oktar’ın bulunduğu yerler belliymiş: Köşk, köşke 1,5 km uzaklıktaki stüdyo ve gittiği 3 alışveriş merkezi, Akasya, İstinyePark ve Kanyon. 20 kişilik bir koruma ordusu ile çıkıyor ve yanına bir çanta dolusu para alıyormuş. Müritlerinin kredi kartları ile de harcama yapılıyormuş. Her zaman zırhlı araçlar kullanılıyormuş.

    Örgüt içinde yükselme

    Erkeklerin örgüt içinde yükselmesi için 2 şey gerekiyormuş: Oktar’a para ve kadın sağlamak. Ne kadar çok para ve kadın bulunursa o kadar prestiji artıyormuş müridin.

    Kadın bulmak için de herkesin onun için belirlenen mekanlarda çalışması gerekiyormuş. Belli kafeler, kulüpler, alışveriş merkezleri… Buralarda yakışıklı ve zengin müritler ‘kız tavlıyor’. Bir ilişkiye başlanıyor, evlenme vaadediliyor, kızın müstehcen görüntüleri kaydediliyor (emniyet 25 örgüt evi tespit etmiş, hepsinde gizli kamera düzeni var). Sonrasında psikolojik ilaçlar verilerek kızlara turnike denen toplu tecavüzler başlıyor. Adnan Oktar’ın karşısına tüm bunları yaşayan kızlar çıkarılıyormuş, yani enkaz haline getirlip ondan sonra ‘huzura çıkarılıyorlarmış’.

    FET֒nün 3 ismi ile ilişkiler

    Bu operasyonla ilgili çok ilginç bilgiler de gün yüzüne çıkıyor. Teyit ettiğim bilgilere göre FET֒nün 3 ismi de Adnan Oktar’ın köşkünün düzenli ziyaretçileri arasındaymış: Biri hapiste, biri firari 2 gazeteci ve Rumi Forum’un başkanı Emre Çelik. Bu isimler 17-25 Aralık darbe teşebbüsü sonrasında da Oktar’ı devamlı olarak ziyaret etmeye devam etmişler.

    Bu ilişkiler üzerinden özellikle tarihi eserlerle ilgili davalar Yargıtay aşamasında yönlendirilmeye çalışılmış.

    Zarrab davasındaki bilirkişi

    Bu operasyonda ismi zikredilen çok ilginç biri daha var: Jonathan Schanzer. Schanzer’ı Rıza Zarrab davasında hakim Richard Berman’ın, savunma avukatlarının itirazlarını reddederek İran yaptırımları konusunda atadığı bilirkişi olarak tanıyoruz. Scahnzer, Washington merkezli düşünce kuruluşu FDD’nin başkan yardımcısı.

    Peki bu ismin Adnan Oktar dosyasında ne işi var? Schanzer de Adnan Oktar’ı köşkünde belli aralıklarla ziyaret eden isimler arasındaymış. Bazı müritler de ABD’ye onu görmeye gidiyorlarmış.

    İsrail desteği

    Hep bir efsane gibi anlatılan İsrail desteği iddiasının aslı astarı olup olmadığına da baktım. Tespit edilen ciddi ilişkiler var, bürokratlar ve din adamları ile düzenli görüşme trafiği ve onlar üzerinden gelen paralar mevcut. İsrail’den Türkiye’ye para sokma limiti 20 bin dolar. Örneğin 10 kişi Oktar’ı ziyarete geliyor ve 200 bin dolar getiriyormuş.

    Yukarıda bahsettiğim Schanzer’in başkan yardımcılığını yaptığı FDD de ABD’deki siyonizm destekçisi zengin işadamlarından maddi yardım alan bir kuruluş. En büyük bağışçısı da Kudüs konusunda Trump’ı teşvik eden milyarder Sheldon Adelson. Yani hem İsrail hem de ABD’deki siyonist lobilerle ilişki mevcut.

    Örgütün 2. Ismi kim?

    Gözaltı kararı çıkarılan 235’in 178’i yakalandı. Bütün ağır toplara ulaşıldı. Dün Fatih Altaylı, Tarkan Yavaş’ın Oktar’dan bile önemli olduğunu yazdı, evet Yavaş örgüt içinde önemli ama operasyonu yürütenlere göre 2'nci isim o değil, 2'nci isim Oktar’ın yanında arabada yakalanan Didem Ürer.

    Köşkte neden 10 mikrodalga fırın vardı?

    Öğrendiğim ilginç bir detay da operasyonda köşkte ele geçen 10 mikrodalga fırın. 99’daki operasyonun travması ile önlem olarak bu fırınları köşkün çeşitli yerlerine yerleştirmişler. Olası bir operasyonda hard diskleri ve telefonları yakmayı planlıyorlarmış ancak başaramamışlar.

  18. #48
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.625
    Renommee-Modifikator
    10
    Nagehan Alçı - Yabancı bürokratlara gidenler ve operasyonun diğer detayları
    14.07.2018 - 10:24 | Güncelleme: 14.07.2018 - 12:18




    Dün bu sütunda Adnan Oktar ve çetesine yönelik operasyonla ilgili birçok detay aktardım. Bahsedilen ve fotoğrafları yansıyan köşkün oturumunun sadece 250 metrekare olduğu, çetenin Boğaziçi İmar’dan birileri ile ilişki geliştirerek devlet arazisine adım adım çöktüğünü, bu ilişkilerin de mercek altına alındığını, FET֒den 3 ismin o köşkün ziyaretçileri arasında olduğunu, köşkte neden 10 mikrodalga fırın bulunduğunu, Adnan Oktar’ın İstanbul’da nerelere kimlerle gidip yanında ne taşıdığını, örgütün 2 numarasının kim olduğunu anlattım.

    Bugün operasyonla birlikte ortaya çıkan başka bazı detaylara devam edeceğim…

    Kadınlara estetik operasyon

    Öncelikle kadınların görüntüsü meselesi var. Hepsi birbirine benzeyen, botokslu, balık etli kişiler görüyorduk. Bu, Adnan Oktar’ın estetik zevkini yansıtıyormuş. Örgüte ‘kazandırılan’ her kadın bir süre sonra estetik ameliyattan geçiriliyor, ardından Oktar’ın karşısına çıkarılıyormuş. Bu ameliyatların nasıl ve nerede yapıldığını soruşturduğumda 'farklı hastanelerde, ücreti ödenerek' cevabını aldım. 4 hastane varmış tercih edilen ancak tamamen profesyonelce yapıldığı için bu hastanelere zarar gelmemesi adına isim vermiyorum.

    Yabancı bürokratlara yabancı kadınlar

    Oktar çetesinde yabancı kadınlar da vardı, bunları ekranda ya da Oktar’ın yanında görüyorduk. Genelde yurtdışından, eski SSCB coğrafyasından getirilip Boğaz’da otellerde misafir ediliyormuş bu kadınlar ve yabancı bürokratlarla kurulan ilişkiler için kullanılıyor, onlara gönderiliyorlarmış. Yani eskort hizmeti veriyorlarmış.

    Silivri göstermelik

    Oktar ve çetesinin Silivri’de de 40 dönümlük bir çiftliğinden bahsediliyor. Orası göstermelikmiş, şu an o çiftliğin bulunduğu yer köpek eğitim merkezi olarak kullanılıyormuş.

    Aile Bakanlığı ve Diyanet’e çağrı

    Her geçen saat birbirinden iğrenç detayların ortaya çıktığı, büyük bir suç örgütü ile karşı karşıyayız. Oktar operasyonu içinde toplumun bir çok yarasına dokunan çeşitli unsurlar barındırıyor.

    Bunların en önemlisi çocuklara cinsel saldırı ve tecavüz. 18 yaş altı 6 kızın tecavüze uğradığı söyleniyor. Bu, yalnızca tespit edilmiş rakam, eminim çok daha fazlası var.

    Buradan sivil toplum örgütlerine, Aile Bakanlığı'na ve Diyanet’e sesleniyorum: Bu meseleye müdahil olmanız şart! Sizler de operasyonun destekçisi ve takipçisi olun, 99’da yanlış bir zeminde başlayan ve heba edilen operasyon gibi olmasın. Bu pislik başka yere bulaşmasın ve bir daha açılmamak üzere bu defter kapansın!

    Diyanet’e özel olarak şu hatırlatmayı da yapayım: FET֒de verdiği tepkide çok geç kaldı, burada ilk günden en üst perdeden bu mücadeleye müdahil olmazsa yine çok geç kalabilir…

    99 İLE KIYASLAMAK YANLIŞ

    Bu operasyonu 1999’da Oktar’a yapılan operasyona benzetmek çok yanlış. Şu an yapılan, hukuken çok sağlam olarak hazırlanılmış, altyapısı güçlü bir operasyon. 1999’daki ise altyapısı az olan ve ‘Adnan Oktar ve müritlerini içeri alalım da bol elektrik işkencesi ile konuştururuz’ mantığındaki tipik bir eski Türkiye operasyonuydu ve maalesef bu işkenceci zihniyet yüzünden sonuç alınamadı.

    Hatta 28 Şubat döneminin bu işkenceli operasyonu Adnan Oktar ve çetesinin ekmeğine yağ sürdü. Operasyonun haklı tarafları bile bu işkencelerin gölgesinde kaldı. Yapılan işkenceleri dönemin valisi Erol Çakır bile kabul etti ve Oktar bu işten sıyrıldı. Hukuka ve usülüne uygun olmayan her operasyon aslında o çetelerin işine yarıyor. Türk hukuk tarihi bunun örnekleriyle dolu.

    O dönemin siyasetçilerini suçlamak

    Öte yandan 1999’daki operasyona destek vermediği için kimi siyasetçilerin suçlanması da yanlış. O dönem Adnan Oktar’a operasyon yapanlar, bir yandan da Tayyip Erdoğan’ı da suç örgütü lideri olarak göstermek isteyen uydurma bir İGDAŞ operasyonuna imza atıp Erdoğan’ın yakın çalışma arkadaşlarını da işkenceden geçirmişlerdi. Yeni Şafak’ın sahiplerine de o dönem işkence yapılmıştı. Tufan Mengi ve Harun Karaca gibi isimlere, ‘Erdoğan örgütümüzün başıdır’ demeleri için sistematik işkence yapıldığı adli tıp raporlarınca kanıtlanmıştı.

    Zaten o 28 Şubat konjonktüründe dindar kesim toptan saldırı altındaydı. Böyle bir ortamda elbette dindarlar kime operasyon yapılırsa yapılsın desteklemezlerdi ve o koşullar içinde haklıydılar…

    Sol bir iktidar böyle meşruiyet bulamazdı

    Bugün de, eğer Erdoğan iktidarı olmayıp, diyelim sol bir iktidar olsaydı, Adnan Oktar örgütüne yönelik operasyon bu kadar geniş toplumsal meşruiyet bulamazdı. Hatta böyle bir operasyon yapılamazdı. Halbuki şimdi hemen herkes bu operasyonu destekliyor. Bu arada özellikle son dönemde Akit Gazetesinin de ısrarla ve korkmadan bu çetenin üzerine gittiğini teslim etmek gerekiyor. Akit ile tamamen farklı bir dünya görüşüm var ama medyanın büyük çoğunluğu Oktar çetesinden korkarken son dönemde Karahasanoğlu Ailesi bunlarla mücadele etmekten hiç vazgeçmedi. Bu konuda haklarını teslim etmek gerekir…

Seite 2 von 2 ErsteErste 12

Lesezeichen

Lesezeichen

Berechtigungen

  • Neue Themen erstellen: Nein
  • Themen beantworten: Nein
  • Anhänge hochladen: Nein
  • Beiträge bearbeiten: Nein
  •