YRMDRDNC SZN KNC MAKAMININ BENC DALI



BENC DAL: Beinci Daln "Be Meyve"si var.

Birinci Meyve: Ey nefisperest nefsim!. Ey dnyaperest arkadam!. Muhabbet, u kinatn bir sebeb-i vcududur. Hem, u kinatn rbtasdr. Hem, u kinatn nurudur, hem hayatdr. nsan, kinatn en cmi' bir meyvesi olduu iin, kinat istila edecek bir muhabbet o meyvenin ekirdei olan kalbine dercedilmitir. te, yle nihayetsiz bir muhabbete lyk olacak, nihayetsiz bir keml sahibi olabilir. te ey nefis ve ey arkada! nsann havfe ve muhabbete let olacak iki cihaz ftratnda dercolunmutur. Al-klli-hal o muhabbet ve havf, ya halka veya Hlk'a mteveccih olacak. Halbuki, halktan havf ise elim bir beliyyedir. Halka muhabbet dahi, bill bir musibettir. nki: Sen ylelerden korkarsn ki, sana merhamet etmez veya senin istirhamn kabul etmez. u halde havf, elim bir beldr. Muhabbet ise, sevdiin ey, ya seni tanmaz, "Allaha smarladk" demeyip gider. -Genliin ve maln gibi- Ya muhabbetin iin seni tahkir eder. Grmyor musun ki, meczi aklarda yzde doksandokuzu, mukundan ikyet eder. nki: Samed yinesi olan btn- kalb ile sanem-misl dnyev mahbublara peresti etmek, o mahbublarn nazarnda sakildir ve istiskal eder, reddeder. Zira ftrat, ftr ve lyk olmyan ey'i reddeder, atar. (ehvni sevmekler, bahsimezden haritir.)

Demek, sevdiin eyler ya seni tanmyor, ya seni tahkir ediyor, ya sana refakat etmiyor. Senin ramna mfarakat ediyor. Madem yledir, bu havf ve muhabbeti, yle birisine tevcih et ki, senin havfn lezzetli bir tezelll olsun. Muhabbetin, zilletsiz bir saadet olsun.Evet, Hlik- Zlcellinden havf etmek, O'nun rahmetinin efkatna yol bulup iltica etmek demektir. Havf, bir kamdr; Onun rahmetinin kucana atar. Mlumdur ki, bir valide, mesel bir yavruyu korkutup snesine celbediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. nki: efkat snesine celbediyor. Halbuki, btn validelerin efkatleri, rahmet-i lhiyyenin bir lem'asdr. Demek, havfullah'da bir azim lezet vardr. Madem havfullahn byle lezzeti bulunsa, muhabbetullahda ne kadar nihayetsiz lezzet bulunduu malm olur. Hem Allah'tan havf eden, bakalarn kasavetli, bell havfndan kurtulur. Hem Allah hesabna olduu iin, mahlkata ettii muhabbet dahi, firakl, elemli olmuyor.

Evet, insan evvel nefsini sever. Sonra akaribini, sonra milletini,



(ShTls:137)



sonra zhayat mahlklar, sonra kinat, dnyay sever. Bu dairelerin herbirisine kar alkadardr. Onlarn lezzetleriyle mtelezziz ve elemleriyle mteelim olabilir.Halbuki, u herc merc lemde ve rzgr deverannda hibir ey kararnda kalmadndan bre kalb-i insan, her vakit yaralanyor. Elleri yapt eylerle,o eyler gidip ellerini paralyor, belki koparyor. Daima ztrap iinde kalr, yahut gaflet ile sarho olur. Madem yledir, ey nefis!Akln varsa, btn o muhabbetleri topla, hakiki sahibine ver, u bellardan kurtul. u nihayetsiz muhabbetler, nihayetsiz bir keml ve ceml sahibine mahsustur. Ne vakit hakik sahibine verdin, o vakit btn eyy O'nun nmiyle ve O'nun yinesi olduu cihetle ztrapsz sevebilirsin. Demek, u muhabbet dorudan doruya kinata sarfedilmemek gerektir.Yoksa, muhabbet, en leziz bir ni'met iken, en elim bir nkmet olur.

Bir cihet kald ki, en mhimmi de odur ki, ey nefis! Sen, muhabbetini kendi nefsine sarfediyorsun. Sen, kendi nefsini kendine mbud ve mahbub yapyorsun. Herey'i nefsine feda ediyorsun. deta bir nevi Rubbiyet veriyorsun. Halbuki, muhabbetin sebebi, ya kemaldir; zira kemal ztnda sevilir. Yahut menfaattir, yahut lezzettir veyahut hayriyettir, ya bunlar gibi bir sebeb tahtnda muhabbet edilir. imdi ey nefis! Birka szde kat' isbat etmiiz ki, asl mahiyetin; kusur, naks, fakr, acizden yorulmutur ki, zulmet karanln derecesi nisbetinde nurun parlakln gsterdii gibi, zddiyet tibariyle sen, onlarla Ftr- Zlcell'in Kemal, Cemal, Kudret ve Rahmetine yinedarlk ediyorsun. Demek ey nefis! Nefsine muhabbet deil, belki advet etmelisin veyahut acmalsn veyahut mutmainne olduktan sonra efkat etmelisin. Eer nefsini seversen, nki: Senin nefsin lezzet ve menfaatin meneidir. Sen de, lezet ve menfaatin zevkine meftunsun. O zerre hkmnde olan lezzet ve menfaat- nefsiyeyi, nihayetsiz lezzet ve menfaatlere tercih etme. Yldz bcei gibi olma.nki: O, btn ahbabn ve sevdii eyay karanln vahetine gark eder, nefsinde bir lem'ack ile iktifa eder. Zira, nefs olan lezzet ve menfaatinle beraber, btn alkadar olduun ve btn menfaatleriyle intifa' ettiin ve saadetleriyle mes'ud olduun mevcudatn ve btn kinatn menfaatleri, ni'metleri, iltifatna tbi bir mahbub-u Ezel'yi sevmekliin lzmdr. T, hem kendinin, hem btn onlarn saadetleriyle mtelezziz olasn. Hem Keml-i Mutlak'n Muhabbetinden aldn nihayetsiz bir lezzeti alasn.

Zten sana, sende senin nefsine olan edid muhabbetin, O'nun ztna kar muhabbet-i ztiyyedir ki, sen s-i istimal edip kendi ztna sarfediyorsun. yle ise, nefsindeki ene'yi yrt, Hve'yi gster ve kinata dank btn muhabbetlerin, O'nun esm ve sftna kar verilmi bir muhabbettir. Sen s-i istimal etmisin. Cezasn da ekiyorsun. nki: Yerinde sarfolunmayan bir muhabbet-i gayr-



(ShTls:138)



meruann cezas, merhametsiz bir musbettir. Rahmn-r-Rahm ismiyle, hurilerle mzeyyen Cennet gibi senin btn arzularna cmi' bir meskeni, senin cisman hevesatna ihzar eden ve sair esmsiyle senin ruhun, kalbin, srrn, akln ve sair letifin arzularn tatmin edecek ebed ihsanatn o Cennet'te sana mheyya eden ve herbir isminde mnev ok hazine-i ihsan ve kerem bulunan bir Mahbub-u Ezel'in elbette bir zerre muhabbeti, kinata, bedel olabilir. Kinat O'nun bir cz' tecelli-i muhabbetine bedel olamaz. yle ise, O Mahbub-u Ezel'nin kendi Habibine sylettirdii u Fermn- Ezelyi dinle, ittiba et:

اِنْ كُنْ&# 1578;ُمْ تُحِ&# 1576;ُّون& amp;#1614; الله&# 1614; فَات&# 1617;َبِع& amp;#1615;ونِ&#1 609; يُحْ&# 1576;ِبْك& amp;#1615;مُ الله

kinci Meyve: Ey nefis! Ubdiyet, mukaddeme-i mkft- lhika deil, belki netice-i ni'met-i sbkadr. Evet, biz cretimizi almz. Ona gre hizmetle ve ubdiyyetle muvazzafz. nki: Ey nefis! Hayr- mahz olan vcudu sana giydiren Hlik- Zlcell, sana itihal bir mde verdiinden Rezzak ismiyle btn ma'mat bir sofra-i nimet iinde senin nne koymutur. Sonra sana hassasiyetli bir hayat verdiinden, o hayat dahi bir mde gibi rzk ister. Gz, kulak gibi btn duygularn, eller gibidir ki, ruy-i zemin kadar geni bir sofra-i ni'meti, o ellerin nne koymutur. Sonra mnevi ok rzk ve ni'metler istiyen insaniyeti sana verdiinden, lem-i mlk ve melekt gibi geni bir sofra-i ni'met, o mde-i insaniyetin nne ve akln eli yetiecek nisbette sana amtr. Sonra nihayetsiz ni'metleri isteyen ve hadsiz rahmetin meyveleriyle tagaddi eden ve insniyet-i kbr olan slmiyeti ve man sana verdiinden, daire-i mmkinat ile beraber Esm-i Hsn ve sft- mukaddesenin dairesine mil bir sfra-i ni'met ve saadet ve lezzet sana fethetmitir. Sonra imann bir nuru olan muhabbeti sana vermekle, gayr-i mtenhi bir sofra-i ni'met ve saadet ve lezzet sana ihsan etmitir. Yni, cismaniyetin itibriyle kk, zaif, ciz zell, mukayyed, mahdut bir cz'sn. O'nun ihsaniyle cz' bir cz'den, kll bir kll- nrani hkmne getin. Zira, hayat sana vermekle, cz'iyetten bir nevi klliyete; ve insaniyyeti vermekle hakik klliyete; ve slmiyeti vermekle ulv ve nrani bir klliyete; ve mrifet ve muhabbeti vermekle muhit bir nura seni karm.

te ey nefis! sen bu creti almsn. Ubdiyyet gibi lezzetli, ni'metli, rahatl, hafif bir hizmetle mkellefsin. Halbuki, buna da tenbellik ediyorsun. Eer yarm yamalak yapsan da, gya eski cretleri kfi gelmiyormu gibi, ok byk eyleri mtehakkimne istiyorsun. Ve hem, "Niin duam kabl olmad" diye nazlanyorsun. Evet senin hakkn naz deil, niyazdr. Cenb- Hak, Cenneti ve saadet-i ebediyyeyi, mahz- fazl ve keremiyle ihsan eder. Sen, dima rahmet ve keremine iltica et. Ona gven ve u fermn dinle:



(ShTls:139)



قُلْ بِفَ&# 1590;ْلِ الله&# 1616; وَبِ&# 1585;َحْم& amp;#1614;تِه&#1 616; فَبِ&# 1584;َلِك& amp;#1614; فَال&# 1618;يَفْ& amp;#1585;َحُ&#1 608;ا هُوَ خَيْ&# 1585;ٌ مِمّ&# 1614;ا يَجْ&# 1605;َعُو& amp;#1606;َ

Eer desen: "u kll hadsiz ni'metlere kar, nasl u mahdut ve cz' krmle mukabele edebilirim?"

Elcevab: Kll bir niyyetle, hadsiz bir tikad ile... Mesel: Naslki, bir adam be kuru kymetinde bir hediye ile,bir padiahn huzuruna girer ve grr ki, herbiri milyonlara deer hediyeler, makbul adamlardan gelmi, orada dizilmi. Onun kalbine gelir: "Benim hediyem hitir, ne yapaym." Birden der: "Ey seyyidim! Btn u kymetdar hediyeleri kendi nmma sana takdim ediyorum. nki: Sen onlara lyksn. Eer benim iktidarm olsayd, bunlarn bir mislini sana hediye ederdim." te hi ihtiyac olmyan ve raiyetinin derece-i sadakat ve hrmetlerine almet olarak hediyelerini kabul eden o padiah, o brenin o byk ve kll niyetini ve arzusunu ve o gzel ve yksek tikad liyakatn, en byk bir hediye gibi kabl eder.

Aynen yle de: ciz bir abd, namaznda (Ettehyyt lillh) der. Yani btn mahlkatn hayatlaryla sana takdim ettikleri hediye-i ubdiyyetlerini, ben kendi hesabma, umumumu sana takdim ediyorum. Eer elimden gelseydi, onlar kadar tahiyyeler sana takdim edecektim. Hem,sen onlara, hem daha fazlasna lyksn. te u niyyet ve tikad, pek geni bir kr- klldir. Nebatatn tohumlar ve ekirdekleri, onlarn niyetleridir.

Hem mesel: Kavun, kalbinde, nveler suretinde bin niyyet eder ki, "Y Hlikm! Senin Esm-i Hsnnn naklarn yerin bir ok yerlerinde iln etmek isterim. " Cenb- Hak, gelecek eylerin nasl geleceklerini bildii iin, onlarn niyyetlerini bilfiil ibdet gibi kabl eder. "M'minin niyyeti, amelinden hayrldr." u srra iaret eder. Hem: سُبْ&# 1581;َانَ& amp;#1603;َ وَبِ&# 1581;َمْد& amp;#1616;كَ عَدَ&# 1583;َ خَلْ&# 1602;ِكَ وَرِ&# 1590;َاءَ نَفِ&# 1587;ِكَ وَزِ&# 1606;َةِ عَرِ&# 1588;ِكَ وَمِ&# 1583;َادِ كَلِ&# 1605;َاتِ& amp;#1603;َ وَنُ&# 1587;َبِّ& amp;#1581;ُكَ بِجَ&# 1605;ِيعِ تَسْ&# 1576;ِيحَ& amp;#1575;تِ اَنْ&# 1580;ِيَا& amp;#1574;ِكَ وَاَ&# 1608;ْلِي& amp;#1614;ائِ&#1 603;َ وَمَ&# 1604;َئِك& amp;#1614;تِك&#1 614; gibi hadsiz adetle tesbih etmenin hikmeti u srdan anlalr. Hem nasl, bir zbit, btn neferatnn yekn hizmetlerini kendi namna padiaha takdim eder. yle de: Mahlkata zbitlik eden; ve hayvanat ve nebatta kumandanlk yapan; ve mevcudat- arziyeye halifelik etmeye kbil olan ve kendi husus leminde kendini herkese vekil telkki eden insan, اِيّ&# 1614;اكَ نَعْ&# 1576;ُدُ وَاِ&# 1610;َّكَ نَسْ&# 1578;َعِي& amp;#1606;ُ der. Btn halkn ibadetlerin ve istinelerini, kendi nmna Mbud-u Zlcell'e takdim eder. Hem:



(ShTls:140)



سُبْ&# 1581;َانَ& amp;#1603;َ بِجَ&# 1605;ِيعِ تَسْ&# 1576;ِيحَ& amp;#1575;تِ جَمِ&# 1610;عِ مَخْ&# 1604;ُوقَ& amp;#1575;تِك&#1 614; وَبِ&# 1575;َلْس& amp;#1616;نَة&#1 616; جَمِ&# 1610;عِ مَصْ&# 1606;ُوعَ& amp;#1575;تِك&#1 614; der. Btn mevcudat kendi hesabna syletirir.Hem:

اَلل&# 1617;َهُم& amp;#1617;َ صَلّ&# 1616; عَلَ&# 1609; مَحَ&# 1605;َّدٍ بِعَ&# 1583;َدِ ذَرّ&# 1614;اتِ الْك&# 1614;ائِن& amp;#1614;اتِ وَمُ&# 1585;َكَّ& amp;#1576;َات&#1 616;هَا der.Herey nmna bir salvat getirir. nki: Herey, Nur-u Ahmed (A.S.M) ile alkadardr. te, tesbihatta, salvatlarda hadsiz adetlerin hikmetini anla.

nc Meyve: Ey nefis! Az bir mrde hadsiz bir amel-i uhrev istersen ve herbir dakika-i mrn, bir mr kadar faideli grmek istersen ve detini ibadete ve gafletini huzura kalbetmeyi seversen, Snnet-i Seniyyeye ittiba et. nki: Bir muamele-i er'iyye tatbik- amel ettiin vakit, bir nevi huzur veriyor. Bir nevi ibadet oluyor. Uhrev ok meyveler veriyor. Mesel: Birey'i satn aydn. cab ve kabul- er'iyyeyi tatbik ettiin dakikada, o di al veriin bir ibadet hkmn alr. O tahattur-u hkm- er' bir tasavvur-u vahy verir. O dahi, rii dnmekle bir tevecch- lh verir. O dahi, bir huzur verir. Demek Snnet-i Seniyye tatbik-i amel etmekle bu fni mr, bki meyveler verecek ve bir hayat- ebediyyeye medar olacak olan faideler elde edilir.

فَاَ&# 1605;ِنُو& amp;#1575; بِال&# 1604;هِ ورَس&# 1615;ولِه& amp;#1616; النّ&# 1614;بِيّ& amp;#1616; الاُ&# 1605;ِّيّ& amp;#1616; الَّ&# 1584;ِى يُؤْ&# 1605;ِنُ بِال&# 1604;هِ وَكَ&# 1604;ِمَا& amp;#1578;ِهِ وَات&# 1617;َبِع& amp;#1615;وهُ لَعَ&# 1604;َّكُ& amp;#1605;ْ تَهْ&# 1578;َدُو& amp;#1606;َ fermnn dinle. eriat ve Snnet-i Seniyyenin ahkmlar iinde cilveleri intiar eden Esm-i Hsnnn herbir isminin feyzi tecellisine bir mazhar- cmi' olmaa al...

Drdnc Meyve: Ey nefis! Ehl-i dnyaya, hususan ehl-i sefahete, hususan ehl-i kfre bakp, sr znet ve aldatc gayr- mer lezzetlerine aldanp taklid etme. nki: Sen onlar taklid etsen, onlar gibi olamazsn. Pek ok sukut edeceksin. Hayvan dahi olamazsn. nki: Senin bandaki akl, me'um bir let olur. Senin ban daima dvecektir. Mesel: Nasl ki, bir saray bulunsa, byk bir dairesinde byk bir elektirik lmbas bulunur. O elektrikten tea'ub etmi ve onunla bal kk kk elektrikler, kk menzillere taksim edilmi. imdi birisi o byk ellektrik lmbasnn dmesini evirip ziyay kapatsa, btn menziller derin bir karanlk iine ve bir vahete der. Ve baka sarayda byk elektrik lmbasyla merbut olmyan kk elektrik lmbalar, her menzilde bulunuyor. O saray sahibi byk elektrik lmbasnn dmesini evirererek kapatsa, sair menzillerde klar bulunabilir. Onunla iini grebilir. Hrszlar istifade edemezler.



(ShTls:141)

te ey nefsim! Birinci saray, bir mslmandr. Hazret-i Peygamber Aleyhissalt Vesselm, onun kalbinde o byk elektrik lmbasdr. Eer onu unutsa, El-iyz-billh kalbinden Onu karsa, hibir peygamberi daha kabul edemez. Belki, hibir kemaltn yeri, ruhunda kalamaz. Hatt rabbini de tanmaz. Mahiyetindeki bbtn menziller ve ltifeler, karanla der ve kalbinde mthi bir tahribat ve vahet oluyor. Acaba bu tahribat ve vahete mukabil hangi ey'i kazanp nsiyet edebilirsin! Hangi menfaati bulup o tahribat zararn onunla tmir edersin! Halbuki; ecnebiler, o ikinci saraya benzerler ki, Hazret-i Peygamber Aleyhissalt- Vesselm'n nurunu kalblerinden karsalar da, kendilerince bz nurlar kalabilir veya kalabilir zannederler. Onlarn mnev kemlt- ahlkiyelerine medar olacak Hazret-i Msa ve s Aleyhimesselm'a bir nevi manlar ve Hlklarna bir eit tikadlar kalabilir.

Ey nefsi emmre! Eer desen: "Ben ecnebi deil, hayvan olmak isterim." Sana ka defa sylemitim: Hayvan gibi olamazsn. Zira kafandaki akl olduu iin, o akl gemi elemleri ve gelecek korkular tokadiyle senin yzne, gzne, bana arparak dvyor. Bir lezzet iinde bin elem katyor. Hayvan ise elemsiz gzel bir lezzet alr, zevkeder. yle ise, evvel akln kar at, sonra hayvan ol. Hem: كَال&# 1575;َْنْ& amp;#1593;َام&#1 616; بَلْ هُمْ اَضَ&# 1604;ُّ silsile-i te'dbini gr."

Beinci Meyve: Ey nefis! Mkerreren sylediimiz gibi, insan, ecere-i hilkatin meyvesi olduundan, meyve gibi en uzak ve en cmi' ve umuma bakar ve umumun cihet-l vahdetini iinde saklar bir kalb ekirdeini tayan ve yz kesrete , fenya, dnyaya bakan bir mahlktur. Ubdiyet ise, onun yzn fendan bekaya, halktan Hakk'a, kesreten vahdete, mntehadan mebde'e eviren bir hayt- vuslat, yahut mebde' ve mnteh ortasnda bir nokta-i ittisaldir. Naslki tohum olacak kymettar bir meyve-i zuur, aacn altndaki ziruhlara baksa, gzelliine gvense, kendini onlarn ellerine atsa veya gaflet edip dse, onlarn ellerine decek, paralanacak, di birtek meyve gibi zyi olacak. Eer o meyve, nokta-i istinadn bulsa, iindeki, ekirdek, btn aacn cihet-l vahdetini tutmakla beraber aacn bekasna ve hakikatnn devamna vasta olacan dnebilse, o vakit o tek meyve iinde birtek ekirdek, bir hakikat- klliyye-i dimeye, bir mr bki iinde mazhar oluyor.

yle de: nsan, eer kesrete dalp, kinat iinde boulup, dnyann muhabbetiyle sersem olarak fnilerin tebessmlerine aldansa, onlarn kucaklarna atlsa, elbette nihayetsiz bir hasrete der. Hem fen, hem fni, hem ademe der. Hem mnen kendini dam eder. Eer lisan- Kur'andan kalb kulayla man derslerini iitip ban



(ShTls:142)

kaldrsa, vahdete mteveccih olsa, ubdiyetin mi'raciyle ar- kemalta kabilir. Baki bir insan olur.

Ey nefsim! Madem hakikat byledir ve madem Millet-i brahimiyyedensin(A.S) brahimvri لآ اُحِ&# 1576;ُّ الاَ&# 1601;ِلين& amp;#1614; de. Ve Mahbub-u Bki'ye yzn evir ve benim gibi yle ala:





















لَقَ&# 1583;ْ اَبْ&# 1603;َانِ نَعْ&# 1609;ُ (لآاُ& #1581;ِبُّ الاَ&# 1601;ِلين& amp;#1614 مِنْ خَلِ&# 1610;لِ الله&# 1616;

فَصَ&# 1576;َّتْ عَيْ&# 1606;ُ قَلْ&# 1576;ِى قَتَ&# 1585;اتٍ بَاك&# 1616;يَات& amp;#1613; مِنْ شُؤُ&# 1608;نِ الله&# 1616;

لِتَ&# 1601;ْسِي& amp;#1585;ِ كَلا&# 1614;مٍ مِنْ حَكِ&# 1610;مٍ اَىْ نَبِ&# 1610;ٍّ فِى كَلا&# 1614;مِ الله&# 1616;

نَمِ&# 1609; زِيب&# 1575;ستْ اُفُ&# 1608;لْدَ& amp;#1607;ْ كَمْ شُدَ&# 1606;ْ مَحْ&# 1576;ُوبْ

نَمِ&# 1609; اَرْ&# 1586;َدْ غُرُ&# 1608;بْدَ& amp;#1607;ْ غَيْ&# 1576;ْ شُدَ&# 1606;ْ مَطْ&# 1604;ُوبْ

نَمِ&# 1609; خَوا&# 1607;َمْ فَنَ&# 1575;دَهْ مَحْ&# 1608;ْ شُدَ&# 1606;ْ مَقْ&# 1589;ُودْ

نَمِ&# 1609; خَوا&# 1606;َمْ زَوَ&# 1575;لْدَ& amp;#1607;ْ دَفْ&# 1606;ْ شُدَ&# 1606;ْ مَعْ&# 1576;ُودْ

عَقْ&# 1604; فَري&# 1575;دْ مِى دَار&# 1614;دْ نِدَ&# 1575;ءِ (لآ اُحِ&# 1576;ُّ الاَ&# 1601;ِلِي& amp;#1606;&#1614 مِى زَنَ&# 1583;ْ رُوه&# 1614;مْ

نَمِ&# 1609; خَوا&# 1582;َمْ نَمِ&# 1609; خَوا&# 1606;َمْ نَمِ&# 1609; تَاب&# 1614;مْ فِرَ&# 1575;قِى

نَمِ&# 1609; أَرْ&# 1586;َدْ مَرَ&# 1575;قَه اينْ زَوَ&# 1575;لْ درْ َسْ تَلا&# 1614;قِى

اَزْ آنْ دَرْ&# 1583;ِى ِرْي&# 1606;ِ (لآ اُحِ&# 1576;ُّ الاَ&# 1601;ِلِي& amp;#1606;&#1614 مِى زَنَ&# 1583;ْ قَلْ&# 1576;َمْ

دَرْ اِنْ فَان&# 1616;ى بَقَ&# 1575; خَاز&# 1616;ى بَقَ&# 1575; خِيز&# 1614; دَفْ&# 1606;َادَ& amp;#1606;ْ



(ShTls: (143)

فَنَ&# 1575; شُدْ&# 1607;َمْ فَدَ&# 1575; كُنْ هَمْ عَدَ&# 1605;ْ بِين&# 1616; كِه اَزْ دُنِ&# 1610;َا بَقَ&# 1575;يَا رَاه فَنَ&# 1575;دَنْ

فِكْ&# 1585;ِ فِيز&# 1614;ارْ دَار&# 1614;دْ اَني&# 1616;نَ (لآ اُحِ&# 1576;ُّ الاَ&# 1601;ِلِي& amp;#1606;&#1614 مِى زَنَ&# 1583;ْ وِجْ&# 1583;َانْ

بِدَ&# 1575;نِ اَى نَفْ&# 1587; نَاد&# 1614;نَمْ كِهْ دَرْ هَرْ فَرْ&# 1583;ْ اَزْ فَان&# 1616;ى دُور&# 1614;هْ هَسْ&# 1578;ْ

بَاب&# 1614;اقِى دُوس&# 1616;رِّ جَان&# 1616; جَان&# 1614;انِى

كِه دَرْ نِعْ&# 1605;َتِه& amp;#1614;ا اِنْ&# 1593;َامْ هَسْ&# 1578;ْ وََس&# 1618;آثَر& amp;#1614;هَا اَسْ&# 1605;َا بِكَ&# 1610;رْ مَغْ&# 1586;ِ

وَمِ&# 1586;َنْ دَرْ&# 1601;َنَا آنْ قِشْ&# 1585;ِ بِى مَعْ&# 1606;َا

بَلِ&# 1609; آثَا&# 1585;َهَا& amp;#1603;ُوي&#1 614;نَدْ زِاَ&# 1587;ْمَا& amp;#1604;َفْ&#1 592;ِ بِى سَوْ&# 1583;َا

عَقْ&# 1604;ْ فَرْ&# 1610;َادْ مِى دَار&# 1614;دْ غِيَ&# 1575;ثِ(لآ اُحِ&# 1576;ُّ الاَ&# 1601;ِلِي& amp;#1606;&#1614 مِيز&# 1614;انْ اَىْ نَفْ&# 1587;َمْ

ِهْ خُوش&# 1618; كُوي&# 1614;دْ اُو شَيْ&# 1583;َا جَام&# 1616;ى عِشْ&# 1602;ِ خُون&# 1616;ى

(Hiye)يَك&#161 4;ى خَوَ&# 1575;ه يَكَ&# 1609; خَوَ&# 1575;نْ يَكِ&# 1609; جُوى&# 1618; يَكِ&# 1609; بِين&# 1618; يَكِ&# 1609; دَان&# 1618; يَكِ&# 1609; كُوى&# 1618;

نَعَ&# 1605;ه صَدَ&# 1602;ْتَ اَىْ جَام&# 1616;ى * هُوَ الْم&# 1614;طْلُ& amp;#1608;بُ * هُوَ الْم&# 1614;حْبُ& amp;#1608;بُ* هُوَ الْم&# 1614;قْصُ& amp;#1608;دُ*ه&# 1615;وَ الْم&# 1614;عْبُ& amp;#1608;دُ* كِه لآ اِلَ&# 1607;َ اِلا&# 1617;َ هُوَ بَرَ&# 1575;بَرْ مِيذ&# 1614;نَدْ عَال&# 1614;مْ *



_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

(Hiye): Yalnz bu satr Mevln Cm'nin kelmdr.