Din-Siyaset ilişkisi ve cemaatlerin siyasallaşması


Din-Siyaset ilişkisi mslman toplumlarda srekli tartışılmıştır. Peygamber Efendimizin bir ynyle toplumun yneticisi olması ve pratikte Medine Devletinin kurulması, mslman ilahiyatıların din-siyaset ilişkisine değinmelerini beraberinde getirmiştir. te yandan olayın sadece teolojik boyutu değil, sosyolojik boyutu da tarihsel aıdan nem arz ediyor. nk mslman toplumlarda yada diğer bir adıyla İslam devletlerinde padişahların ve İslam alimlerinin konumu her zaman tartışılmıştır.

Bu ilişki sadece mslmanlara has bir tartışma konusu olmamış. zellikle hristiyan dnyasında da, en ge Roma İmparatorluğundan itibaren bu ilişkinin boyutları tartışılmış. Orta asır vahşeti dneminde zaman zaman kilise ve devlet birbirlerine meşruiyet vermişler, zaman zaman da g ve hkmdarlık kavgaları arasında birbirlerine rakip olmuşlar. Hz. İsa (a.s)a atfedilen Sezar'ın hakkını Sezar'a, Tanrı'nın hakkını da Tanrı'ya verin sz bu gereği yansıtıyor.

Mslman toplumun ierisinde de aynı meşruiyet dağılımları yaşanmış. İbn Saud, Muhammad İbn Abd al-Wahhabın kızıyla evlendikten sonra, devlet lideri Saud, Abd al-Wahhaba dini meşruiyet, Abd al-Wahhab da İbn Sauda siyasi meşruiyet veriyor. Bu ittifak sebebiyle bugn bildiğimiz Suudi Arabistan devleti ve Vehhabilik zihniyeti oluşuyor.

Şiilikte de din-siyaset ilişkisi ilahiyat fakltelerine konu olmuştur. Bu eksende Ayetullah-devlet ilişkisi tartışmalarda n planda yer alır.

Literatre baktığımızda İslam dini genel anlamıyla bir devletin nasıl oluşmasıyla ilgili bir tarif yapmıyor. Zaten devlet dediğimiz kavram, Platonun devlet anlayışıyla kıyasladığımızda, en basit şekliyle bir şehrin organizesini stne alan, grev olarak yerine getiren bir aygır, modern tabirle ynetme sanatını gerekleştiren en byk kurum. İslam bu devletin organizesiyle ilgili bir şekil tarif etmezken, ahlaki ve etik kuralları nplana ıkararak, hem şahıslar iin hem kurumlar iin bir davranış modeli ortaya koyuyor. Bu modele gre de bir devlet anlayışı, bir sistem oluşabilir.

Bu sistemin şekillendirilmesine hem dindar insanlar, hem de dinden uzak şahıs ve gruplar talip olur. İktidar alanını şekillendirmek iin her şahıs, grup, kurum kendi ideolojisini, anlayışını, dnya grşn ve inancını yansıtmak ister. Sonu izm ile biten ideolojiler, komunizm, bolşevizm, sosyalizm gibi, toplumu ve iktidar alanını şekillendirmek dşncesi ve hareketiyle ortaya ıkmıştır. Bu ideolojiler kendi dayattıkları sistem sayesinde devlet sisteminin sahibi olarak nplana ıkmışlar.

İktidar alanı ise, servet ve g ile orantılı olduğu iin insanoğluna cazip gelir. Sırf bu sebeple bile yukarıda bahsettiğimiz ahlaki ve etik kurallar bu alanı şekillendirmek iin gereklidir. Aksi takdirde siyaset alanı, psikolojileri bozuk, nefsine kurban ve ahlaki değerleri hie sayan insanlarla dolar. Bu yzden Mark Twain Politikacılar her sabah iki defa tıraş olmak zorunda, nk iki yzldrler der. Peygamber Efendimiz ise iktidardakilerin g ve makam kullanmak yerine, halkın hizmetileri olduğunu bildirmiştir: Bir kavmin efendisi onlara hizmet edendir. Ki siyasetiler, temsilci olarak, devletin organizasyonunu birilerinin yapması gerektiği iin seilirler. Onlara g vermek iin seilmezler. Bedizzaman, makul devlet adamlarının vasıflarını aıklar: Hulef-i Rşidn, herbiri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddk-ı Ekber (r.a.), Aşere-i Mbeşşere ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hkmnde idi. Fakat mnsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hrriyet-i şer'iyeyi taşıyan mn-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler.

İktidar alanına muhafazakar kesim ve şahısların da talip olacabileceğini yukarıda yazmıştık. Fakat cemaatlerin ve dini grupların siyasallaşması tehlikesini de gzardı etmemek gerekir. İslam tarihinde dinin siyasallaşmasıyla ilgili bir takım sıkıntılar yaşanmıştır. zellikle sapkın bir kaderci anlayış, Bu sizin kaderiniz, bunu kabullenmek zorundasınız. Bu durumu değiştiremessiniz. diyen siyasetileri meydana getirmiş. Hasan el-Basrinin Kader Risalesi bu anlayışa nefis bir cevaptır.

Dinin siyasallaşması neticesinde Cumhuriyetin ilk yıllarında da bir dini vesayet oluşmuştu. Tek dini anlayış, tek tefsir, tek Kuran meali, tek tip dindar insan anlayışı hakimdi.

Dini gruplar bir siyasi yarışmaya girdiklerinde ise, seimlerde kim kimi destekliyor ile ilgili ard ardına aıklamalar gelir. Bedizzaman Said Nursinin ifadesiyle, kendinden olan siyasi anlayışı destekleyenler yanlış da olsa melek, diğerini destekleyenler doğru da olsa şeytan ilan edilir. Her iki siyasi cenah da bu şekilde hareket eder. Dolayısıyla insanların iman ile ilgili gncel problemlerine ve gnlk meselelerine zmler retmesi gereken dini gruplar siyasallaşma krizine girerler.

Cemaatlerin siyasallaşması da yeni bir konu değil. Modernitede dini cemaatlerin veya STKların siyasallaşması her zaman gndemde olmuştur. Sadece islami cemaatler değil, hristiyanlık ve yahudilikte de tartışılan bir konudur. Cemaat olarak, tm cemaatin ferdleri adına, A veya B partiyi destekliyoruz gibi aıklamalar, ileriye dnk uzun vadede cemaatlerin aleyhine işliyor. nki neticede cemaatlerin ilk gayesi iman hakikatları olmalı. İnsanlara Allahı, ahireti hatırlatmak ilk vazifeleridir. Bu bağlamda her insana ulaşma isteği vardır. Eğer bir cemaat toplumda tamamen A veya B partisiyle bağdaştırılırsa, her insana ulaşma imkanı da sınırlı kalır. Bir de bir toplumda zaten bir siyasi kamplaşma var ise bu hedef hi gerekleşmez. Bu nedenle cemaatlerin asıl vazifelerini gz nnde bulundurarak hareket etmeleri gerekir.

te yandan siyaseti şekil olarak dinsizleştirmek de yanlış bir laiklik anlayışından ileri geliyor. Laiklik, seklerizm ve laicitnin mahiyeti, devletin herkese, her dine eşit davranmasıdır. Protestanlığın katolizmle ve hristiyanlığın genel olarak kendi i atışmaları sebebiyle meydana gelen bir devlet organizasyonu şeklidir, ki kurum olarak kilisenin devlet işlerine fazla karışmasından sonra anlayış olarak ortaya ıkmıştır.

Fakat din toplumun en temel gncel meselelerinden biri olduğu iin dini, kamusal alandan uzaklaştırmak ve baskı altında tutmak yerine, onu kendi alanında yaşatmak gerekir. Nitekim sosyolojik araştırmalara gre, bu yapılmadığı takdirde modernite, dini alet eden terr rgtlerini meydana getiriyor.


Dr. Cemil Şahinz

Referans Dergisi, Kasim, Aralik, 2018
ztrk, Kasim 2018