Seite 1 von 3 123 LetzteLetzte
Ergebnis 1 bis 30 von 87

Thema: Ergenekon Davasi

  1. #1
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Ergenekon Davasi

    Derin çetenin karıştığı iddia edilen olaylar

    22 Mart 2008 Cumartesi : 16:03

    Ergenekon soruşturmasında son olarak İlhan Selçuk, Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu gözaltına alındı. İşte Ergenekon'un şifresi:

    Ergenekon soruşturması kapsamında son olarak Cumhuriyet Gazetesi başyazarı İlhan Selçuk ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu gözaltına alındı.

    Ergenekon soruşturması çerçevesinde dün de, Sedat Peker'den sonra, halen cezaevinde bulunan Susurluk davası hükümlüsü Yaşar Öz ile Semih Tufan Gülaltay da, savcıya 14 saat ifade vermişti.

    İstanbul Polisi, 22 Ocak'ta 2.5 yıl boyunca izini sürdüğü ve 'devlet yanlısı çete' olarak varlığı bilinen Ergenekon'a 'üçüncü dalga' operasyonuyla darbe indirmişti.

    Ümraniye'de bir gecekonduda bulunan el bombalarıyla ilgili olarak başlatılan, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Avukat Kemal Kerinçsiz, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol ve Doçent Emin Gürses'in de aralarında bulunduğu 37 kişi tutuklanmıştı.

    Derin çetenin karıştığı iddia edilen büyük olaylar

    1 Ermeni gazeteci Dink'in öldürülmesi
    Hrant Dink 19 Ocak 2007 tarihinde öldürüldü. Katili hemen yakalandı ancak cinayetin organize olduğu ortaya çıktı.

    2 Cumhuriyet'e 3 kez bombalı saldırı
    Cumhuriyet gazetesine 5, 10 ve 11 Mayıs 2007 tarihlerinde saldırı düzenlendi. Saldırıyı yapan Danıştay zanlısı Arslan'dı.

    3 Trabzon'da İtalyan rahip öldürüldü
    Santa Maria Katolik Kilisesi'nin rahibi Andrea Santoro 5 Şubat 2006'da öldürüldü. 16 yaşındaki zanlı O.A. yakalandı.

    4 Danıştay 2'nci Dairesi'ne baskın
    17 Mayıs 2006'da Danıştay'ı basıp bir hâkimi öldürdü 4'ünü yaraladı. Muzaffer Tekin'le bağlantısı olduğu ortaya çıktı.

    DİNK CİNAYETİNDE ERGENEKON İZİ

    Ergenekon örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyon kapsamında yapılan teknik takip sonucu gazeteci Hrant Dink cinayetinin arkasındaki ismin tespit edildiği öne sürülmüştü

    SABAH
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  2. #2
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Dünden bugüne Ergenekon (Nazli Ilicak, Sabah, 26.03.2008)

    Dünden bugüne Ergenekon
    Ergenekon hakkında çok şey yazıldı çizildi. Dağınık bilgilerden toparlayabildiklerimizi, konuyu berraklaştırabilmek için sunuyoruz.
    1999'dan sonra yeniden yapılanan Ergenekon'un, eskisiyle bir ilgisi var mı? Hani, solcuları hedef alan, Ziverbey Köşkü'nde Tümgeneral Celil Gürkan, gazeteci İlhan Selçuk, İlhami Soysal ve diğerlerine işkence yapan Tümgeneral Memduh Ünlütürk'ün de üye olduğu Ergenekon'la? Bence yok. Çünkü o dönem dava başkaydı.
    1968'de Fransa'da başlayan talebe olayları, sağsol çatışması, Türkiye'de hiç durulmadı. Belli ki, birileri kazanı sürekli fokurdatıyordu. 27 Mayıs "devriminin" yarım kaldığını düşünenler, sivilasker işbirliğiyle yeni bir darbenin peşine düşmüşlerdi. Bu yüzden kargaşa devam etmeliydi. İşin içinde, Cemal Madanoğlu gibi 27 Mayıs "artıkları" vardı; Doğan Avcıoğlu, Devrim gazetesi çevresinde, bir an önce Demirel hükûmetinin yıkılmasını talep eden bir "aydın" kitlesi oluşturmuştu. İlhan Selçuk, İlhami Soysal, Uğur Mumcu ve daha sonra o günkü gelişmeleri "Kimse kızmasın, kendimi yazdım" kitabında itiraf eden Hasan Cemal, Güney Amerika benzeri ilerici bir darbenin Türkiye'de de gerçekleşmesi hayalini kuruyordu. Adı geçen kitapta, Hasan Cemal, İlhan Selçuk'un kendisine, daha sonra "9 Mart darbesi olabilseydi, 27 Mayıs devam edecekti" dediğini belirtir. 9 Mart darbesinin içinde, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur ve Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler de vardı. Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç sayesinde 9 Mart darbesi önlendi; Faruk Gürler ve Muhsin Batur son anda darbe hazırlıklarından kopartıldı.
    Sol bir askeri müdahaleye zemin hazırlamakla suçlanan aydınların beraat etmesinin temelinde, işin ucunun Faruk Gürler ve Muhsin Batur'a dayanması yatıyor. Ergenekon, o tarihte, kuruluş amacına uygun olarak, komünizmle özdeşleştirdiği sol devrimcilerin karşısındaydı.
    12 Mart sonrasında, Ecevit, siyasette büyük bir ağırlık kazandı. Böylece, kontrgerillanın hedefi haline geldi. "Çünkü ortanın solu, Moskova yoluydu."
    Sağda ve solda vuruşan gençler, suikastta kurban giden aydınlar, Türkiye insanının kendisini büyük bir tehdit altında hissedip istikrar aramasına yol açıyordu. 12 Eylül'le "istikrar" geldi. 12 Eylül öncesi akan kan, sonrasında hemen durdu.
    O Ergenekon'la, bugünkü Ergenekon bence farklı. Çünkü, bugünkü Ergenekon, 1999'da, yani 28 Şubat sürecinde yeniden yapılanırken, "milliyetçi-sol-ulusalcı" bir vizyon kazandı. Ergenekon'un kontrolünde Kemalistsivil bir Lobi oluşturuldu. Amaç, antiemperyalist çizgide yeni bir milli mücadele vererek, Kemalizm'i müdafaa etmekti. Klasik milliyetçilerle, ulusalcı sol kol kola girip, "Kızıl Elma ittifakını" oluşturdu. Bu oluşumu, İlhan Selçuk yazılarıyla destekledi. "Cumhuriyetimiz tehlikede; farkında mısınız?" reklamları, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde laikliği koruma adına düzenlenen toplantılarda yükselen "Batı düşmanı, antiemperyalist ses", 301'den yargılanan aydınları "Ermenici " diye topa tutan Kemal Kerinçsiz ve arkadaşları, Ergun Poyraz'ın yazdığı ve AK Parti'nin önde gelen siyasetçilerini Musevilerle irtibatlı gösteren "Musa'nın Gül'ü; Musa'nın çocukları Tayyip ve Emine" gibi kitaplar, Lobi faaliyetleri kapsamında mütalaa edilebilir. Kimi, Lobi'nin bir parçası olduğunun farkındadır, kimi belki de Lobi tarafından kullanılmaktadır.
    Ergenekon ciddi bir olay; izlemeye devam edelim.

    Nazli Ilicak, Sabah, 26.03.2008
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  3. #3
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    'Ben Kemalist basibozuklarla yasayamam' (Perihan Magden, 01.04.2008)

    'Ben Kemalist başıbozuklarla yaşayamam'



    Oybirliğiyle kanuni hukuksuzluk ihtimali

    Cebime 14:42'de düşen mesaj "Anayasa Mahkemesi Heyeti, AKP'nin kapatılması istemiyle açılan davayı OYBİRLİĞİYLE kabul etti. Abdullah Gül'e ilişkin kabul kararı ise, oy çokluğuyla alındı," diyor.

    Yani: Cumhurbaşkanı'nın mahkemelenmesi/cezalandırılmasıyla ilgili bir-iki kişinin itirazı olmuş ki, OY ÇOKLUĞUNA düşmüşler.
    İktidardaki AK Parti'nin kapatılmasına 'bakılması' hususunda AliKıranYargıKesenler HEM FİKİRLER. Hep fikirler. AYNI fikirdeler.

    Abdullah Gül'ün cumhurumuzun başkanı olması ihtimali semalarda belirdiğinde, "Olmaz böyle şey! İtidal! Uyarı! Tedbir! Uzlaşı! Uzlaşı!" diye cırrlayan demokrasiözürlü aklıevvel devletçiler haklıymışlar yani.

    Onlar NE kadar devletleriyle özdeşşleşiyorlarsa zira, o denli Doğru Okumalar yapmaya (Bu Devlet'in güç bağımlılarına dair özünden yalakalanmaktan) muktedirler. Muktedirler.
    "Uzlaşı! Uzlaşın! Uzlaşma! 367 de çakarız, herrr türlü çamura da yatarız" diye çığlıklanırken, BİR BİLDİKLERİ varmış. Onlar BİR bilirlermiş ve fakat herrr şeyi anlarlarmış. Çok anlayışlı, dip derin köşe bucak kavrayışlılarmış.

    Ben mesela dindarla da, dinciyle de yaşarım.
    Kemalist başıbozuklarla yaşayamam oluyorum -YETTİLER GAYRİ!- bu topraklarda.
    Buraları harbiden; Fazıl Say'a, babasına, İlhan Selçuk'a, Şener Eruygur ve Özden Örnek paşalara AİT. Onlar belirlemekle 'yükümlü' hissediyorlar Bu Topraklar'ın gidişatını.

    'Laikçilik!' diyorlar başka da bir şey demiyorlar.
    Diyecek sözleri yok: Zira Kemalizm'i bi 'ideoloji' diye kakalamaya çalışanların '21'inci yüzyıla da ışığını tutacak Kemalizm!' diye zırvalayanların, geçtim AÇIK MODELİNDEN, kendini Amerikalar gördüm ben/nice 'sol' gasteyi ben kurdum/ben yıkadım/ben yamulttum diye pazarpazar pazarlayanların-

    Yani KİBAR fikir arsızlarının, ZIMNİ FAŞİSTLERİN kendilerini ennnn bilen 'ideolog' olarak gazladığı bu gariban ülkede-
    YUH Kİ YUH!
    Kapatın pek tabii ki Demokrasi Muslukları'nı!
    Tayyip Erdoğan diyor ki: "Ne yani, beş buçuk yıl bekledim, üniversitelerde türban bir hak olarak tanınsın diye."

    Hayır! Beş buçuk demokrasi yılı yetmez.
    Seksen yıllık anti-demokrasi geleneğinin imbiğinden süzülmüşlere, sonsuza dek beklesen, iki yüz seçim kazansan YETMEZ! YETMEZ!
    Onlar Herrr şeyi bilirler.
    Herrr şeyin en doğrusunu bilirler.

    Urfalı Kürt Çocuğu Abdurrahman'ı onlar yetiştirdi Devlet Babanın Bağrında. Yeni model devşirmeler: Devletimizin Bekçileri! Bu Altın Laikçi Çocuklar- yargıda.
    Onlar işşş başındalar. Onların ruh hasstası kalemşörleri her Allah'ın günü yeni bullshit'ler topaçlayarak Hazine Arazisi büyüklüğünde başş yazılarında, ortalığı bir uçtan öbürüne bulandırı-yorlar. Zevkle. Patrondan şevkle.

    Abdurrahman onların hizmetinde. Onlar Abdurrahman'ın. Buyrun: Sezer'in İKİNCİ SIRADAN atadığı adam, Birinci Sınıf bir iş çıkartıyor!
    Para babaları, balık lokantalarında Kapatma Davası'nın iddianamesini, ayağa fırlayıp bas bas coşkuyla bağırarak kutluyor, kadeh tokuşturuyorlar dangalaklıklarına-

    Oy birliğini; Onuncu Yıl Marşı'nı şahrem şahrem haykırarak ve göbek atıp kına yakarak kutlamalarını öneriyorum.
    Özden Örnek'e 'ait olduğu söylenen' Darbe Günlükleri'nin BİZZAT BU MÜTHİŞ KOMUTA-NIMIZA AİT OLDUĞU Mahkeme'de kanıtlandı. Hoş; Kral'ı olsa yazamazdı. Balzac'ı olsa; Emekli 1 Kuvvet Komutanımızın pervasızlığında ve detaycılığında kaleme alamazdı. Balık, BAŞTAN BELLİYDİ. İki elliydi.

    MKE, Cumhuriyet Gastesi'ne atılan bombalar, benim Jandarma ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na teslimim/imalim bombalar dedi.
    Seri numaraları var- yaaa.

    Hem Jandarma, hem Komutanlık "Envanterimde EKSİK YOK" dedi.
    Peki nerden çıktı da Ümraniye'deki eski askerin silah deposuna kondu Bu Bombalar?

    Danıştay'a (Yüce Yargı'ya!) saldıran Meczup (Ayağındaki) Arslan'ın hani, salladığı O Kutsal (Ulusal Darbeci) Gaste'ye bombalar? Aynı bombalar! Hep aynı bombalar!
    Bak: NOKTA Dergisi kapatıldı. Ne biçim korktu sahibi polis baskını artı mahkemelenmelerden.

    Bu Ergenekon İşi fazla dallandırılıp budaklandırıldı. İlhan Selçuk'a gecenin dört buçuğunda(!) uzanan eller, Yılların Ajan Provakatörü, yılların Sevilen Elemanı Perinçek'e 'uzanan' eller, sonra maazallah emekli kuvvet komutanlarımıza kadar (kanıtlı manıtlı) uzansaydı?

    Bu memlekette (bütün anketlerin gösterdiği üzre) EN GÜVENİLİR KURUM ORDU'muzdur. Neyse şimdi Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi DE 'En Güvenilirlik Kategorisi'nde Askeriye'nin yanındaki yerini aldı. 'Rahat!'

    Onlar en güvenilir; zira en 'bilirler'. Kimin 'tehlikeli' olduğundan anlamayan Bu Cahil Halk'ın saçma sapan gidişatına, -Mustafa Kemalim binlerce şükür- Bağımsız Yargımızın Derebeyleri, en nihayet (burda DEMOKRASİ oluyorlar) el koyuyorlar.
    "Ordu, Yargı el ele!

    Kürt Memet+Türbanlı Hafize: Çabuk kümese! Ait olduğun yere!" Benim 'algıladığım' (çok bariz) SLOGAN- BU!
    Cumhuriyet Seçkinleri GİDİŞATA el koymaya feci kararlı! GÜÇ damarlarından çekilmeden, onların iktidar kalım savaşı BU! Ne biçim saldırı teknikleri!!

    Perihan Mağden
    RADİKAL - 01.04.2008
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  4. #4
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    “Ben Müslümanın fanatigini severim” (Cemal Ussak)

    12.04.2008 tarihli BUGÜN gazetesi yazısı

    “Ben Müslümanın fanatiğini severim” !

    Cemal Uşak



    Geçtiğimiz günlerde, ünlü THE WALL STREET JOURNAL gazetesine “Secular Jihad” (Laik Cihad) başlıklı bir yazı yazan, degerli meslektaşımız Mustafa Akyol, yazısına anlamlı ve çarpıcı bir giriş yapmıştı:

    “ Moderate Islam’ın mutaassıb ve azgın düşmanlarının kimler olduğunu düşünürsünüz ? Üsame bin Ladin ve yandaşları mı ?Evet bildiniz. Şiddet ve terör yoluyla Allah adına cihad yaptığını düşünen İslamcı militanlar mı ? Fakat onlar bu konuda yalnız değil. Yer küresinin bu köşesinde (Türkiye’de) tam karşı cephede yer alan, ama “Moderate Islam”dan nefret etmede onlardan geri kalmayan bir grup daha var: Türkiye’nin laik fundemalistleri.”

    Türkiye birçok yönüyle gariblikler ülkesi. Bir şeyin aşırısına değil de ılımlısına karşı birilerinin mücadele yürüttüğü yegane ülke de burası olsa gerek.

    Önce birileri, “moderate İslam” kavramını çok yanlış ve kasıtlı bir şekilde “Ilımlı İslam” olarak tercüme edip iç siyaset piyasasına sundu. Ondan sonra da, “ılımlılık” üzerinden yakışıksız ve mesnetsiz değerlendirmeler ve spekülasyonlar yapılmaya başlandı. Bir defa, hangi sözlüğe bakarsanız bakın, “moderate” kelimesinin karşılığının “mutedil” ve “dengeli” olduğunu göreceksiniz. “Mutedil”in kökü ise “Adl” ve “Adalet”tir. Hiç şüphesiz ki, İslam’ın kendisi adelet ve denge dinidir.

    Bu anlamda bendeniz de çevremde bulunan birçok kimse de, kendimizin “Moderate Müslümanlar”, yani “İtidalli Müslümanlar” olarak anılmasından hiç mi hiç rahatsız olmayız. İfrat ve tefriten uzak, ileri ve geri aşırılıklardan azade dengeli Müslümanlar olabilirsek ne ala !

    Türkiye’de, Sayın Akyol’un yazısında sözünü ettiği “Laik fundemalistler”in kastettiği gruplar Fethullah Gülen Hocaefendi’ye gönül veren, onun “denge” görüşlerinden etkilenerek eğitim hamleleri yapan gruplar olsun, isterse AKP’ye gönül ve destek veren yurdum insanları olsun, aşırılıktan uzak dengeli Müslümanlardır. Yani “Moderate Islam”ın tarafındadırlar. Esasen Türk halkının büyük çoğunluğunun Müslümanlık anlayışı bu manadadır. Milletimiz ne birilerinin korkuttuğu gibi bir “Şeriat Devleti” arayışı içindedir ne de laikliğe karşı bir tavır içindedir. Hele hele, bazı kesimlerin her iç siyasi kargaşada “günah keçisi”ne dönüştürdükleri, Bediüzzaman Said Nursi ve takipçileri, demokrasiye, toplumsal barışa ve dinlerarası diyaloga vurgu yapan söylemleriyle tam tamına bu “Dengeli İslam anlayışı”nı temsil ederler.

    Hal böyle iken birileri bu anlayıştan neden rahatsız oluyor ve ona karşı, birtakım komplo teorileri ve spekülasyonlar yaparak, “Laik Cihad” a kalkışıyor ?

    Atatürk’ün ünlü sözünden ilhamen, birilerinin şu günlerde tam tamına şöyle dediğini duyar gibi oluyorum: “Ben Müslümanın fanatiğini, radikalini ve aynı zamanda paspal ve kirli sakallı olanını severim”.

    “Bu sevginin sebebi de ne ola ki!” demeyin ? Merhum Necip Fazıl Kısakürek boşuna dememiştir:

    “Ey düşmanım; sen benim ifadem ve hızımsın;
    Gündüz geceye muhtaç, bana sen lazımsın.”

    Bir fotoğraf ki neler söylemez insana ?

    Geçenlerde bir fotoğraf düştü medyaya ki sormayın. İri cüsseli bir Zat, çevresinde koruma olduğu anlaşılan birileri ile, pordösünü savurarak bir binadan dışarı dışıyor:AMERİKAN HASTAHANESİ.

    Haberin başlığı: 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, İlhan Selçuk’u ziyaret etti.

    Hafızam geçmişe gitti ve ziyaret eden ve ziyaret edilen arasındaki çapraşık ilişkiler bir resm-i geçit yaptı.

    Kırk yıl öncesinde, “ziyaret eden”, “ziyaret edilen” göre,“Morrison Süleyman” idi. “Emekçilerin haklarını gasbeden faşist sağ görüş” ü temsil ediyordu. “Ziyaret edilen” ise , “Memleketi maceraya sürüklemek isteyen bir avuç gomonistin yardakçısı sol kalemlerin ileri gelenleriden birisi” idi.

    Peki hangi dağda kurt ölmüştü de bu anlamlı ziyaret gerçekleşiyordu ? Elbette, “Ziyaret eden” için, “Dün dündü, bugün de bugün”dü. Dün ile bugün arasındaki temel farklar nelerdi acaba ? Derelerin altından hangi sular akmıştı ?

    Hangi saik, “Morrison Süleyman”, ı birilerinin iddia ettiği gibi “Amerikan emperyalizminin bölgede hakimiyetine karşı mücadele edenlerin sembol ismi İlhan Abi”yi ziyarete yönlendirmisti ?

    Ne değişmişti de, bir zamanların “Demokrasi kahramanı” ile “Çobün Sülü”, ömrü cunta oluşumları içinde yer almakla geçmiş İlhan Selçuk aynı zeminde buluşmuştu ?

    “Adnan Menderes’in genç avukatı” namıyle maruf, deneyimli politikacı Hüsamettin Cindoruk, neden kendisini ilk ziyaret eden kişi idi ?

    Yoksa benim bütün bildiklerim birer illüzyon mu idi ? Yoksa “Amerikan Hasahanesi” levhasını kaderin ironik tecelliklerine bir ibret olarak birileri mi oraya ilistirmişti ? Sanal reklam olarak.

    Kulağıma bir başka ses daha geliyor: “Ergenekon,neo-kon, nereye konarsan kon !”.

    Kayserililerin deyimiyle “Aklıma mukayyed ol Ya Rabbi” demekten kendimi alamıyorum.

    Ben işin içinden çıkamadım. Siz çıkarsanız bana da haber verin.
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  5. #5
    Unantastbar
    Registriert seit
    17.05.2003
    Beiträge
    3.548
    Renommee-Modifikator
    0

    Telefon kayıtları ortaya çıktı: Milleti birbirine yedireceksin

    Telefon kayıtları ortaya çıktı: Milleti birbirine yedireceksin
    Zaman
    19/04/2008

    Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla ilgili yürütülen Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emin Gürses'in, 'milletin nasıl birbirine düşürüleceğini' anlattığı ses kayıtları yayınlandı.

    Doç. Dr. Gürses, E.D. ile yaptığı telefon görüşmesinde şunları söylüyor: "Komutanlara Harp Akademisi'nde söyledim. Ben olsam, başörtüsü maşörtüsü serbest. Ondan sonra derim ki ekiplere, kardeşim kavgayı başlatın. Millet birbirlerini yesin."

    Ergenekon soruşturması kapsamında yürütülen soruşturmadan, kamuoyuna, tüyler ürperten ifadeler sızıyor. Son olarak aynı soruşturma kapsamında 'halkı isyana teşvik' suçuyla tutuklanarak cezaevine gönderilen Doç. Dr. Emin Gürses'in 'milletin nasıl birbirine düşürüleceğini anlattığı' telefon konuşmaları gazete sütunlarına taşındı. Star Gazetesi, dün 'Ergenekon'a acil durum telefonu' başlığıyla verdiği haberde, Danıştay saldırganı Alparslan Arslan'ın babası İdris Arslan ve Emin Gürses'in dinlemeye takılan telefon konuşmalarını yayınladı. İdris Arslan'ın da Ergenekon'la bağlantılı olduğu ileri sürülen haber için iç sayfada 'İşte Danıştay bağlantısı' başlığı kullanıldı. Danıştay saldırısı ile Ergenekon arasında bağlantı olduğu iddialarına bir delil daha bulunduğu aktarılan habere göre, İdris Arslan, Doç. Dr. Gürses'e Danıştay saldırısı nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırılan Osman Yıldırım'ın ifade değiştireceğini haber veriyor. Danıştay saldırısında silah temin ettiği iddia edilen Aykut Metin Şükre'nin avukatı Mehmet Taşdelen aracılığıyla bağlantı kuran Arslan, Gürses'ten önlem almasını istiyor. Taşdelen de İdris Arslan'ın ilettiği bilgileri 13 Şubat 2008 günü telefonda Emin Gürses'e aynen iletiyor. Polisteki sorgusunda bu telefon görüşmesi sorulan Gürses, "Avukatım, Danıştay davasında da avukatlık yapmaktadır. Gündemde olan bu konuyla ilgili yaşamış olduğu bu olayı benimle paylaştı." diye cevap veriyor. Emin Gürses'in dinlenen telefon görüşmelerinde ayrıca, 'halkı hükümete kışkırtmak için yapılması gerekenler'le ilgili ilginç yöntemler önerdiği de belirlendi. Gürses, 23 Ocak 2008 günü E.D. isimli şahısla yaptığı ve dinlemeye takılan telefon görüşmesinde şunları söylüyor: "Şimdi ben komutanlara Harp Akademisi'nde söyledim. Ben olsam, başörtüsü maşörtüsü serbest. Ondan sonra derim ki ekiplere, kardeşim kavgayı başlatın. Millet birbirlerini yesinler, bir bunu yaparım. Bak tam zamanıdır. Bırakacaksın birbirini yesin millet."

    Polisin bu konuşmayla ilgili olarak yaptığı savunmada ise "Harp Akademileri'nde ders verdiğim zamanlarda bazı öğrencilerim gelip gündemle ilgili sorular sormaktadır. Öğrenciler bana PKK sorununun nasıl düzeltileceğini sordular. Ben de Abdullah Öcalan'ın ifadesinde vermiş olduğu yöntemi örnek göstererek çözüm yolunu gösterdim. Aynı uygulamayı yapmalarını kastettim." şeklinde konuşuyor. 'Milleti birbirine düşürtmekle neyi amaçlıyorsunuz?' sorusu üzerine ise "Ben TSK mensuplarına PKK ile mücadelede, PKK'nın uygulamış olduğu taktiği örnek verdiğim için bu şekilde beyanlarda bulundum." demekle yetiniyor.

  6. #6
    Unantastbar
    Registriert seit
    12.09.2005
    Ort
    Österreich
    Alter
    28
    Beiträge
    3.199
    Renommee-Modifikator
    18

    Re: Telefon kayıtları ortaya çıktı: Milleti birbirine yedireceksin

    Milleti birbirine yedireceksin - Ya bunlar nasil "INSAN" ?? :hey:

  7. #7
    Unantastbar
    Registriert seit
    17.05.2003
    Beiträge
    3.548
    Renommee-Modifikator
    0

    Re: Telefon kayıtları ortaya çıktı: Milleti birbirine yedireceksin

    insan degillerki!

  8. #8
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Ergenekoncularin kulis zamani (Nevzat Tarhan)

    Ergenekoncuların kulis zamanı


    Ağustos 2008 Askeri Şura heyecanı diğer şuralar gibi bir taraftan Ankara kulislerini hareketlendirirken diğer taraftan askerler arasında gizli farklılıkları daha çok ortaya çıkardı

    Eskiden beri ordumuzda ‘Prusya tipi asker’ ve ‘Diplomat tip asker’ dengesi hep süregelmiştir. Cemal Tural, Namık Kemal Ersun, Recep Ergun, Ahmet Çörekçi, İsmail Hakkı Karadayı, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Çetin Doğan ‘Prusya tipi asker’ formatında idi.

    Prusya tipi komutanlık tarzında katılık, ilişkilerde esneklik göstermeyen, az konuşan ve konuştuğunda da ‘Vurdum mu oturturum’ gibi konuşma şekli belirgindi. Çoğu Ergenekon içinde görev almıştı.

    Bilindiği gibi Devsol suikastına kurban gitmiş E.Tümgeneral Memduh Ünlütürk “Ben de Ergenekon’un üyesiyim. Ergenekon Türkiye’de bütün kurumların üstündedir.” sözünün sahibidir. Trabzon Maçka doğumlu olan Çetin Doğan aynı ekole mensub bir komutandı. Şu sıralar kimin terfisi için kulis yapıyor olduğunu bilmek ilginç olurdu doğrusu. Sayın İsmail Hakkı Karadayı’nın terfilerinde hep önünün açılmasının, dış görevi olmadığı halde uluslararası pek çok nişan sahibi olmasının bir anlamı var mı acaba? Aynı ekolden Doğan Beyazıt 12 Mart 1971 öncesi binbaşı rütbesi ile ‘Sefer’ kod adı ile 9 Mart cuntacı ekipten olduğu halde orgeneralliğe kadar yükselmişti.

    Askeri hiyerarşide ‘Diplomatik tip liderliğin’ başlıca özellikleri; insancıl yetenekleri, kültür kapasitesi, tartışmaya açık olması, uluslarası ilişkileri kavrayış yeteneği gibi vasıflardır. Bilinen temsilcileri Necip Torumtay, Doğan Güreş, Teoman Koman, Hilmi Özkök, Edip Başer, Yaşar Büyükanıt olmuşlardır. Hem İlker Başbuğ hemde Işık Koşaner için bilimsel liderliğe uygun olduğu söyleniyordu. Son tartışmalarda kafalar çok karıştı. İlker Başbuğ’un fazla konuşkan olmaması eksi özelliği olarak gözüküyor.

    Böyle dönemlerde terfi etmek için bazı paşaların komuta katında prim yapacağını düşündükleri çıkışları hep olmuştur. Çevik Bir’in has adamı GATA’dan Tuğgeneral Yalçın Işımer 1999’da olaylı bir konuşma yapmıştı. “Mehmet Akif’in evreni Bedir savaşının ötesine gidememişti, 250 bedevi arabı Mehmetçikle bir tutuyordu. Biz bunlara ‘Adam sende’ demeyeceğiz bu adamları belleyeceğiz” diye seviyesiz bir konuşma yapmıştı. Zaman gösterdi ki bu toplum bu kafadaki insanları belledi ve seçim sandığına gömdü, gömmeye de devam edecektir.

    Bugünlerde bakıyoruz yanlışlar tekerrür ediyor. O tarihlerde geçmişe küfretmek prim yapıyordu. Şimdi Avrupa Birliği’ne karşı olmak prim yapıyor. Çağdaş evrensel değerler yerine tekilci, totaliter ve otoriter söylemler yüksek sesle söyleniyor. AB aleyhinde yazılmış kitapların askeri kantinlerde satılması çok anlamlıdır.

    Kütahya Hava Er Eğitim Tugay Komutanı Hava Pilot Tuğgeneral Hasan Küçükakyüz altı bine yakın ere hitaben yaptığı konuşmada “Düşünce ve inançlarınız bakımından şu hususu aklınızdan çıkarmayın; askerler, üniformaları gibi görüş ve düşünceleri bakımından tek tip olmak zorundadırlar.”

    Bir Ergenekon belgesi diyebileceğimiz ‘Bilgi Destek Eylem Planı’ lahikalarından yeni bir lahikanın gereği olarak mı konuşuyor, yukarılara şirin görünmek için mi konuşuyor bilinmez. Eğer diğer eğitim birliklerinde benzer konuşmalar yapılmışsa ‘Aydınlatma Timi’ görevini yapıyor diyebiliriz. Böylece Cuma hutbesi gibi ulusalcı vaazlarını ibadet vecdi ile yerine getirmiş oluyorlar.

    Bu tarz olaylar bana şu örneği hatırlatıyor. Ordudan kendisini attırmış ve yurtdışına yerleşmiş emekli bir subay ayrılma gerekçesi olarak özel hayatlarının olmamasını neden olarak göstermişti. Birlikte alay komutanı benim komutanım, lojmanlarda alay komutanının eşi benim eşimin komutanı, alay komutanının çocukları okulda benim çocuklarımın komutanı. Bu yaşam tarzı akla ziyan, dayanamadım demişti.
    Askerliğin meslek mi, yaşam tarzı mı olduğunun bilimsel gerekçelerini başka bir yazımızda tartışma dileğiyle hoşca kalınız.


    ntarhan@gmail.com

    Nevzat Tarhan
    Haber7.com, 01.07.2008
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  9. #9
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Ergenekon davasi nedir ve nasil basladi?



    Ergenekon davası nedir ve nasıl başladı?


    2007'de Ümraniye'de bir gecekonduda 27 el bombası ele geçirilmesiyle birlikte başlayan soruşturmaya Ergenekon Soruşturması deniyor.

    12 Haziran 2007'de Ümraniye Çakmak Mahallesi'nde bir gecekonduda 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyelerin ele geçirilmesiyle birlikte başlayan soruşturmaya Ergenekon Soruşturması adı veriliyor.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturmayı, örgütlü suçlara bakmakla görevli Beşiktaş'taki İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz yürütüyor.

    Soruşturmada, emekli astsubay Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş, Ali Yiğit, emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin, emekli astsubay Mahmut Öztürk, Kuvvai Milliye Derneği Genel Başkanı Bekir Öztürk, emekli binbaşı Fikret Emek, emekli yüzbaşı Gazi Güder, Siyasi Ekonomik Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme Merkezi (SESAR) Başkanı İsmail Yıldız, Fuat E., tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Ayşe Asuman Özdemir, emekli binbaşı Zekeriya Öztürk, Tuğrul D. ve Oğuz Evren K. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

    Daha sonra yapılan incelemelerde, Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların Ümraniye'de ele geçen bombalarla aynı seriden ve türden olduğu 'Bomba İnceleme ve İmha Daire Başkanlığı' tarafından tespit edildi.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ile Beşiktaş'taki Ağır Ceza Mahkemesi savcılığı tarafından ortaklaşa yapılan soruşturmada 'Ergenekon' örgütünün de izi bulundu.

    Muzaffer Tekin'in ilişkileri doğrultusunda eski binbaşı Fikret Emek'in 26 Haziran 2007'de annesine ait Eskişehir'deki evde yapılan aramada 11 kilo plastik patlayıcı ve suikast tüfeği Kanas ele geçirildi. Emek tutuklandı.

    15 Temmuz 2007'de gazeteci yazar Ergün Poyraz operasyon kapsamında gözaltına alınarak cezaevine konuldu. Poyraz, Kara Kuvvetleri'nin istihbari yapılanmasına ait 'gizli ibareli' veriyi ifşa etmekle suçlandı.

    Soruşturmanın genişletilmesi sonucu gözaltına alınan, eski yüzbaşı Gazi Güder, Fuat Ermiş, İsmail Yıldız, Asuman Özdemir ile son olarak da 26 Ağustos 2007'de Mete Yalazangil'de tutuklandı.

    Soruşturmanın boyutunun genişlemesi üzerine soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı iki oldu. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel de görevlendirildi.

    Üçüncü perde operasyonunda emekli tuğgeneral Veli Küçük, emekli kurmay albay Mehmet Fikri Karadağ, avukat Kemal Kerinçsiz, Susurluk hükümlüsü Sami Hoştan ve Sevgi Erenerol'un da aralarında bulunduğu 31 kişi 21 Ocak günü gözaltına alındı.

    31 şüpheliden Veli Küçük, eski yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, eski uzman çavuş Muhammed Yüce, avukat Kemal Kerinçsiz, Sami Hoştan, Sevgi Erenerol, Hüseyin Görüm, Oğuz Alpaslan Abdulkadir, Kahraman Şahin, Erol Ölmez, Erkut Ersoy ve yazar Ümit Oğuztan'ın aralarında bulunduğu 14 kişi tutuklandı.

    21 Şubat 2008 tarihinde yapılan operasyonun bu ayağını, üniversitelerde faaliyet gösteren ve örgüte hem teorik hem de yeni eleman kazandırma desteği verdiği iddia edilen akademisyenler oluşturdu.

    Ergenekon" olarak bilinen örgütlenme, başkana doğrudan bağlı olan dört daire komutanlığı ile iki sivil başkanlıktan oluşuyor. "Lobi" adı verilen sivil unsurların örgütlenmesini sağlayan oluşumla ilişkileri bu iki sivil sağlıyor. Örgüt, Türkiye'deki mevcut rejimin gerçek olduğuna inanıyor. "İç düşmanları" pasifize etmek, hatta ortadan kaldırmak için suikastları "kaçınılmaz" görüyor. Entelektüellere önem veriyor. Medyayı, sivil toplum kuruluşlarını (STK) kullanmanın önemine vurgu yapıyor. "Naylon terör grupları" ile naylon şirketlerin kurulması gerektiğini düşünüyor.

    Ergenekon örgütü soruşturması kapsamında beşinci dalga operasyonunu şafak vakti gerçekleştiren polis, Ankara'da İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'i, İstanbul'da ise eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ile Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk'un da aralarında bulunduğu 13 kişiyi gözaltına aldı.

    YENİ ŞAFAK, 1 Temmuz 2008
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  10. #10
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Sener Eruygur'un ofisinde SOK eden belge: Darbe Eylem Plani

    Şener Eruygur'un ofisinde ŞOK eden belge


    Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un, İstanbul'da Fenerbahçe Orduevi'ndeki ofisinde arama yapan polis şok belgelerle karşılaştı.

    Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un, İstanbul'da Fenerbahçe Orduevi'ndeki ofisinde arama yapan polis şok belgelerle karşılaştı.

    Burada ele geçirilen bilgi ve belgelerin, Ergenekon soruşturması kapsamında bugüne kadar toplanan bütün dökümanlardan daha önemli olduğu belirtiliyor. Ergenekon Terör Örgütünün adeta suçüstü yakalandığı Eruygur'un ofisinde bulunan en kritik belgelerden biri de 'darbe eylem planı'.

    ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ'NDE ŞOK BELGE

    Bu plana göre, ekonominin kötüye gittiğine dair ardarda anketler yaptırılıp sonuçları kamuoyuna duyurulacaktı. Temmuz 2008'in başında ise siyasi cinayetler işlenecekti. Bu cinayetler için aralarında JİTEM'den ayrılan kişilerin de bulunduğu 30 kişilik bir tim kuruldu. Bu tetikçilerin özellikle de yargı mensuplarını hedef almaları öngörülüyordu. Zira, cinayetlerden sonra 6 Temmuz'da 20 ilde eş zamanlı "yargıya sahip çık" mitingleri düzenlenecekti. Gaziantep'teki mitinge ise Hurşit Tolon ve ulusalcıların önde gelen isimleri katılacaktı. Yasadışı olarak tertip edilen mitinglerde polisle çatışma hedefleniyordu. Bu şekilde ülkede bir iç çatışma ortamı oluşturup darbeye davetiye çıkartılacaktı.

    Ele geçirilen darbe eylem planında, askeri müdahale sonrası kimin cumhurbaşkanı ve başbakan yapılacağının dahi açıkça ifade edildiği iddia ediliyor.


    Moral Haber
    2 Temmuz 2008 Çarşamba
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  11. #11
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Gazeteler, Ergenekon baskinini nasil gördü?

    Gazeteler, Ergenekon baskınını nasıl gördü?


    Gazeteler, Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında aralarında emekli paşaların da bulunduğu gözaltılara farklı yaklaştı.

    Gazeteler, Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında aralarında emekli paşaların da bulunduğu 21 kişinin gözaltına alınmasına geniş yer verdi. Medya, haberi, 'Ayışığına darbe', 'Nihayet bazı büyük balıklar', 'Üçüncü dalgada iki orgeneral', 'Sarıkıza darbe', 'Paşalara baskın', ''Orduevinde gözaltı', 'En büyük gözaltı', 'Darbe temizliği', 'Darbeci paşalara gözaltında', 'Deştikçe derinleşiyor' gibi manşetlerle sayfalarına taşıdı

    Taraf gazetesi, 'Darbeci paşalara gözaltında' başlığışyla verdiği haberde 'Devletin içindeki Ergenekon suç örgütüne yönelik operasyon 2004'teki darbe planlarının baş aktörlerine de uzandı." denildi.

    Gazete ayrıca CHP lideri Deniz Baykal'ın paşaları sahiplenmesini de ayrı bir haber olarak gördü. 'Baykal darbeci paşaları sahiplendi' başlığıyla verilen haberde, "Operasyonu Erdoğan'ın kişisel davası olarak değerlendiren Baykal, Hitler ve Stalin dönemindeki uygulamaları hatırlatarak 'Topluma mal olmuş kişileri birden gözaltına alamazsınız' dedi." ifadelerine yer verildi.

    Hürriyet gazetesi, haberi 'En büyük gözaltı' manşetiyle duyurdu. Haberde, ''Türkiye, Ergenekon soruşturması çerçevesinde iki emekli orgeneral, bir emekli tümamiral, bir emekle tuğgeneral, ve iki gazete yöneticisinin de aralarında buluduğu 21 kişinin gözaltına alınmasıyla sarsıldı." cümlelerine yer verildi.

    Sabah gazetesi, 'Orduevinde gözaltı' manşetiyle duyurdu olayı. Eski milletvekili Turhan Çömez'in arandığı bilgisine yer verilen haberde, 'Ergenekon'da altıncı dalga. Emekli Org. Eruygur orduevinde, Hurşit Tolon lojmanda gözaltına alındı' denildi.

    Milliyet, 'Paşalara baskın' manşetinin spotunda, 'Polis, eksi Jandarma genel komutanı Eruygur'u orduevinden, emekli Orgeneral Tolon'u askeri lojmandan aldı.' ifadeleri kullanıldı.

    Vatan, 'Ne ülke ama' manşetini tercih etti. 'İki eksi kudretli komutana Ergenekon gözaltısı' üst başlığıyla çıkan gazete, 'Yargıtay Başsavcısı'nın ülkesinin cumhurbaşkanını, başbakanını, iktidar partisini şeriatçılıkla suçladığı saatlerde, aralarında ikisi orgeneral olmak üzere beş emekli subayın bulunduğu 21 kişi darbe hazırlığı yaptıkları iddiasıyla gözaltına alındı.

    Cumhuriyet tarihinde ilk kez polis, askeri lojmanlara girerek, emekli komutanları dairelerinden alıp götürdü' ifadelerini sütunlarına taşıdı.

    Star gazetesi 'Darbe temizliği' manşetinin altında şu cümleleri kullandı: "Türkiye ilk kez darbeyi soruşturuyor. Ergenekon, darbeci emekli komutanlara da uzandı." Gazete ayrıca, 6 bin polisin operasyon emrini saat 04.00'da aldığı bilgisini de okuyucularıyla paylaştı.

    Bugün gazetesi olayı, 'Ayışığı'na darbe' manşetiyle duyurdu. Cumhuriyet gazetesi ise operasyonu eleştirdi. Daha önce genel yayın yönetmeni ve bir yazarı ile çalışanı, son operasyonda da Ankara temsilcisi gözaltına alınan gazete, "Ergenekon soruşturması muhalif sesleri susturma operasyonuna dönüştü" ifadelerini kullandı.

    Radikal gazetesi 'Ergenekon çoğu kudretli 21 isme ulaştı' üst başlığının altında 'Nihayet bazı büyük balıklar' manşetini attı.

    Vakit gazetesi, 'Deştikçe derinleşiyor' manşetiyle çıktı. Gazete, 'Ülkede kaos çıkarmayı ve darbe ortamı oluşturmayı amaçlayan Ergenekon terör örgütüne yönelik operasyonlar genişleyerek sürüyor.' ifadelerini kullandı.

    'Cumhuriyet Ergenekon üssü' başlığıyla verdiği bir diğer haberinde ise Mustafa Balbay'ın dışında, soruşturma kapsamında daha önce gazetenin imtiyaz sahibi İlhan Selçuk ve gazetenin eski yazarı Vedat Yenerer'le birlikte yine aynı kurumun bir çalışanının gözaltına alındığı bilgisine yer verildi.

    Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi gözaltına alınan Tercüman gazetesi ise 'Türkiye nereye?' manşetini kullandı. 'Atatürkçü ve Cumhuriyetçi isimlerin gözaltına alınması ülkede cepheleşme korkusu yarattı' spotunun altında ise 'Bir yıldır iddianamesi bile hazırlanmayan soruşturma kapsamında dün sabah 27 kişinin gözaltına alınması kafaları karıştırdı. Türkiye'yi şok eden gözaltılar 'Tek partili, otoriter rejime mi gidiyoruz' sorusunu göndeme getirirken, 'Bu bir örtülü hesaplaşma mı' dedirtti. Ergenekon'da büyük gözaltı Orduevinde gözaltı En büyük gözaltı Paşalara baskın Sarıkız'a darbe Nihayet bazı büyük balıklar Üçüncü dalgada iki orgeneral Ayışığı'na darbe Darbeci paşalar gözaltında Darbe temizliği İki eski kudretli komutana Ergenekon gözaltısı Deştikçe derinleşiyor Şok gözaltılar Ergenekon depremi Ergenekon'da ikinci dalga Orgenekon Ankara toz duman Gözaltılar buzdağının görünen kısmı Gözaltılar Türkiye'yi sarstı Darbe parodisine mutabakat operasyonu Büyük gözdağı Türkiye Nereye

    İŞTE MANŞETLER

    Zaman: Ergenekon'da büyük gözaltı

    Sabah: Orduevinde gözaltı

    Hürriyet: En büyük gözaltı

    Milliyet: Paşalara baskın

    Yeni Şafak: Sarıkız'a darbe

    Radikal: Nihayet bazı büyük balıklar

    Akşam: Üçüncü dalgada iki orgeneral

    Bugün: Ayışığı'na darbe

    Taraf: Darbeci paşalar gözaltında

    Star: Darbe temizliği

    Vatan: İki eski kudretli komutana Ergenekon gözaltısı

    Vakit: Deştikçe derinleşiyor

    Türkiye: Şok gözaltılar

    Takvim: Ergenekon depremi

    Referans: Ergenekon'da ikinci dalga

    Posta: Orgenekon

    Milli Gazete: Ankara toz duman

    Yeni Asya: Gözaltılar buzdağının görünen kısmı

    Güneş: Gözaltılar Türkiye'yi sarstı

    Birgün: Darbe parodisine mutabakat operasyonu

    Cumhuriyet: Büyük gözdağı

    Tercüman: Türkiye Nereye


    ZAMAN İNTERNET
    2 Temmuz 2008 Çarşamba : 11:51
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  12. #12
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Kasasindan tam 3 milyon Euro cikti!

    Kasasından tam 3 milyon Euro çıktı!

    Çilingirle açtırılan diğer kasa ise altın doluydu. Şoke olan polis memuru "Atatürk'ü seviyorum diyorsun ama paraların üzerinde Atatürk yok" dedi



    Ergenekon soruşturması çerçevesinde Ankara'da gözaltına alınan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ün gözaltına alınması sırasında polis ile Aygün arasında ilginç bir diyalog yaşandı. Evinden çıkışta basın mensuplarına Atatürk'ü sevdiğim için gözaltına alınıyorum" sözleriyle eleştirisini dile getiren Aygün'e, polis aracında evindeki kasasından çıkan 3 milyon Euro'yu hatırlatan bir polis "Sayın başkan Atatürk'ü sevdiğini söylüyorsun ama, kasandaki paraların üzerinde Atatürk yok" diyerek takıldı.

    İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekariya Öz'ün talimatıyla sabah saatlerinde evine gidilen Aygün'ün evinde yapılan aramada ilginç anlar yaşandı. ATO Başkanı Aygün önce eve gelen kişilerden kimlik beyanı istedi. Arama kararının tebliğ edilmesinin ardından polisler evde arama yapmaya başladılar. Evde yapılan aramada polisler 2 ayrı kasa tespit ettiler. Bu kasalardan birinin kendisine diğerinin ise eşine ait olduğunu söyleyen Aygün'e içinde ne olduğu soruldu. Polislere "Kişisel ziynet eşyası ve para var" cevabını veren Aygün'den kasaların açılması ve içindekilerin zapta alınması gerektiği ifade edildi.

    BİRİ PARA, DİĞERİ ALTINLA DOLU

    Bunun üzerine ilk kasayı açan polis içinden çıkan 3 milyon Euroyu görünce şaşırdı. Aygün bu paranın kendisine ait olduğunu ve tasarrufu olduğunu beyan etmesi üzerine paraya el konulmayarak tutanakla kayda alınarak kasa tekrar kapatıldı. Terörle mücadele polisleri diğer kasanın da açılmasını istedi. Ancak Aygün'ün eşi bu kasada kendisine ait altınların bulunduğu ifade ederek açmak istemedi. Polislerin ısrarı üzerine anahtarı şu anda bulamayacağını söyleyen Aygün'ün eşine ait kasa çilingir çağırılarak açıldı.

    Aygün eşine ait kasanın altın ve ziynet ile dolu olduğunu gören polis, "Bu ziynet eşyaları ve altınlar size mi ait" diye sordu. Aygün'ün eşinden olumlu yanıt aldıktan sonra kasa tespit tutanağını dolduruldu ve kasa kapatıldı.
    Ardından evden çıkan Aygün ve polisler kalabalık bir medya grubuyla karşılaştılar. Bekleyen gazetecilerin "Neden gözaltına alındınız" sorusu üzerine polislerin arasından "Atatürk'ü çok sevdiğim için gözaltına alınıyorum" diye cevap verdi. Ancak bu sözüne bir polisin cevabı çok ilginçti. Biraz önce yapılan ev aramasında Aygün'ün kasasından çıkan Euroları hatırlatan polis memuru, "Sayın başkan, Atatürk'ü çok sevdiğini söylüyorsun ama, kasandaki paraların üzerinde Atatürk yok" sözleriyle takıldı.

    ANKA
    02.07.2008
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  13. #13
    Administrator Avatar von Levent
    Registriert seit
    11.03.2004
    Alter
    38
    Beiträge
    2.939
    Renommee-Modifikator
    10

    Karşımızda, bu dünyaya ve Türkiye'ye ait olmayan bir "yaratık" duruyor.

    İllegal bir siyasî parti olarak Ergenekon

    03/07/2008


    Mümtazer TÜRKÖNE - ZAMAN


    Karşımızda, bu dünyaya ve Türkiye'ye ait olmayan bir "yaratık" duruyor. Tarif edilmesi ve tanımlanması alıştığımız standartların dışında. Çoğumuz, uyanıkken bile sürekli gördüğümüz kâbusa benzeterek "darbe" tehdidini öne çıkartıyoruz.
    Tehlike darbeden bile daha ciddi... Ergenekon, bir siyasî parti. Neden? Çünkü devlet iktidarını ele geçirme veya kontrol altına alma amacını taşıyor. Komünist ve faşist partiler gibi illegal yapı ve yöntemler kullanıyor. Gizlilik içinde iş görüyor. Paramiliter bir örgüt, ancak militer yapı merkezde yer aldığına göre faşist gizli partilerin hiyerarşik ve otoriter yapısına daha yakın. İçinde şiddet usullerini kullanacak niteliğe uygun aparatlar bulunuyor. Peki bu siyasî partinin ilham kaynağı neresi?

    Bu siyasî partinin ilham kaynağı, Soğuk Savaş dönemine özgü gayrınizamî savaş örgütleri. NATO savunma anlayışı çerçevesinde bütün Avrupa ülkelerinde kurulan bu örgütlerin amacı ideolojik savaşı yürütmekti. Geniş bir sivil örgütlenme ağına ihtiyaç duyuyordu. Kitlesel şiddet yöntemi, tıpkı Marksist-Leninist silahlı propaganda örgütlerinin kullandığı gibi, bir savaş yöntemi olarak bu örgütler tarafından benimsendi. Türk ordusu içinde özel harp teknikleri kısa zamanda siyasî iktidarlara müdahale etmenin ve siyaseti düzenlemenin bir aracına dönüştü. 12 Eylül darbesinin meşruiyetini sağlama almak için, bu örgüt aracılığıyla şiddet ortamına kritik destekler verildiği bugün artık yeteri kadar biliniyor.

    Soğuk Savaş, yani bu gayrınizamî savaş örgütlerinin dayanağı olan ideolojik savaş sona erdi. Bu örgütler bütün demokratik ülkelerde dağıtıldı, faaliyetleri soruşturma konusu yapıldı. Türkiye'de ise bu örgüt, siyasete müdahalenin, siyasî dengeleri etkilemenin aracı olarak taşıdığı değer yüzünden muhafaza edildi. Zamanla yapısı değişti. 28 Şubat sürecinde bu örgütün kamuoyunu oluşturma amacı taşıyan operasyonlarda kullanıldığı aşikar. Geçtiğimiz günlerde Genelkurmay'ın iki kere basın açıklaması yayımlayarak yalanladığı "Bilgi Destek Planı" başlıklı "Lahika 1"in, 28 Şubat Süreci'nde, Çevik Bir imzalı "Batı konsepti" ile neredeyse bire bir uyması, gözlerden kaçtı. Sivil hayata yönelik her tanzim teşebbüsünün, gayrınizamî savaş anlayışı içinde yer alması kaçınılmaz.

    Türkiye'de artık fiilî bir askerî darbe ihtimali yok. Neden? Çünkü darbeyle yönetilebilecek bir ülke artık kalmadı. Bunun yerine demokratik hayatı kontrol altına alacak araçları, bir savaş mantığı içinde düzenleme fikri eski güçlerini sürdürme hayali kuranlara cazip geliyor. Gayrınizamî savaş yöntemleri ile toplumu ve siyaseti bir hiyerarşiye bağlama fikri, Ergenekon yapılanmasının temel hareket noktasını oluşturuyor. Medya, sivil toplum, yargı, üniversiteler ve hatta ekonomi üzerinde bütün araçların seferber edildiği bir kontrol kurulması amaçlanıyor. Atatürkçülüğün üçüncü dünya solculuğu versiyonu, laikliğin inadına demokrat olmayan militan bir yorumu, dünyada olup biten her şeyi komplo olarak niteleyen anti-küreselleşmeci bir ulusalcılık bu kontrolün ideolojik dayanaklarını oluşturuyor. Türkiye'de geleneksel bürokratik solculuğun iktidar şansının fiilen olmaması, muhafazakâr merkez partilerin etki menzili dışında kalanlar için bu örgütlenmeyi bilinçsizce de olsa bir cazibe merkezine dönüştürüyor. Savcılığın yürüttüğü soruşturmaya karşı kampanya yürütenlerin çıkarttığı sesler, bu illegal siyasî partiye kitle desteği hakkında fikir veriyor.

    Ülkeyi, gayrınizamî savaş yöntemleri ile kontrol altında tutma projesi ilkel ve kaba bir fikir. Kendi halkına karşı gayrınizamî savaş yürüten ve üstelik devlet içinden güç alan bir örgüt, hiçbir dış düşmanın veremeyeceği zararı bu ülkeye verebilir. Ayrıca Ergenekon örgütünün birkaç eylem sonrasında tel tel dökülmesi ve dünyaya rezil olması bile, bu projenin ne kadar ham bir hayal olduğunu göstermeye kâfi.

    Türk devletinin bekası, milletin saadeti ve ülkenin güvenliği için bu örgütün deşifre edilerek tasfiye edilmesi şart.

    Zaman

  14. #14
    Administrator Avatar von Levent
    Registriert seit
    11.03.2004
    Alter
    38
    Beiträge
    2.939
    Renommee-Modifikator
    10

    Kutan'dan 'kayıp trilyon' isyanı: CHP'ye çifte standart yapılıyor

    Kutan'dan 'kayıp trilyon' isyanı: CHP'ye çifte standart yapılıyor


    Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Recai Kutan, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Kanaltürk televizyonuna aktarılan paralarıyla eski Refah Partisi'nin (RP) kayıp trilyon davasının aynı olduğunu, bu konuda mahkemenin çifte standart uyguladığını söyledi.



    Millî Görüş lideri Necmettin Erbakan'ı Altınoluk'taki evinde ziyaret etmek için İzmir'e gelen Kutan, Adnan Menderes Havalimanı VIP salonunda basın mensuplarının sorularını cevapladı.

    Bir gazetecinin kayıp trilyon davasındaki benzerlikleri sorması üzerine SP Genel Başkanı Kutan, bu konuda Adalet eski Bakanı Şevket Kazan'ın bir kitap yazdığını ve konuyu ayrıntılarıyla anlattığını söyledi. Erbakan'ın yargılanmasıyla RP'nin kapatıldığını belirten Kutan, "Erbakan'ın, daha doğrusu RP'nin yargılanması dolayısıyla Sayın Erbakan'ın da bu arada ceza alması, gerçek anlamda bir hukuk problemidir. Şimdi Erbakan için iki yıllık hapis cezası verildi. Avukatlar ısrarla şunu ifade etti: RP'nin hesaplarını inceleme yetkisi sadece Anayasa Mahkemesi'nindir. Yani Maliye'nin rapor hazırlayıp savcılığa intikal ettirmesi yanlıştır. Dinlemediler. Konu mahkemeye intikal etti ve bu istikamette bir karar çıktı." dedi.

    Hakimin, evrakta sahtecilik yaptığı gerekçesiyle Necmettin Erbakan'a 2 yıl hapis cezası verdiğini hatırlatan Kutan, karar verilirken mahkemedeki durumu gözönüne alınarak cezanın 2 yıl 4 aya çıkarıldığını, böylece cezanın paraya çevrilemediğini ya da ertelenemediğini kaydetti. Recai Kutan, "Şimdi buna benzer bir durum, aynen CHP için geçerli oldu. Şimdi gerçek anlamda hukukçular ne diyor? 'Onların hesaplarını inceleme Anayasa Mahkemesi'nin işi'. Doğrudur fakat o zaman da böyle değil miydi? Dolayısıyla bir televizyon kanalına milyonlarca dolarlık bağış yapılmış olmasının doğru dürüst hesabı sorulmuyor." şeklinde konuştu.

    'Ergenokon'da sonuna kadar gidilmeli'

    Ergenokon soruşturması hakkında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın sert açıklamalar yaptığının hatırlatılması üzerine ise Kutan, şunları söyledi: "Şimdi bir bakıyoruz ki Deniz Baykal, ülkenin ekonomisi hakkında hiçbir beyanda bulunmuyor. Memur, işçi, çiftçi, esnaf, sanayici perişan, onlardan bahseden yok. Şimdi müzakere edilen konu, biraz önce bahsettiğim konular. Denebilir ki bu Ergenekon önemsiz bir mesele mi? Elbette çok önemli, hayati önem taşımakta ancak bu olaya dair bakışta Sayın Baykal'ın meseleyi yeterince ciddi ele almadığını, tamamen politik ve ideolojik saplantılar içinde değerlendirdiğini görüyoruz. Basında o kadar ciddi iddialar ortaya atılıyor ki insan inanmak istemiyor ancak meselenin üstüne sonuna kadar gidilmeli. Kim ki bunu engelleyici bir tavır içinde olur, millî menfaatlerimize aykırıdır." dedi.

    Erkenokon soruşturması kapsamında gözaltına alınanlarla ilgili savcılığın hazırladığı iddianamenin açıklanmasını beklediklerini belirten SP Genel Başkanı Kutan, "Bugüne kadar orgeneral rütbesinde bir kişinin, emekli de olsa böyle gözaltına alındığına dair hiçbir örnek yok. İnsan ister istemez düşünüyor. Demek ki kararı veren yargının elinde o kadar güvenilir belge ve bilgiler var ki bunu çok rahatlıkla yaptılar."


    Zaman

  15. #15
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Ergenekon savcisinin odasinda 2.5 saat (Can Dündar)

    Ergenekon savcısının odasında 2.5 saat


    Bu yazıyı yazmak için 6 ay bekledim. “Soruşturmanın selameti” açısından...
    Yargıya saygımdan...
    Geçen süreçte, “çetenin kanıtı bombalar” imha edildi.
    Kimlerin ne zaman gözaltına alınacağı hükümet yanlısı gazetelerde önceden açıklandı.
    Açıklanmamış iddianamenin belgeleri kitap halinde yayımlandı.
    Ve iddialar, iddianameden önce gazetelerde çarşaf çarşaf yer aldı.

    İkinci Öz
    Ocak sonu bu köşede “İkinci Öz” başlıklı bir yazı yazmıştım.
    “Ergenekon sorgulaması”nın başına Zekeriya Öz getirilince soyadlarının aynı olmasından yola çıkarak, 30 yıl önce benzer bir davayla Doğan Öz’ün uğraştığını hatırlatmıştım.
    ”Şiddet eylemlerini kışkırtan bir örgütün devlet aygıtını kendi amacına uygun bir şekilde dönüştürmeye çalıştığını” söyleyen bu aydın savcı, Kontgerilla’yı keşfettikten 2 ay sonra öldürülmüştü.
    30 yıl kaybeden Türkiye’nin önünde yeni bir şans vardı şimdi...

    Soruşturma karargâhında
    Yazı yayımlandıktan 1 ay kadar sonra savcılığa davet edildim.
    26 Şubat günü, Beşiktaş’taki cumhuriyet savcılığına ifade vermeye gittim.
    Üst kattaki odada iki masa vardı; masalardan birinde oturan nazik bir savcı, beni davet eden savcının o gün gelemediğini belirtti; “İfadenizi Zekeriya Bey alacak” dedi.
    “Ergenekon Davası”nın ünlü savcısı Zekeriya Öz’le böylece tanıştım.
    Önce ortamı tarif edeyim:
    İnsan, “Cumhuriyet tarihinin en büyük davalarından biri” için kalabalık bir savcılar heyetinin koca bir salonda binlerce dosya arasında arı kovanı gibi çalıştığını hayal ediyor.
    Değil.
    Karşılıklı iki masanın ancak sığabileceği, çok küçük bir oda...
    Böylesi bir soruşturma için üzeri fazlaca “temiz” masalar...
    İstanbul’un en güzel manzaralarından birine baktığı halde örtülü duran pencereler...
    Arada vurulan kapıda geçerken uğrayanlar ve sürekli cevap verilmek zorunda kalınan telefonlar...
    İki kez hatırlatılmasına rağmen geciken çay servisi...

    ‘Hedef?’
    Tanıştığımızda Savcı Öz, oturduğu koltukta dosya okuyordu. Dosyanın içinde “İkinci Öz” yazım olduğunu fark ettim.
    Memnuniyetsiz bir yüz ifadesiyle doğrudan lafa girdi:
    “Beni hedef göstermişsiniz” dedi.
    “Tersine” dedim; “...geçmişteki deneyimler ışığında ve bu davanın selameti açısından iyi korunmanız gerektiğini düşünüyorum. Bunun Türkiye için bir umut olabileceğini yazdım.”
    Yazının niyeti konusunda aynı görüşte değildi.
    Dışişleri Bakanı’nın “Bu davaya dikkat” demecinden sonra Ergenekon savcılığına atandığı yolundaki (daha sonra düzelttiğim) satırlarımı da iddiasına kanıt olarak gösteriyordu.
    Ama ilginçtir; oraya bu konu için davet edilmediğimi söyledi.
    Asıl davet gerekçesi, bugün soruşturduğu çetenin adını taşıyan bir kitaba 10 yıl önce imza atmış olmamdı. Celal Kazdağlı ile birlikte yaptığımız “Ergenekon” araştırmasıyla (İmge, 1997) ilgili bilgi almak istiyordu.
    “Ne biliyorsak, hepsini kitapta yazdığımızı” söyledim. Orada yazılı olanları kısaca özetledim.

    Tespih ve bulgular
    Laf açıldıkça, bir savcı ile bir avukatın da tanıklık ettiği bizim “ifade”, “derin” bir sohbete dönüştü.
    Ben az konuştum; 2.5 saat süren bu sohbetin yaklaşık 2 saatinde Savcı Öz, Ergenekon soruşturmasının ayrıntılarını anlattı.
    O gün için 125 klasörü bulmuş bu davanın en hummalı safhasında bana 2.5 saatini ayırabilmesine şaşarak ve gözümü 2.5 saat boyunca sürekli çektiği tespihinden ayıramayarak anlattıklarını dinledim.
    Veli Küçük’ün gözaltına alınmasından Emniyet’in tavrına,
    “AKP içine yerleştirilen casus”tan yabancı istihbarat örgütlerinin ajanı olarak fişlenen gazetecilere,
    bayrak mitinglerinin ardındaki isimlerden Danıştay saldırısının tahkikatına,
    Sabancı cinayetinden Dink suikastına, örgütün TV kanalı açma ve kimyasal silah üretme projesinden, mafya içindeki bağlantılarına, üs haline getirilmiş kiliseden, “iddianame açıklanınca kopacak kıyamet”e kadar uzandı sohbet...
    Savcı Öz’ün anlattıkları sayesinde 6 ay sonra ancak bugün ortaya çıkacak bazı mahrem bilgilere, o gün sahip olma şansına kavuştum.
    Bir gazeteci için ne büyük fırsat...
    Ama orada gazeteci mi, zanlı mı olduğumun henüz ayırdına varamamıştım.

    ‘Pardon, sizin kitap değildi’
    Nitekim sohbetin bir yerinde “tanık”lıktan “zanlı”lığa doğru evrildiğimi hissettim. Savcı Öz, tutuklulardan birinin “O kitabı Can Dündar’a, Veli Küçük yazdırtmış” dediğini söyledi.
    Hayret dolu bir gülümsemeyle “Neden yazdırtmış bana?” diye sorabildim.
    “Örgütü olduğundan küçük göstermek için...” dedi.
    Vay canına!
    “Amaç buysa nasıl oluyor da bu kitapta dönemin Başbakan’ın ‘kirli işler’ için kurduğu bir özel bürodan, örgütün ordu ve Emniyet içindeki bağlantılarından, İçişleri Bakanı’na uzanan kollarından, Cumhurbaşkanı’nı teslim alan derin ilişkiler ağından söz edilebiliyor?” diye sordum.
    “Biz de o iddiayı ciddiye almadık zaten” dedi, ama suçlama devam etti:
    “Burada tutuklu bulunanlardan birkaçıyla da kitap için röportaj yapmışsınız.”
    “Kimmiş onlar?” dedim.
    Hatırlayamadı.
    Kitapta röportaj yaptığımız isimleri saydım, “Yok, onlar değil” dedi.
    Sonra “Belki Hulki Cevizoğlu’nun kitabıydı” diye düzeltti. Yanlış hatırlanan bir kitaptan dolayı suçlanmaktan kıl payı kurtuldum böylece...
    Herhalde yorgun olduğundandı.
    Günlerdir dosya okumaktan bitap düşmüştü.
    Koca soruşturmayı 3 savcı götürüyorlardı.
    Başka bir hayatı kalmamıştı. Bu arada annesinin kalp rahatsızlığına çok üzülmüştü.
    Ayrılırken kolaylıklar diledim.

    Bitmedi
    Beni uğurlarken:
    “Bir de alt katta bir savcı arkadaşımız sizi görmek istiyor” dedi.
    Alt kata indim.
    Bir başka savcı bir başka dosya açtı.
    Dosyada yine “İkinci Öz” yazısı vardı.
    “Savcı Zekeriya Öz’ü hedef göstermekle suçlanıyorsunuz” dedi.
    “Az önce kendisiyle görüştük” dedim.
    “Biliyorum. O başka...” dedi.
    Yeniden ifade verdim. Amacımın hedef göstermek olmadığını söyledim.
    Bir ay sonra soruşturmadan aklandığımı öğrendim.
    Savcılıktan çıkarkenki fikrim, girerkenki tahminimden bir hayli farklıydı.


    Can Dündar
    Milliyet, 05.07.2008
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  16. #16
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Heryerekon sorusturmasi (Can Dündar)

    İlhan Selçuk gözaltına alındığında Cumhuriyet’e gitmiştim. Balbay dedi ki: “Artık sabahları birbirimizi arıyoruz; bu sabah alınan var mı diye...”
    Aynen öyle oldu.
    Dün sabah telefonu kapalıydı.
    Dilek’le koşup evine gittik.
    Site güvenliği, polislerin 6.40’ta geldiğini, 4 saattir içeride arama yaptıklarını söyledi.
    Vatansever Kuvvetler hareketiyle ilgili bir şeyler arıyorlardı.
    Az sonra bir sivil polis, bilgisayar kasasıyla çıktı dışarı...
    Hemen ardından da Balbay göründü kapıda... Yanında 4 sivil polis vardı. Bizi görünce gülümsedi. Endişelenmememizi söyledi:
    “Gocunacak bir şeyim yok; ne yaptığım ortada” dedi.
    Ekip otosuna bindirildi; gitti.
    Yeni çocuğu olmuştu. Diğer kızı yeni ilkokula başlamıştı.
    Birtakım adamların eve gelip her tarafı aramasını ve bilgisayarı yüklenip gidişini ona nasıl açıklayacaklardı?
    “Bilgisayara virüs girmiş. Amcalar onu temizleyecekler” dediler.
    * * *
    Darbe dönemlerinde yaşadığımız türde sahneler bunlar...
    “Sivil”de pek sevimsiz kaçıyorlar.
    Balbay, 25 Mart’ta NTV’deki Neden programında konuğum olduğunda Yücel Aşkın örneğini hatırlatmıştı.
    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Aşkın hakkında çete kurmaktan 3150 yıl hapis cezası istenmişti.
    Bir de yazıyla yazalım:
    Üç bin yüz elli yıl...
    Kendisi bu cezayı almadıysa da yardımcısı, tutukluluğunun üçüncü ayında buna dayanamayarak intihar etmişti.
    “Şimdi onun katili kim?” diye soruyordu Balbay ve Hükümet’in 8 kişilik asansöre “Belki kaldırır” diye 30 kişiyi sığdırmaya çalıştığını söylüyordu.
    Türkçeyle oynamayı sevdiğinden Ergenekon’a yeni bir isim takmıştı:
    “Heryerekon!”
    * * *
    “Ergenekon” adlı bir kitaba imza atmış biri olarak son 10 yılı bu çeteye dair yazılar yazarak, programlar yaparak geçirdim.
    AKP dahil hükümetleri, zamanında darbecileri yargılamadığı için eleştirdim. “Yargılamazsanız, yargılanırsınız” dedim.
    Ama burada, başından beri ben de Balbay gibi “Ergenekon”dan ziyade “Heryerekon” kokusu alıyorum.
    Daha seçimler öncesinde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, “Ümraniye’de bulunan bombalara dikkat edin. Bunun arkası gelecek” demişti.
    O zamandan beri soruşturmanın üzerindeki siyasi etiket silinmedi.
    Soruşturma bahanesiyle Hükümet muhaliflerine gözdağı verildiği, hoşa gitmeyen isimlerin listeye dahil edildiği, gece yarısı gözaltına almalarla, yazdırılan kitaplarla hedef haline getirildiği ve nihayet (dünkü gözaltıların zamanlamasında açıkça görüldüğü gibi) dikkatlerin AKP davasından buraya çekildiği görüldü.
    Ve ne yazık ki, gerçekten de provokasyonlarla darbe tezgâhlayan bir kanlı çetenin ortaya çıkarılması ihtiyacı, bu siyasi niyetin gölgesinde kaldı.
    “Asansör” öyle partizanca dolduruluyor ki, içinde yargılanmayı hak edenler bile “Asansör düşecek” kaygısıyla saklanıyor.
    * * *
    Şu anda yaşanan, asırlık bir hesaplaşmanın son raundunda tarafların birbirlerine düello teklifidir. Seçilen silah, hukuktur.
    “Seninkiler benim partimi kapatırsa benimkiler de seninkilerin ipliğini pazara çıkarır” hesaplaşmasından ne kapatılmak istenen parti ne de hedef alınan çete zarar görür.
    Zarar görecek şey sadece yargıdır.
    Ben, dün Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararında ne hissettiysem, bugün bu soruşturmada aynı hisleri taşıyorum.
    Hukuka inancımı giderek yitiriyorum.
    Bütün izah çabalarını da “Bilgisayara virüs girdi, amcalar onu temizleyecekler” yalanı gibi dinliyorum.
    Ağustos erken bastırdı Ankara’ya...
    Sıcak... Ve korkarım daha da sıcak olacak.


    Can Dündar,
    Milliyet - 02.07.2008
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  17. #17
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Ergenekon nereye? (Taha Akyol)

    NİYE gözaltına alınıyorlar? Bu insanlar denizi doldurup otel mi dikmişler?! Banka mı hortumlamışlar?! Bunlar yurtsever!
    Ergenekon soruşturmasına böyle bakmak yanlıştır!
    Bu insanlar bu tür suçlardan değil, darbe organizasyonu soruşturması için tutuklanıyor veya sorgulanıyor.
    Peki, öyleyse “dolaylı da olsa darbeye destek verenler”e kadar gidilsin, kökleri kazınsın!
    Böyle bakmak da yanlıştır!
    Çünkü hukukta “dolaylı da olsa” diye bir mantık yürütülemez! Siyasette “dolaylı da olsa laikliği zayıflatanlar” denilebilir, ama hukukta denilemez! Siyasette “dolaylı da olsa darbeye destek verenler” denilebilir, ama hukukta denilemez!
    Hukuk sadece “doğrudan” ilişkilere ve eylemlere bakar; “dolaylı da olsa” dediği anda, hukuk siyasallaşmış olur!

    İki tehlike
    Bu iki yanlış, Ergenekon soruşturmasında iki tehlikeyi de işaret ediyor: Biri darbe organizasyonunu hafife almak, hele de “yurtsever, ulusalcı...” falan diye savunmaya kalkmaktır.
    Niye unutuyorsunuz, karşı çıktığınız darbeler de aynı gerekçelerle yapılmamış mıydı?!
    Hedefler kadar yolların da meşru olması gerekmez mi?!
    ‘İyi hedef’e ulaşmak niyetiyle fiilen yanlış yollara girilmesi yüzünden yaşanmış felaketleri unutmamak gerekir.
    İkinci tehlike, “dolaylı da olsa bulaşanlar” mantığına kapılıp hukukun kabul edemeyeceği genişlikte suçlamalar yapmaktır! Mesela aynı çevrelerde bulunmak, ayni ideolojiye sahip olmak, hatta sık sık görüşmek bir “şüphe sebebi” olabilir ama kesinlikle aynı suça katılmanın “delil”i olmaz; bunun için başka kanıtlar gerekir.
    İddianame dolaylı ve zayıf değil, “doğrudan” ve güçlü delillere dayanmalıdır. Hakkında kuvvetli deliller bulunmayan isimler ve iddialar iddianameye konulmamalıdır.
    Özdemir Özok’un isabetli deyimiyle, “İddianame iddialı olmalıdır.”
    Yüz sanıktan 10’u, 20’si hakkında ciddi delillerle, ama 80’i, 90’ı hakkında sırf “dolaylı ilişkiler”e ve hukuken zayıf şüphe sebeplerine dayalı bir iddianame yazılırsa bundan hukuk da, demokrasi de çok, ama çok zarar görür!

    Başarmak zorundayız
    Türkiye vahim bir kutuplaşma döneminden geçiyor. Olabildiğince itidalli olmalı, paranoyalarımızın çıldırtıcı cazibesinden sakınmalıyız. Bu açıdan birkaç not.
    - Ordu içinde bir ekibin 2003 ve 2004 yıllarında “Sarıkız” ve “Ayışığı” kod adlarıyla darbe çalışmaları yaptığı konusunda kuvvetli şüphe delilleri kamuoyuna yansımıştır; adli soruşturma asla tavsatılmamalıdır.
    - TSK’yı tümüyle darbeciymiş gibi görmek, göstermek çok yanlıştır. Zaten darbeyi başarısızlığa uğratanlar da komutanlardır! Soruşturmada ismi geçen askeri personeli tasfiye eden de Genelkurmay’dır! Soruşturma için askeri lojmandaki aramayı da görevli askeri personel yapmış, ordu adli soruşturmaya yardımcı olmuştur!
    - Ergenekon soruşturması da AKP hakkındaki dava da toplumda yargının ideolojik tarafsızlığına güveni artıracak şekilde sonuçlanmalıdır. Bir kısım sivillerin darbeden umut keserek çözümü demokrasi içinde aralamaları, darbenin imkânsız olduğu bir toplumda şeriatın büsbütün imkânsız olduğunun herkesçe görülmesi, bu şekilde Türkiye’de “yöneten demokrasi”nin ve “hukuk devleti”nin güçlenmesi cumhuriyet rejiminin de en büyük kazançlarından biri olacaktır.
    Bunu başarmalıyız.


    Taha Akyol,
    Milliyet - 03.07.2008
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  18. #18
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Terörist basinin vahim Ergenekon iddiasi



    Terörist başının vahim Ergenekon iddiası


    Ergenekon üyeleriyle geçmişte görüştüğünü ileri süren teröristbaşı Abdullah Öcalan önemli iddialarda bulundu. İşte Öcalan'ın vahim iddiaları:

    Ergenekon üyeleriyle geçmişte görüştüğünü ileri süren teröristbaşı Abdullah Öcalan önemli iddialarda bulundu. 20 günlük hücre cezasına çarptırılan bölücübaşı Abdullah Öcalan, avukatlarıyla yaptığı görüşmede Ergenekon operasyonunu değerlendirdi.

    Öcalan, "Ergenekoncularla ben de çok görüştüm. Bunların Rusya'yla bağlantıları ortaya çıktı değil mi, bu yönleriyle tartışılmalıdır" dedi. Ergenokon soruşturması ve son gözaltılara değinen teröristbaşı Öcalan, şöyle dedi: "Ergenekon'da Tolon, Eruygur onlar tutuklandı, Levent Ersöz Rusya'ya kaçtı. Demek ki durum çok ciddi. Bu Amerika'nın doğrudan operasyonudur. Bunlar Rusya'ya, Çin'e, Hindistan'a dayanıyorlar."

    Ergenekon örgütlenmesi içindeki isimlerle de deflarca görüştüğünü iddia eden bölücübaşı Öcalan "Buraya gelenlerden biri de tutuklanmış. Ben onlarla defalarca görüşmüştüm. Çok katıydılar. Bunlar radikal bir gruptu. Aslında bana bir şeyler söylemek istiyordu, biraz farklıydılar. 2002'den sonra buraya gelmediler. Bu Ergenekon meselesi, bunların arasında hegemonik bir savaş var" dedi. Öcalan şöyle devam etti:

    Amerika onları hazırladı

    "Bu Ergenekoncular, otuz yıldır Amerikan karşıtlığı yaptıklarını belirtiyorlar. Hayır, aslında otuz yıldır Amerika'ya hizmet ediyor. Amerika, otuz yıl önce onları hazırlamıştı. Hatta AKP bunlardan daha çok Amerika karşıtı! AKP, ABD karşıtıdır demek istemiyorum. Balbay, İlhan Selçuk onlar da gözaltına alındı. Selçuk hiçbir şey anlamıyor. Amerika'ya nasıl hizmet ettiklerini bilmiyorlar. Doğu Perinçek, Küçük de, bunlar Amerikancıdırlar."

    BUGÜN, 12.07.2008
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  19. #19
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    SOK! Ergenekon'un son sifreleri cözüldü

    ŞOK! Ergenekon'un son şifreleri çözüldü


    Taraf'ın haberine göre, "Yetim, Penguen, Gem, Aslanı, Kaplan, Leopar, Pişik, Anıt, Büyük Ev..." bu kodlardan yalnızca birkaçı...

    2004 yılında Sarıkız ve Ayışığı darbe girişimlerinin ardından hazırlanan Ayışığı-2 ve Yakamoz adlı planlarda kullanılan şifre sistemi oldukça ilginç kodlara sahip.

    2004'te Sarıkız ve Ayışığı adlı iki darbe girişimi atlattığımızı biliyorduk. Aynı dönemde bu darbe girişimlerinin devamı olan "Ayışığı-2," "Eldiven" ve "Yakamoz" adlı darbe girişimlerinin varlığını da biliyoruz. Sarıkız ve Ayışığı'ndan farklı olarak "Eldiven"de herhangi bir şifre sistemi kullanılmamış. Ancak Ayışığı-2 ve Yakamoz'da, kişiler, kurumlar, ve ülkeler için bir şifre sistemi kullanılıyor. Darbe planlarındaki Ayışığı-2'de toplumu ve siyaseti yeniden biçimlendirme çabası, Yakamoz'da ise darbenin örgütlenme biçimi öne çıkıyor. Sözü geçen planlar Şener Eruygur ve ekibinin 2005'te emekliye sevk edilmesi nedeniyle gerçekleşemiyor.

    Darbe planlarında "Ayışığı" şifresi ile "ampul"e gönderme yapılarak AKP kastediliyor. AKP hükümetinin görevden uzaklaştırılması için oluşturulan darbe planlarında TSK için "Ocak" kelimesi kullanılıyor. Yeniden biçimlendirilmesi gereken kurumlar arasında "Ocak"ın yanısıra "Büyükev" koduyla Türkiye Büyük Millet Meclisi, "Salon" şifresiyle de Ankara'daki yüksek bürokrasi sayılıyor.

    Darbe planlarında, Genelkurmay'in yeniden biçimlendirilmesi için "Yetim" olarak adlandırılan dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün etkisizleştirilmesi isteniyor. Bu amaçla yapılacak ön hazırlıklarda "Gemi Aslanı" olarak şifrelenen Başbakan Erdoğan'ın yanısıra "V" koduyla valilerin, "K" koduyla kaymakamların ve "BB" olarak da belediye başkanlarının darbenin amaçlarına boyun eğmelerinin sağlanmasından söz ediliyor.

    "SERT MUHALEFET" • Ön hazırlıklar başlığı altında, "Büyükev" TBMM'nin yeniden yapılandırılması için "KurtlarTepesi" olarak adlandırılan bir çekirdek kadronun oluşturulması planlanıyor. "Gözlük" olarak MİT ve "Ayna" olarak Emniyet Teşkilatı'nın yeniden organize edilmesi de hedefler arasında yer alıyor. "Koro şarkısı" ifadesi ile hükümete karşı sert üslupla yazılmış basın açıklamaları kastedilirken, "Okutan" ile YÖK ve üniversiteler, "Çalışanlar" ile de, anılan darbenin sivil uzantılarının "Okuyan"larla birlikte "spor yapması" öngörülüyor. "Spor yapmak" şifresiyle de, hükümet karşıtı mitingler kastediliyor. "Sağduyu" kavramı kamuoyuna işaret ediyor. TSK'nın saygınlığının "sağduyu"da tartışılmaya başlandığına dikkat çekiliyor. "Koro şarkısı" kodlu mitinglerin "Gemi Aslanı" Başbakan'a karşı kullanılması isteniyor.

    AKP'NİN "TAYFA"LARI • "Tayfa" olarak adlandırılan milletvekilerinden bir grubun AKP'den ayrılmaları ve dağılmadan bir grup kurmalarının sağlanması amaçlanıyor. Darbe planında AKP Hükümeti'nin devrilmesi konusunda "Ağa sınıfı" olarak adlandırılan meslek kuruluşlarından ve "Irgat" olarak adlandırılan sendikalardan destek sağlanması öngörülüyor. AKP'den ayrılacak grubun başına "Zeybek" şifresiyle Namık Kemal Zeybek ve "Alpav" koduyla Ahmet Vefik Alp'in getirilmesi planlanıyor.

    FIRTINA GENELKURMAY'A • "Ocak" TSK'nın reorganizasyonu kapsamında "Kaplan" Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, "Leopar" Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur, "Penguen" Deniz Kuvvetleri Komutam Oramiral Özden Örnek, "Şahin" Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına, "Pişik" Genelkurmay İkinci Başkanı İlker Başbuğ, "Abide" olarak da dönemin Birinci Ordu Komutanı Yaşar Büyükanıt'ın ismi geçiyor. Bu süreçte Şener Eruygur Jandarma Genel Komutanlığı’ndan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na kaydırılacak. İbrahim Fırtına da Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan Genelkurmay Başkanlığı'na terfi edecekti. Bir yıl sonra, 2005'te ise İbrahim Fırtına emekli olacak, Şener Eruygur da Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan Genelkurmay Başkanlığı'na geçecekti. Bunun yapılabilmesi için de "Yörük" olarak kodlanan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in ikna edilmesi ve "Yetim" kodlu Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün "istirahata çekilmesi" öngörülmüş. Kaplan kod adlı Aytaç Yalman ve Penguen kod adlı Özden Örnek'in de emekliye sevk edilmeleri hedefleniyor.

    TSK'nın sekiz yıllık geleceğinin "garanti altına alınması”nı öngören plan, "Gemi Aslanı" Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasını kesinlikle engellenmesi ve dış tepkilerin de minimum düzeyde tutulması amaçlanıyor.Genelkurmay Başkanı Özkök'ün emekliye ayrılmasından sonra "Sarı Öküz" Kıbrıs ve "Ana Yazıt" Anayas konularında Başbakan Erdoğan'ın geri adım atması amaçlanıyor.

    Darbe planlarında gelişecek olaylarda "Koro",olarak anılan basın-yayın organlarının kullanımı, MİT ve Emniyet'in kullanımı, "Kahve olarak adlandırılan borsanın kontrol altında tutulması, "Çiyan" olarak adlandırılan AB ile "Sırtlan" olarak adlandırılan ABD'nin diplomatik ataklarına karşı önlem alınması hedefleniyor.

    KARANLIK DOĞAN" • "Koro" olarak kodlanan medya kuruluşlarına ve "Kasa" olarak kodlanan ekonomi çevrelerine gözdağı verilmesi darbeye uyumlu hale getirilmesi de hedefler arasında yer alıyor. "Karanlık Doğar kodlu Aydın Doğan'ın sahip olduğu medya kuruluşlarının çizgilerini değiştirmeleri için kendilerine baskı yapılması da isteniyor. Doğan medya grubu tavrını değiştirmezse bu gruba karşı yaptırım uygulanması da öngörülüyor.

    "IRAK'I DESTEKLEYELİM" • Darbe planlarında Irak'ın ABD tarafından işgal edilmesi üzerine "Bas" olarak adlandırılan Irak'taki direnişin desteklenmesi, "Sırtlan" olarak adlandırılan ABD'ye karşı milletvekillerinin de tepki göstermesi planlanıyor. "Mabed" olarak kodları camilerin ABD karşıtı eylemler için kullanılması öngörülüyor.




    Moral Haber, 12.07.2008
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  20. #20
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Bassavcinin Ergenekon aciklamasi (Tam metin)

    Başsavcının Ergenekon açıklaması Tam metin



    Ergenekon Terör Örgütü soruşturması tamamlandı. İşte, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Engin'in kameralar önünde yaptığı açıklamanın tam metni.

    Ergenekon Terör Örgütü soruşturması tamamlandı. İşte, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in kameralar önünde yaptığı açıklamanın tam metni.

    T.C.

    İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI

    BASIN AÇIKLAMASI

    Kolluğa yapılan bir ihbar üzerine, 12 Haziran 2007 tarihinde İstanbul Ümraniye ilçesinde bir evde ele geçirilen patlayıcı maddeler (el bombaları) sebebiyle başlatılan ve olaya müteakip yapılan muhtelif operasyonlarda elde edilen belge ve delillere istinaden, genişletilerek sürdürülen soruşturmanın, önemli bir bölümü tamamlanmıştır.

    Bu soruşturmada görevli bulunan Cumhuriyet Başsavcı Vekili ve Cumhuriyet Savcılarından almış bulunduğum bilgileri sizlere sunuyorum:

    Soruşturma, 5271 sayılı CMK'nun 250 Maddesinde belirtilen suçlara bakmakla görevli ve yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilinin görevlendirmesi ve gözetiminde, aynı birimde görevli 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılmıştır.

    Soruşturmanın tamamlanan bölümüne ilişkin olarak, soruşturmayı yürüten 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından iddianame düzenlenmiş olup, yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğimiz tarafından incelenerek onaylandıktan sonra diğer soruşturmalarda olduğu gibi UYAP sistemi üzerinden otomatik olarak 14 Temmuz 2008 tarihi itibariyle, İstanbu 13 numaralı Ağır Ceza Mahkemesine tevzî edilmiştir.

    I Temmuz 2008 tarihinde yapılan operasyon ve bir kısmı tutuklu şüphelilerle ilgili olarak soruşturma devam çimekte olup, soruşturma tamamlandığında, ayrıca yasal gereği takdir edilecektir.

    Hir bölümü tamamlanan bu soruşturma ile ilgili olarak. Masın ve Yayın organlarında ve kamu oyunda en fa/la eleştiri konusu olan hususlardan biri do iddianamenin düzenlenmesinin bir yılı aşan bir süreyi almasıdır.

    Bu konuda görevli olup, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet Savcılarından aldığımız bilgilere göre;

    Soruşturmanın çok kapsamlı olması ve şüpheliler sayısının fazlalığı, teknik ve fiziki takipler ve aramalarda elde edilen yüz binlerce sayfa belge ve dokümanların yeni operasyonları gerektirmesi, bunların incelenmesi ve tasnifi, elde edilen belgelerle ilgili olarak, yazışma yapılan kurumlardan cevaplarının beklenmesi, özellikle yeni CMK hükümleri gereğince, iddianamenin düzenlenmesi için, soruşturmaya esas teşkil eden tüm delillerin toplanmasının gerekli olması, bu belge ve delillerin değerlendirilmesinin uzun süreleri kapsaması ve nihayet 441 klasör ekleri bulunan ve 2455 sayfadan oluşan bir iddianamenin tanzimi ve yazılması gibi zorunlu sebeplerle, dava açılmasının bu güne kadar uzadığı,

    Ancak, bu süre içerisinde, gerek tutuklu şüphelilerin itiraz ve talepleri gerekse Cumhuriyet Savcılarının resen başvuruları sebebiyle tüm şüphelilerin tutukluluk hallerinin yetkili mahkemesi tarafından en geç birer aylık sürelerle ve defalarca incelendiği ve şüphelilerin tutukluluk hallerinin bugüne kadar sürdürülmesinin yetkili ve görevli mahkeme kararlarına bağlandığı ifade edilmiştir.

    iddianamenin tevzi edildiği mahkemesi tarafından kabulü veya iadesi hususunda henüz karar verilmemiş, (CMK'nun 174-175) maddesi), tensibi yapılmamış olması ve ayrıca yasal gizliliğin ve kısıtlama kararının halen devam etmiş bulunması sebebiyle (kamu oyunun haklı beklentisini karşılamak ve spekülasyonlara sebebiyet vermemek amacıyla) aşağıda belirttiğimiz hususlar dışında bu aşamada, iddianame ve dava ile ilgili ayrıntılı açıklama yapmamıza yasal imkan bulunmamaktadır.

    İddianamenin içeriğini ayrıntılı olarak öğrenebilmek ancak ilgili mahkemesi tarafından iddianamenin kabulüne karar verilmesi ile mümkün olabilecektir.

    1 Temmuz 2008 tarihinde yapılan operasyon dışında kalan ve yukarıda ifade edilen kapsamda soruşturması tamamlanan 48 tutuklu, 38 tutuksuz toplam 86 şüpheli hakkında:

    - Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek,

    - Silahlı terör örgütüne üye olmak,

    - Silahlı terör örgütüne yardım etmek,

    - Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan

    kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs,

    - Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı halkı isyana tahrik,

    - Patlayıcı madde bulundurmak, atmak, bu suçlara azmettirmek,

    - Danıştay saldırısına ve Cumhuriyet Gazetesine patlayıcı madde atmak

    suçlarına azmettirmek,

    - Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek,

    - Kişisel verileri kaydetmek,

    - Askeri İtaatsizliğe teşvik,

    - Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik vb.

    Suçlarından kamu davası açıldığı,

    Ayrıca bu soruşturma sırasında şüpheli olarak ifadeleri alınmış bulunan 3t kişi hakkında ise, Kamu Adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

    İddianamede yer alan ve yukarıda belirtilen suçlarla ilgili olarak birkaç hususu açıklamayı gerekli buluyorum.

    Haklarında dava açılan şüphelilerden her birine bu suçların tamamının isnad edilmediği,

    Ancak, 5237 sayılı T.C.K nın 220/5 maddesinde yer alan " Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır" hükmü dikkate alınarak; örgütte yönetici olarak nitelendirilen şüphelilerin tüm bu suçlardan da cezalandırılmalarının.

    Yönetici konumunda olmayan diğer şüphelilerin ise, sadece eylemlerine uyan suçların vasıf ve mahiyetlerine göre cezalandırılmalarının talep edildiği

    İddianamede ifade edilen TERÖR ÖRGÜTÜ, hepimizin bildiği anlamda klasik BÖLÜCÜ VEYA İDEOLOJİK TERÖR örgütü değildir.

    TERÖR tanımı, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun I. maddesinde yer almıştır. Bu maddede, bölücü ve ideolojik terör örgütlerinin amaçlarını ifade eden tanımın şanında "Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek. Devletin iç ve dış güvenliğini ve kamu düzenini bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerde" Terör suçu olarak kabul edilmiştir.

    Bu itibarla, iddianamede tavsif edilen Terör örgütü deyiminin bu bağlamda dikkate alınması gerekmektedir.

    Bu soruşturmanın başlatıldığı tarihten itibaren, yazılı ve görsel basında, örneğine çok az rastlanan bir yoğunlukta, soruşturmaya ilişkin bir kısmı gizli olan belge ve bilgilerin yayınlanması suretiyle ve soruşturmanın gizliliğini ihlâl edici nitelikte yayın ve yorumlar yapıldığı görülmüştür.

    Kamuoyunu bilgilendirme Basının elbette en başta gelen görevi olup, bu aslî görevin yapılmamasını düşünmek kesinlikle söz konusu olamaz.

    Ancak, bu yayın ve yorumların çok büyük bir bölümünün, maalesef gerçek dışı olduğunu ifade etmek isterim.

    Bu yayınlar ciddi boyutlarda bilgi kirliliğine .sebebiyet vermiş ve kamuoyu yanlış bilgilendirilmiş ve bilgilendirilmektedir.

    Bir çoğu da doğru olmayan bilgiler çeşitli kişi ve guruplar tarafından da yanlış yorumlandığı için, kamuoyunda yanlış beklentilere yol açmakta, soruşturmanın selâmetini, şüphelilerin özel yaşam ve temel hakkının ihlal çimekle ve Yargı aleyhine de haksız ve ağır eleştirilere sebebiyet vermekledir.

    Değerli basınımızın ve kamuoyunun gerek devam eden soruşturma safhasında gerek bundan sonraki yargılama safhasında yetkililerin açıklamaları dışındaki bilgilere itibar etmemelerini, soruşturma ve yargılama ile ilgili olarak gerek nassasiyeti göstermelerini bekliyor ve rica ediyoruz. 14 Temmuz 2008

    Aykut Cengiz ENGİN İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  21. #21

    Registriert seit
    13.02.2006
    Beiträge
    58
    Renommee-Modifikator
    0

    Operasyona Türk halkından destek [Yeni Secim Anketler]

    Operasyona Türk halkından destek
    GENAR Araştırma şirketi tarafından yapılan bir araştırma, halkın yüzde 57'sinin Ergenekon'un darbe yapmak için kurulmuş ve çıkar amaçlı bir örgüt olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.


    İSTİHBARAT SERVİSİ / İSTANBUL
    GENAR Araştırma Eğitim ve Danışmanlık şirketi tarafından yapılan araştırmaya göre halkın büyük çoğunluğu Ergenekon'a yönelik yapılan operasyonu destekliyor. Araştırmaya katılanların yüzde 65.1'i operasyonu siyasi bir operasyon olarak görmü-yor. Katılımcıların yüzde 77'si Ergenekon oluşumunu vatansever bir örgüt olarak görmüyor. Ankete katılanların yüzde 57'si Ergenekon'u darbe yapmak için oluşturulmuş bir örgüt olarak nitelendirdi. Ergenekon'un rejimi korumak için kurulduğunu düşünmeyenlerin oranı yüzde 74 iken, Ergenekon'un terör örgütü olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 37. Yüzde 61'i ise Ergenekon'un çıkar amaçlı bir suç örgütü olduğunu düşünüyor.




    2020 DENEK KATILDI

    Türkiye-Toplum-Siyaset Araştırması, siyaset sosyoloğu M. Teyfik Göksu ve siyaset bilimci Mustafa Şen yönetiminde gerçekleştirildi. Türkiye genelinde 2020 kişi ile 14 il 47 ilçede yüzde 95 güven aralığı, yüzde 2.3 hata payı ve 07-17 Temmuz tarihleri arasında kantitatif araştırma yönteminin yüz-yüze anket tekniğiyle yapılan 2008 yılı ikinci çeyrek Türkiye Toplum-Siyaset araştırmasıyla ilgili değerlendirmeler içermektedir.

    ´

    Sizce AK Parti kapatılmalı mı?


    Araştırmaya katılanların yüzde 60'ı AK Parti'nin kapatılmasına karşı çıkarken, kapatılmaya AK Partileler'den sonra en çok Saadet Parti'ne ve DTP'ye oy verenler karşı çıkıyor.

    AK Parti'nin kapatılmasını isteyenlerin başında CHP'ye ve Genç Parti'ye oy verenler geliyor. Katılımcıların yüzde 45'i AK Parti'nin kapatılması ve Tayyip Erdoğan'a yasak gelmesi durumunda Türkiye'de ekonomik kriz çıkacağını yüzde 29'u ise siyasi kriz çıkacağını, yüzde 27'si ise hiçbir şey olmayacağını düşünmektedir.



    Başörtüsü kararı sizce doğru mu?

    Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 411 milletve-kilinin oyuyla kaldırılan başörtüsü yasağının Anayasa Mahkemesi tarafından iptali halk tarafından yaklaşık yüzde 62'lik kesim tarafından olumlu bulunmamaktadır. Toplumun büyük bölümü Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki kararına katılmamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararını “Yargı aracılığıyla Türkiye'de siyasal süreçlere müdahale ve milli iradeye müdahale” olarak algılamıştır.



    İran konusunda Türkiye ne yapmalı

    Araştırma verilerine göre ABD'nin İran'a olası bir müdahalesi durumunda halkın yüzde 63'ü Türkiye'nin tarafsız kalması gerektiğini, yaklaşık yüzde 33'ü ise İran'ın yanında yer almasını arzu etmektedir. Türkiye'nin ABD'nin yanında yer almasını arzu eden kitle sadece yüzde 4'tür. Bu veriler de göstermektedir ki Türk toplumunda ciddi bir Amerikan karşıtlığı gelişmiştir ve bu karşıtlık büyüyerek devam etmektedir. ABD'nin İran'a saldırısına karşı tavırda AK Parti, Saadet Partisi ve MHP seçmenleri birinci dilimi oluşturmaktadır.



    AK Parti'nin oyu genelde yüzde 45, yerelde yüzde 48

    'Yarın seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz' sorusuna araştırmaya katılanların yüzde 45'i, AK Parti, yüzde 23.1'i CHP, yüzde 12.8'i MHP, yüzde 5.6'sı DTP, yüzde 2.9'u DP, yüzde 2.9'u SP, yüzde 2.3'ü Genç Parti, yüzde 0.8'i DSP, yüzde 0.1'i ANAP ve yüzde 4.5'i diğer yanıtı verdi.



    'Yarın bir yerel seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz şeklindeki soruya ise katılımcıların yüzde 48.5'i AK Parti, yüzde 24.3'ü CHP, yüzde 10'u MHP,

    yüzde 5.3'ü DTP, yüzde 2.9'u SP, yüzde 2.7'si DP, yüzde 1.9'u Genç Parti, yüzde 0.7'si DSP, yüzde 0.2'si ANAP ve yüzde 3.5'i diğer cevabı verdi.

    AK Parti Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılır ve Tayyip Erdoğan'a siyasi yasak gelirse yerine kurulacak parti yine Türkiye'nin birinci partisi olacaktır.



    Gülen Türkiye'ye dönmeli mi?

    Toplumun yüzde 47.4'ü Fethullah Gülen'in Türkiye'ye dönmesi gerektiğini, yüzde 45.3'ü ise dönmemesi gerektiğini düşünmektedir. Katılımcıların yüzde 65.4'ü Fethullah Gülen hareketinin dini hizmetlerle öne çıkan dindar öğrenci yetiştiren önemli bir hareket olduğunu düşünmektedir. Toplumun yüzde 32.8'i ise Fethullah Gülen hareketinin devleti ele geçirmeye yönelik bir hareket olduğunu, yine yüzde 37.3 ise Fethullah Gülen hareketinin uluslararası güçlerin bir projesi olduğunu düşünmektedir. Araştırma verilerine göre Fethullah Gülen hareketi Türk toplumu tarafından olumlanmaktadır.


    Milli takım en güvenilir kurum

    Araştırmaya göre Türk toplumu en çok Türk Milli Takımı'na, en az da medyaya güvenmektedir. Siyasilerde ise en çok Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan'a en az ise Deniz Baykal'a güveniyor.'Güven notunuzu göstermek için 10 puan üzerinden puan vermeniz istense aşağıdaki kurumlara kaç puan verirsiniz? şeklindeki soruya katılımcılar, 8,4 puan Türk Milli Futbol Takımı, 7,5 puan Ordu, 6,3 puan Cumhurbaşkanlığı, 5,9 puan TBMM, 5,7 puan yargı, 5,2 puan hükümet, 3,2 puan medya.


    18.07.2008

    Quelle: http://yenisafak.com.tr/Politika/?t=...2&i=129441

  22. #22
    Administrator Avatar von Levent
    Registriert seit
    11.03.2004
    Alter
    38
    Beiträge
    2.939
    Renommee-Modifikator
    10

    Sizi gidi sahte demokratlar

    SİZİ GİDİ SAHTE DEMOKRATLAR

    Abdullah ABDULKADIROGLU


    Gizli bağlantılar deşifre oldukça bazılarının suratındaki salağa yatan gülümseme aslında ‘şapa oturduk’ diyor.

    Son günlerde ilginç bir şekilde bazı gazetecilerin U dönüşlerine şahit oluyoruz.

    Ak Parti’nin kapatılması için ekranda tencere çalanlar, şimdi ‘Ak Parti neden kapatılmamalı’ gibi tumturaklı yazılar yazıyor. Akıllarınca kendilerini memleket için nimetten görüyor, güya ülkenin geleceğini düşünüyormuş havası estiriyorlar.

    Aslında yaptıkları içine düştükleri zor durumu savuşturmaya çalışmaktan başka bir şey değil.

    Siz değil miydiniz; çatıda namaz, okulda başörtüsü, oruç tutmayana dayak, bacağa kezzap diye yalan haberler yapıp milleti geren ?

    Siz değil miydiniz Çankaya’da türban, protokolde etek krizi diye yaygara koparan ?

    Siz değil miydiniz kapatma iddianamesine malzeme hazırlayan ?

    Siz değil miydiniz Ergenekon’u sulandıran ?

    Siz değil miydiniz darbe şakşakçılığı yapan ?

    Ne oldu şimdi ?

    Bir anda Ak Partinin kapatılmaması gerektiğini savunmaya başladınız.

    Başınıza saksı mı düştü ?

    Ergenekon deşifre oldukça sıkıntıdan kurdeşen döküyorsunuz, farkındayız.

    İşbirlikleriniz ortaya çıktıkça suratınızdaki salağa yatan gülümseme aslında ‘şapa oturduk’ diyor, görüyoruz.

    Şimdi kıvırtarak devekuşu oyunu oynuyorsunuz, anlıyoruz.

    Siz dünyayı sadece kendi çevrenizdeki riyakarlıklar halkasından ibaret sanıyorsunuz ama koskoca bir millet iliklerine kadar delikanlı bir hayat sürüyor bu ülkede.

    Neyin ne olduğunu da, kimin ne olduğunu da çok iyi biliyor herkes.

    İnsanlara ‘ya onlardansın ya bizdensin’ gibi bir damga vuruluyormuş da;

    Korkutma sindirme politikası uygulanıyormuş da;

    Falan filan…

    Ülkeyi ger ger sonra çok gerildi biraz salalım de.
    Rüzgara göre nasıl da yön değiştiriveriyor bu kıkırdaksızlar tayfası.

    Düne kadar darbe tamtamcılığı yapanlar şimdi başımıza demokrasi havarisi kesildi.

    Düne kadar Abdullah Gül’ün, Tayyip Erdoğan’ın adını söylerken kin yüzlerinden fışkıranlar, çıkmış bugün kendi mahallesinden gelen baskıya başkaldırıyormuş da, korkmuyormuş da ‘Ak Parti kapatılmamalı’ diyormuş.

    Vay be ne cesaret ama.

    Millet bunu taa en baştan beri söylüyor.

    Ha eğer samimiyseniz gelin özeleştiriden başlayalım işe.

    Önce bu kadar zamandır ülkeyi gerdiğiniz için, Müslümanlara yönelik yalan-iftira kampanyaları tertiplediğiniz için çıkıp milletten bir özür dileyin.

    Şu Ergenekon gömleğini bir çıkarın üzerinizden.

    Millete bir inandırın, affettirin kendinizi.

    Kilometreyi bir sıfırlayın.

    Yoksa çark etmenin, günah çıkarmanın zamanı geçti.

    Azrail başucuna oturduktan sonra iman etmek adamı kurtarmaz.

    Daha net ifade etmek gerekirse: Yemezler.

    Çünkü artık bu ülkede demokrasiyi savunacak cesur gazetecilerin sayısı sizi üçe beşe katladı.

    Çünkü bu milletin sizin ağzınızın kenarından akan demokrasiye ihtiyacı yok.

    Çünkü bu millet Ak Parti kapatılsa da kapatılmasa da bu ülkeden statükoyu kovmaya yemin etti.

    Çünkü bu millet Ak Partiyle var olmadı, Ak Partisiz de yok olmaz.

    Biz bu demokrasi mücadelesini niye mi veriyoruz ?

    Çünkü sizin var ama, bu milletin gidecek, kaçacak başka ülkesi yok.

    Çünkü sizin değil ama, benim babam da, dedem de, onun dedesi bu topraklarda yatıyor.

    Çünkü bu ülke benim ülkem.

    Çünkü Anadolu’nun her karışında benim izim var.

    İşte bu yüzden bu ülkede eninde sonunda; milletin dediği olacak.

    Siz isteseniz de istemeseniz de,

    Hoşunuza gitse de gitmese de.



    24.Temmuz.2008 12:15:17

    samanyoluhaber

  23. #23
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Ergenekon iddianamesinin Tam Metni

    Iddianame aciklandi:

    http://www1.sabah.com.tr/ozel/pdf/indir.php?t=2008/07/25&f=1.doc

    http://www1.sabah.com.tr/ozel/pdf/indir.php?t=2008/07/25&f=2.doc
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  24. #24
    Administrator Avatar von Levent
    Registriert seit
    11.03.2004
    Alter
    38
    Beiträge
    2.939
    Renommee-Modifikator
    10

    Masonluk, Ergenekon'un neresinde?

    Masonluk, Ergenekon'un neresinde?

    HÜSEYİN GÜLERCE ZAMAN
    31/07/2008


    İstanbul Güngören'de masumları kim katletti? PKK mı? Bu katliam Ergenekon'un gözdağı mı? Değilse, hangi terör örgütü? Daha öncekilerde olduğu gibi her terör saldırısında, sanki kararları terör örgütleri alıyormuş gibi, farkında olmadan sığ bir tartışmaya kilitleniyoruz

    . Hâlbuki bütün terör örgütleri, devlet içindeki çeteler birer taşerondur. PKK da, DHKP-C de, Hizbullah da, Ergenekon da beyin olamaz. Planları, projeleri başkaları yapar, taşeronlar da ihaleyi alır, uygular. Büyük olayları büyük güçler, onlara bağlı istihbarat birimleri planlar. Uygulamayı da zekâsı, kabiliyeti itibarıyla küçük insanlara yaptırırlar. Mesela, İtalya'da Gladyo'yu açığa çıkaran savcı, bu örgütü kurduranın ABD, İngiltere olduğunu, paraların CIA bütçesinden sağlandığını, fakat beyin takımının P-2 Mason Locası olduğunu daha geçen ay gelip İstanbul'da anlattı. Bu adamlar acımasızca, tren garında yüz kişiyi katlettirdiler, İtalya başbakanını kaçırtıp öldürttüler. Asıl katiller, bu şık giyimli, hümanist görünümlü adamlardı...

    Mesela bizde bütün bu olup bitenlerde mason localarının rolü, etkinliği nedir, bu hiç araştırıldı mı? İddianamedeki bir cümle meselâ dikkat çekiciydi. İlhan Selçuk İstanbul'da Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nda darbenin merkezindeki isimlerle görüşmüştü. Buna henüz bir yalanlama gelmedi.

    Konuya bir komplo teorisi olarak bakılamayacağını anlatan başka somut örnekler de var.

    Gazetemizde Ali İhsan Aydın imzasıyla 16 Şubat 2008'de çıkan haberde, TBMM'den geçen başörtüsüne serbestlik yasasının, Büyük Doğu Locası'nın (Grand Orient) Paris'teki toplantısında da gündeme geldiği yazılıydı. "Avrupa tartışmasında masonlar" konulu toplantıda konuşan Fransa Büyük Üstadı Jean-Michel Quillardet'in değerlendirmesi ilginçti. Türkiye'de, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılması için "geriye gidiş" ifadesini kullanan Quillardet, TBMM'den geçen düzenlemenin 'Türk laikliğinin yeniden tanımlanması yolunda açılan tehlikeli bir gedik' olduğunu savundu.

    Demokratik bir toplumda, madem masonluk bir dernektir, gizliliği olamaz. O halde bizim, yargı mensupları arasında, üniversite rektörleri arasında, emniyet teşkilatı içinde, iş ve medya dünyasında kimlerin mason olduğunu bilmemiz gerekmez mi? Yasak olmasına rağmen Silahlı Kuvvetler bünyesinde masonlar var mıdır? Masonluğu tespit edildiği için bünyeden çıkarılan generaller var mıdır? Milletin evlatları için, orayı ele geçiriyorlar, buraya sızıyorlar diye dünyayı ayağa kaldıranlar, masonluk konusuna gelince neden suspus oluyorlar?

    Bizim millet olarak aramızda ayrılıklar yoktu.

    Yarım asırdır içimize zorla, ajanlarla, provokasyonlarla, tahriklerle bir yığın fitne sokuldu.

    27 Mayıs askerî darbesiyle milletle ordusunun arası açıldı. Milletin sevdiği bir Başbakan ve iki bakan asker eliyle astırıldı. Bu işin arkasındaki asıl güç kimdi? Hangi devletler işin içindeydi?

    Gençlik, kurdurulan sözüm ona öğrenci dernekleri vasıtasıyla bölündü, kardeş kardeşe vurduruldu. 12 Mart 1971 darbesinden, 12 Eylül 1980 askerî müdahalesinden önce her gün onlarca üniversite öğrencisi katledildi. Sonradan öğrendik ki, aynı gün aynı tabancayla bir solcu, bir sağcı öğrenci öldürüldü. "Derin devlet" orada da vardı. Ama asıl azmettiren güçler kimdi? Kim bizim gençliğimizi birbirine kırdırdı?

    Türk-Kürt asırlardır birlikte huzur içinde yaşıyorduk. PKK'yı kim kurdurttu? Lideri Öcalan'ı kim yetiştirdi? Kim himaye etti? Ulusalcı geçinen Doğu Perinçek'in, Profesör Yalçın Küçük'ün PKK kamplarında bu katille, canciğer kuzu sarması olmasının asıl anlattığı neydi? Bir Kürt-Türk çatışmasını asıl hangi güçler istiyor? Bu milletin kendi öz değerlerine sahip çıkarak ayağa kalkmasından asıl kim, kimler, hangi ülkeler, hangi mahfiller rahatsızlık duyuyor?

    Bizi kim, kimler Sünni-Alevi, laik olanlar-olmayanlar diye bölmeye çalışıyor?

    Taşeronlara değil, onları kullananlara kafa yoralım...

  25. #25
    Administrator Avatar von Webmaster
    Registriert seit
    01.11.1999
    Ort
    Meksika Siniri
    Beiträge
    21.638
    Renommee-Modifikator
    10

    Emre Aköz - Vesayet rejimi aynen devam ediyor (31.07.2008)

    Vesayet rejimi aynen devam ediyor

    Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararı yorumlarken, olaya 'ekonomi', 'iç barış' ya da 'siyaset' gibi çok çeşitli açılardan bakabiliriz.
    OLUMLU açıdan:
    * Ekonomide istikrar ve güven sürecek. Bir krize karşı tek parti hükümetiyle tedbirler alınabilecek.
    * Bence en önemlisi Ergenekon davasının ardındaki siyasi irade devam edecek.
    * Kürt meselesinde ilerleme sağlanabilecek. Bazı açılımlar yapılabilecek.
    * Yavaşlayan bürokrasi tekrar çalışmaya başlayacak.
    * Avrupa Birliği yolunda demokratikleşmeye ağırlık verilebilecek. Avrupa'nın da desteğiyle bazı Anayasa ve yasa değişiklikleri yapılabilecek.
    OLUMSUZ açıdan:
    * AKP'nin karizması fena halde çizilmiş oluyor. Anayasa Mahkemesi adeta partinin kulağını çekiyor, tek ayağının üstünde durma cezası veriyor.
    * Laikçi kesim, 6'ya 5 (hatta 5 bile değil, 4+1 ) oranından hareketle iddialarını sürdürmeye devam edecek.
    * 'Şaibeli' AKP ne kadar çırpınırsa çırpınsın, "tamam şeriatçı değil ama laiklik yanlısı olmadığı da kesin" diye anılacak.
    * Yani bu karar laiklikle ilgili tartışmaların, aynı yoğunlukta devam etmesine yol açacak.
    Özetle: Bu sonuç AKP açısından bir 'Pirus Zaferi'dir. Vesayet rejimi aynen sürüyor. AYM'nin 10'uncu ve 42'nci maddelerde içerik denetlemesi yaparak Anayasa'yı ihlali etmesi meşrulaşıyor. "Demokles'in Kılıcı" AKP'nin tepesinde sallanıyor: "Sen ekonomiyle ilgilen, pastayı büyüt, belediyelerle hizmet götür ama devlet işlerine fazla karışma" denmekte.
    Not 1: Bence bu kararda ABD'nin de ciddi etkisi var. Bu etkinin tam olarak nasıl işlediğini bir süre sonra öğreniriz.
    Not 2: Bu kadar zayıf, bu kadar yanlış bir iddianame, böylesine yüksek onay gördü ya, vay halimize!


    Emre Aköz
    Sabah, 31.07.2008
    Kalbinizle yaptiginiz hersey size geri dönecektir - Hz. Mevlana

    http://twitter.com/Cemil_Sahinoez
    https://www.facebook.com/CemilSa
    https://www.youtube.com/user/Cemil4000
    https://www.instagram.com/cemilshnz

  26. #26
    Administrator Avatar von Levent
    Registriert seit
    11.03.2004
    Alter
    38
    Beiträge
    2.939
    Renommee-Modifikator
    10

    Kurtlar Vadisi çok ciddi bir tehlikeymiş !

    Kurtlar Vadisi çok ciddi bir tehlikeymiş !
    Ergenekon davasının tutuksuz sanıklarından Güler Kömürcü'nün bilgisayarında ele geçirilen raporda “Kurtlar Vadisi” ile ilgili bakın neler yazıyor...

    Terör örgütü Ergenekon ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle kapatılan araştırma şirketi Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme Merkezi'nin (SESAR) Haziran 2004 tarihli Yeni Milis raporu da Ergenekon'un binlerce sayfadan oluşan 441 klasörü içinde yerini aldı. Rapor Ergenekon sanığı gazeteci Güler Kömürcü'nün bilgisayarında çıktı. SESAR'ın Başkanı İsmail Yıldız, Ergenekon davası kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

    Dizi çok ciddi bir tehlike

    "Çözülme sürecine akıllı direniş için; kanın son damlasından önce beynin son hücresine kadar mücadele gereği" sloganıyla kaleme alınan raporda sevilen dizi Kurtlar Vadisi'nin ciddi bir tehlike olduğu ileri sürüldü. Tehlike olarak görülen dizi, "Kurtlar Vadisi Etkisi Dizginlenmeli" başlığıyla dizi toplumsal bir dönüşüm olarak değerlendirildi. Raporda geçen değerlendirme ise şöyle:

    Çakallar daha uyanık olmalı

    "Bugün birçok noktada ‘Kurtlar Vadisi Etkisi’ dediğimiz bir dönüşüm yaşanmakta. Toplumsal bir histeri haline dönüşen dizi, hedeflediği ve hedeflemediği birçok amacı; arka plandaki derin senaryo desteği ile gerçekleştirme konusunda hayli başarılı. Dizi ile toplumun bilinçaltına verilen mesajlar, bir yandan toplumun bir yandan da devletin atomize olmasına ve bunun yadırganacak değil, mevcut konjonktürün doğal bir uzantısı olduğu yolunda ön kabul yaratılmasına yardımcı oluyor."

    Türkiye'yi çözülme süresine sokan dış güçlerin, bu tip diziler sayesinde eleman sıkıntısı çekmeyeceğini dile getiren SESAR, nasihat etmeyi de ihmal etmiyor: "SESAR olarak; Kurtlar Vadisi'nde dolaşan çakallara her zamankinden daha fazla uyanık olunması gerektiğinin bilincinde olmak zorunluluğu var."

    BUGÜN

  27. #27
    Administrator Avatar von Levent
    Registriert seit
    11.03.2004
    Alter
    38
    Beiträge
    2.939
    Renommee-Modifikator
    10

    Kurtlar Vadisi'nin verdiği gizli mesaj neydi

    Kurtlar Vadisi'nin verdiği gizli mesaj neydi


    6 Ağustos 2008 Çarşamba : 10:20
    'Birçok noktada 'Kurtlar Vadisi Etkisi' dediğimiz bir dönüşüm yaşanmakta' diye şikayet eden Ergenekoncular vadiyi nasıl değerlendirdi?


    Hakan Albayrak'ın yazısı

    Kurtlar Vadisi olmasaydı…

    Ergenekon Davası sanıklarından Güler Kömürcü'nün bilgisayarında "Kurtlar Vadisi" dizisi ile ilgili bir rapor bulundu.

    Ergenekon'un yan kuruluşlarından olduğu iddia edilen Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme Merkezi (SESAR) tarafından hazırlanan raporda şöyle deniliyor:

    "Bugün birçok noktada 'Kurtlar Vadisi Etkisi' dediğimiz bir dönüşüm yaşanmakta. Toplumsal bir histeri haline dönüşen dizi, hedeflediği ve hedeflemediği birçok amacı; arka plandaki derin senaryo desteği ile gerçekleştirme konusunda hayli başarılı. Dizi ile toplumun bilinçaltına verilen mesajlar, bir yandan toplumun bir yandan da devletin atomize olmasına ve bunun yadırganacak değil, mevcut konjonktürün doğal bir uzantısı olduğu yolunda ön kabul yaratılmasına yardımcı oluyor."

    Raportörlerin derdi gayet açık; Ergenekon tipi örgütlenmelerin deşifre edilmesinden, vatan-millet diye diye vatanın-milletin canına okuyan derin komplocuların iplerinin pazara çıkarılmasından, devlet müdafaası adı altında yürütülen kirli savaşın bütün iğrençliğiyle ortaya konulmasından ve toplumun bunlara karşı bilinçlendirilmesinden şikâyet ediyorlar.

    Ergenekon Davası gibi inanılmaz derecede 'kompleks' bir davanın topluma hiç yadırgatıcı gelmemesinden anlıyoruz ki, adamlar bu şikâyetlerinde gayet haklılarmış.

    Devlete bağlı güçler, birtakım stratejik veya taktik hesaplar uğruna, devletin has adamlarını öldürebilirler mi? "Vatan-Millet-Sakarya" deyip duran kimselerin PKK unsurları ile iş tutmaları mümkün mü? Terörle mücadele eroin ticaretine dönüştürülebilir mi? İrtica teranelerinin perde arkasında banka vurgunları olabilir mi?... "Kurtlar Vadisi"nden önce bu sorulara 'olabilir' cevabını verecek pek az kimse bulunabilirdi. Şimdi ise 'olamaz' diyecek kimse bulmakta güçlük çekilir. Bu televizyon dizisi, 'derin devlet' diye anılan çetelerin tezgâhlarını paramparça etti. Asırlık bir provokasyon/komplo geleneği yerlerde sürünüyor bu dizi sayesinde. Toplum uyandı, üzerinde oynanan aşağılık oyunu fark etti, Ergenekon Davası'nı yadırgamayacak kadar bilinçlendi.

    Biz bu bilinci binlerce kitap, gazete makalesi ve televizyon açık oturumu ile aşılayamazdık topluma. Nitekim yıllardır aşılayamadık. Dönen derin dolapları anlatamadık. Anlatabildiysek de inandırıcı olamadık. Fakat "Kurtlar Vadisi" toplumu ikna etti. En inanılmaz gerçekleri bile kabul ettirdi topluma. 'Girift' düşünmeyi ve olayların ardındaki gerçeği görmeyi öğretti.

    "Kurtlar Vadisi" olmasaydı, belki Ergenekon Soruşturması için gereken ufuk da olmayacaktı; bu soruşturmayı başlatıp yürütecek polisler, savcılar da olmayacaktı…

    Türkiye'nin önünü aydınlatan "Kurtlar Vadisi" için, bu diziye emeği geçen herkese şükran borçluyuz. Bilhassa, derin senaryoları ifşa eden senaristlere… Ve onların danışmanı, rehberi, yönlendiricisi Ömer Lütfi Mete'ye…

    Ömer Lütfi Mete kalp krizi geçirdi. Yüreğimiz ağzımıza geldi. Şükür ki durumu iyiymiş. Aziz Ömer ağabeyime Rahmân ve Rahîm Allah'tan acil şifa diliyorum.

    YENİ ŞAFAK

  28. #28
    Unantastbar
    Registriert seit
    22.08.2006
    Alter
    36
    Beiträge
    2.002
    Renommee-Modifikator
    15

    Ibrahim Tatlises PKK'ya yardim etti mi?

    Tatlıses PKK'ya yardım etti mi?


    Ergenekon soruşturmasında İşçi Partisi'nden ele geçirilen belgede İbrahim Tatlıses'in 1997 yılına kadar PKK'ya 1,5 milyon dolar para yardımında bulunduğu ve yaralı teröristleri tedavi ettirdiği belirtiliyor





    İSTANBUL - Ergenekon üyelerine yönelik operasyonlarda ele geçirilen belge ve dokümanlarda birbirinden ilginç bilgiler yer alıyor. İşçi Partisi binasında bulunan dokümanlar arasında terör örgütü PKK'nın siyasi kanadı olarak faaliyet gösteren ERNK'ya ait bir raporda örgüte yardım eden sanatçıların isimleri ve yapılan yardımın miktarları kayda alınmış. Zaman Gazetesi'nin haberine göre, belgede, İbrahim Tatlıses'in 1997'ye kadar ERNK'ya 1,5 milyon dolar para yardımında bulunduğu ve yaralı teröristleri tedavi ettirdiği belirtiliyor.

    PKK'nın sanatçı camiası ile olan ilişkileri 'Arenadaki Sanat ve Gladio Sanatçılar' başlıklı raporlarda yer alıyor. Belgelerde bazı sanatçıların PKK'ya yardım ettiğini gösteren dokümanlar ortaya çıktı. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in irtibatlı olduğu tespit edilen PKK'nın siyasi kanadı ERNK'nın hazırladığı bir rapor yine İşçi Partisi binasında yapılan aramalarda ele geçirildi. Rapora göre Paris'te hayatını kaybeden sanatçı Ahmet Kaya, ERNK'ya 500 bin Alman Markı yardımda bulundu. İbrahim Tatlıses'in ise hem bağış hem de fiili yardımlarda bulunduğu belirtiliyor. Raporda şöyle deniliyor: "Bilinen isimlerden Ahmet Kaya ve İbrahim Tatlıses gibi sanatçılara halk içerisinde büyük sempati duyulmaktadır. Ahmet Kaya ile ilişkilerimiz çok iyi olmasına karşın bu şahıs kapitalizmin güdümünde olması nedeni ile sadece partimize bağış niteliğinde konserler vermiş, süreç içerisinde 1992-1993-1994 yıllarındaki toplam yardım miktarı 500 bin markı bulmuştur. Oysa ki İbrahim Tatlıses kuru sözcüklerden ibaret olmayıp, icraatları, gerek yaptığı bağışlar ile gerekse de fiili birtakım yardımlarıyla oldukça göz dolduruyor."

    Belgede yer alan çarpıcı cümleler bununla da sınırlı değil. ERNK raporunda Tatlıses için, "Ayrıca bu şahsın deşifre olma korkusunu üzerinden atması için kendisini 'faşist' Türk Ordusu'na göz yumdurucu nitelikte parasal rüşvet vermesine de partimiz tarafından izin verilmiştir. Çünkü bu şahıs süreç içerisinde olduğu gibi bizim için uzun vadede de çok faydalı olacaktır. Hayatî endişesi nedeniyle mafyanın ve bazı grupların çatısı altına girdiğini bize ileten bu şahıs 'Kürdistandan' gönderilen yaralı arkadaşlarımızı da himayesi altına alıp tedavi edilmelerini sağlamaktan kaçınmamıştır. Parasal destek olarak da kendisinden 1 milyon 500 bin dolar bağış alınmıştır. Bu meblağ Tatlıses'in 1997'ye kadar partimize yaptığı sadece parasal destektir" ifadeleri kullanılıyor. Adı Sauna çetesi operasyonuna da karışan İbrahim Tatlıses'in ismi 2455 sayfalık iddianamede birçok kez geçiyor. Susurluk hükümlüsü Sami Hoştan ve çete lideri Sedat Şahin'le de telefon konuşmaları bulunduğu tespit edilen Tatlıses'in Veli Paşa'yla samimi olduğu hususu dikkat çekiyor. 25 Mayıs 2004 tarihinde Sedat Şahin ile yaptığı konuşmada ise şu diyaloglar geçiyor:

    S. Şahin: Merhaba İbrahim, sana bişey soracam kafama takılıyor da sormadan edemeyecem, sen g.. müsün?

    Tatlıses: Kaç sefer aradım Sami (Hoştan) abiynen birlikte randevu aldık. Bir türlü şey yapamadık.

    S. Şahin: Duydun işte şimdi, demek ki duymak zorunda bıraktın beni. Düşünürsen bulursun. Başka birşey demiyorum sana.

    Tatlıses: Ben aradım, kaç kere aradım.


    Radikal, 01.08.2008

  29. #29
    Gast

    Terör şirketine açık mektup!

    Türkiye'de yaşayan ortalama bir insanın sorduğu şu soruyu daha net olarak soralım: Bu terörü niye tırmandırıyorsunuz? Bu ülkenin evlatlarını neden katlediyorsunuz?
    Hangi ideolojik temellere dayanarak 19-20 yaşlarında bıyıkları bile terlememiş gencecik fidanları, ana kuzularını toprağa gönderiyorsunuz?

    Hakikaten ne amaçlıyorsunuz? Ayrı bir Kürt devleti mi? Bu yolla ayrı bir Kürt devleti kuracağınıza gerçekten inanıyor musunuz? 30 yıl içinde gelebildiğiniz yer belli! Kürtlerle Türkler sizin tahmin edemediğiniz kadar iç içe ve akraba. Ayrıştıramıyorsunuz. Bağımsızlığa taban bulamıyorsunuz ve siz de biliyorsunuz ki bulamayacaksınız! İstanbul'da, İzmir'de, Bursa'da yaşayan Kürtlerin buraları terk ederek Güneydoğu'ya tekrar dönmek istemeyeceğini siz de biliyorsunuz! Dayıyı yeğenden, kuzeni kuzenden ayrıştıramadınız!

    Bu ülke demokratikleşmeye çalışıyor. Bu ülke, bireysel özgürlüğün olduğu ve insan haklarının ihlal edilmediği bir ülke haline gelmeye çalışıyor. Bu ülke, Ergenekon adı verilen ve devletin içine kadar sızmış bir çeteden kurtulmaya çalışıyor. Bağırsaklarını temizlemeye ve 40 yıldır var olan faili meçhul cinayetleri sona erdirmeye çalışıyor. Neden ısrarla demokratik açılımların önünü tıkamaya uğraşıyorsunuz! Neden, bu ülkenin, güvenlik gerekçesiyle daha sıkı yönetilmesine zemin hazırlıyorsunuz?

    Bu ülke, kalkınma, gelişme ve refah düzeyini artırma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Ekonomik zenginliklerinin büyük güçler tarafından heba edilmesini önlemek için gayret sarf ediyor. Gencecik çocuklar toprağa verildikçe Kürtlerin daha mı müreffeh olacağına, oluk oluk kan aktıkça Kürtlerin daha mı mutlu ve huzurlu yaşayacağına inanıyorsunuz?

    Neden her kritik eşikte gerginliği tırmandırıyorsunuz? Bu ülke, artık seçilmiş bir partiyi kapatmamayı öğreniyor. Bireysel özgürlükler bütün Türkiye'ye yayılıyor. Neden gayri nizami örgütlenmelerin, devlet içindeki çetelerin yok edilmesini engelliyorsunuz? Neden gayri nizami çetelerin var olmasına, kamuoyu desteği sağlayacak şekilde gencecik fidanlarımıza saldırıyorsunuz?

    22 Temmuz 2007 seçimleri sürecinde yaptıklarınızı Türkiye anlamadı mı sanıyorsunuz? Terörü tırmandırdıkça tırmandırdınız. Bir kısım güç odakları 'seçimi bırakın, (sözüm ona) terörü kurutmak için Kuzey Irak'a girin' dedikçe terör tırmandı, terör tırmandıkça 'seçimleri iptal edin' baskısı geldi. Bu oyunun bir parçası olmayı sizden kim istedi? Ergenekon çetesiyle niye aynı hedefe kilitlendiniz? Açıklamayacak mısınız? Yoksa sağ el sol el meselesi mi?

    Yoksa bu düzenin hep böyle devam edip gitmesini mi istiyorsunuz? Aktütün'de, Dağlıca'da şehit düşen çocuklar doğdukları zaman durum neyse bugün de öyle. Niye statükonun değişmesine müsaade etmiyorsunuz? Bu statüko kimlerin işine yarıyor farkında mısınız? Yoksa sizde mi aynı yapının elemanlarısınız? Türkiye'yi kimin için yorduğunuzu gerçekten biliyor ve bilerek mi yapıyorsunuz? Ağalarınız ve ağalarımız hep yerinde duruyor ama binlerce fidanımız toprağın altına giriyor. Sizi kim yönetiyor? Abdullah Öcalan mı? Ama biz Öcalan'ı İmralı'da tutuklu biliyorduk. Bu, nasıl bir tutukluluktur?

    Yaptığınız eylemler kimin işine yarıyor? Hakikaten şapkayı önünüze alıp düşünüyor musunuz? Yoksa sizler gerçekte hiçbir ideolojik kaygıları olmayan, bir terör şirketi misiniz?


    11 Ekim 2008, Cumartesi , Zaman

  30. #30
    Gast

    Kuvvacılar namazı iki vakte indirmiş!

    Ülkede kaos çıkararak darbeye zemin hazırlamakla suçlanan Ergenekon terör örgütünün, amaçları doğrultusunda yeni bir Kur'an-ı Kerim hazırlattığı öğrenildi.

    Tutuklu sanıklardan Kuvayı Milliye Derneği genel başkanı emekli Albay Fikri Karadağ'ın talimatıyla hazırlanan Ergenekon'un kutsal kitabına göre namaz iki vakit. Zina ise suç değil.

    Amacına ulaşmak için suikast da dahil her yolu mubah sayan Ergenekon, diğer terör örgütleri, mafya ve medyayı kullanmakla yetinmemiş. Örgüt, dine de el atmış ve kendilerine göre yeni bir kutsal kitap hazırlatmış. Örgütün yeni kitabı Kuvayı Milliye Derneği Genel Başkan Yardımcısı Burhan Omay tarafından yazılıyor. Kitabın yazılması talimatını ise derneğin tutuklu genel başkanı emekli Albay Fikri Karadağ veriyor.

    Ergenekon'un bir diğer tutuklu sanığı Semih Tufan Gülaltay'ın bilgisayarından çıkan ve iddianame eklerinden 232. klasörde yer alan notlar arasında, Fikri Karadağ'ın namazı iki vakte indiren ve Kur'an'da başörtüsü olmadığını iddia eden bir kitap hazırlığından söz ediliyor. Toplam 7 ciltlik metni CD'lerde kayıtlı bulunan bu kitabın ilk cildinin "Burhan Omay Müftütorunoğlu" adlı yazar ismiyle bin adet basıldığı, ancak dernek yöneticisi Fikri Karadağ'ın hapse girmesi nedeniyle matbaada kaldığı, piyasaya sürülemediği öğrenildi. Fikri Karadağ, basılan ancak dağıtılamayan bu kitaba önsöz yazdı. Matbaa sahibi, parasını alamadığı için kitapları Burhan Omay'a teslim etmiyor.

    İlk olarak Akın Birdal suikastını gerçekleştiren Türk İntikam Tugayı (TİT) adlı örgütün yöneticisi olarak kamuoyunda adı duyulan ve halen Ergenekon terör örgütünün tutuklu sanığı Semih Tufan Gülaltay'ın bilgisayarın çıkan, iddianame eklerinden 232. klasörde yer verilen kendi kaleme aldığı notlarında, Burhan Omay'dan şöyle söz ediyor: "Fikri Karadağ aynı zamanda, yönetimde bulunan Prof. Burhan Omay'ın, uzun yıllardır çalıştığı ve Kur'an-ı Kerim'i çözdüğünü, buna göre Kur'an-ı Kerim'de zinanın suç olmadığı ve 5 vakit namazın da emredilmediğini ortaya çıkardıklarını söylemektedir. Kuvayı Milliye olarak yeniden bir Kur'an-ı Kerim yazılacağını, halkın bu şekilde doğruları öğreneceğini bildirmektedir."

    Araziler parsel parsel satılıyor

    Ergenekoncuların örgüte gelir sağlamak için pahalı arazileri ele geçirip satma stratejisiyle ilgili yeni bir iddia ortaya atıldı. Burhan Omay'ın Kocaeli Karamürsel'de 15 milyon dolar değer biçilen bir araziyi parsel parsel satmaya çalıştığı öğrenildi. Burhan Omay, Marmara Körfezi'nde Karamürsel ilçesindeki Gökçetepe ve Tepeköy mevkiindeki denize nazır araziler için bastırdığı satış duyurusu afişinde "Cenneti arz ediyoruz" ifadeleri yer alıyor. "Sahibinden satılık" denilen binlerce dönümlük araziyle ilgili afişte Omay'ın ismi ve cep telefonu numarası yer alıyor.

    İbrahim Balta, İstanbul Zaman

Seite 1 von 3 123 LetzteLetzte

Lesezeichen

Lesezeichen

Berechtigungen

  • Neue Themen erstellen: Nein
  • Themen beantworten: Nein
  • Anhänge hochladen: Nein
  • Beiträge bearbeiten: Nein
  •