Yirmialtnc Sz
Kader Risalesi



بِسْ&# 1605;ِ اللّ&# 1614;هِ الرّ&# 1614;حْمَ& amp;#1606;ِ الرّ&# 1614;حِيم& amp;#1616;

وَاِ&# 1606;ْ مِنْ شَىْ&# 1569;ٍ اِلا&# 1617;َ عِنْ&# 1583;َ نَا خَزَ&# 1570;ئِنُ& amp;#1607;ُ وَمَ&# 1575; نُنَ&# 1586;ّلُه& amp;#1615; اِلا&# 1617;َ بَقَ&# 1583;َرٍ مَعْ&# 1604;ُومٍ * وَكُ&# 1604;ِّ شَىْ&# 1569;ٍ اَحْ&# 1589;َيْن& amp;#1614;اهُ فِى اِمَ&# 1575;مٍ مُبِ&# 1610;نٍ *



[Kader ile cz'-i ihtiyr, iki mes'ele-i mhimmedir. Ona dair drt mebhas iinde birka srlarn amaa alacaz.]

BRNC MEBHAS: Kader ve cz-i ihtiyr, slmiyetin ve mann nihayet hududunu gsteren, hl ve vicdan bir mann cz'lerindendir.Yoksa ilm ve nazar deillerdir.Yni, m'min; herey'i, hatt fiilini, nefsini Cenb- Hakk'a vere vere, t nihayette teklif ve mes'uliyetten kurtulmamak iin "Cz-i ihtiyar" nne kyor. Ona: "Mes'ul ve mkellefsin der. Sonra, ondan sdr eden iyilikler ve kemalt ile marur olmamak iin, "Kader" karsna geliyor. Der. "Haddini bil, yapan sen deilsin." Evet.. kader, cz-i ihtiyr; man ve slmiyetin nihayet meratibinde.. kader, nefsi gururdan ve cz-i ihtiyr adem-i mes'uliyetten kurtarmak iindir ki mesal-i mniyeye girmiler. Yoksa mtemerrid nfus-u emmrenin iledikleri seyyiatnn mes'uliyetinden kendilerini kurtarmak iin kadere yapmak ve onlara in'am olunan mehsinle iftihar etmek, gururlanmak, cz-i ihtiyarye istinad etmek; btn btn srr- kadere ve hikmet-i cz-i ihtiyaryeye zt bir harekete sebebiyet veren ilm mes'eleler deildir. Evet, mnen terakki etmiyen avam iinde kaderin cy- isti'mli var. Fakat, o da mziyat ve mesibdedir ki, ye'sin



(ShTls:82)

ve hznn ilcdr. Yoksa, mas ve istikbaliyatta deildir ki, sefahete ve atlete sebeb olsun. Demek kader mes'elesi, teklif ve mes'uliyetten kurtarmak iin deil, belki fahr ve gururdan kurtarmak iindir ki, mana girmi. Cz-i ihtiyar, seyyiata merci olmak iindir ki, akideye dahil olmu. Yoksa, mehsine masdar olarak tefer'un etmek iin deildir.



Evet, Kur-an'n dedii gibi: nsan, seyyiatndan tamamen mes'uldr. nki: Seyyiat istiyen odur. Seyyiat tahribat nev'inden olduu iin, insan bir seyyie ile ok tahribat yapabilir. Mthi bir cezaya kesb-i istihkak eder. -Bir kibrit ile bir evi yakmak gibi.- Fakat, hasenatta iftihara hakk yoktur. Onda onun hakk pek azdr. nki: Hasenat isteyen, iktiza eden rahmet-i lhiyye ve cad eden kudret-i Rabbniyyedir. Sual ve cevap, d ve sebep, ikiside Hak'tandr. nsan, yalnz dua ile, man ile, uur ile, rza ile onlara sahib olur. Fakat seyyiat istiyen, nefsi insniyyedir (ya istidad ile, ya ihtiyar ile). Naslki beyaz, gzel Gnein ziyasndan bz maddeler siyahlk ve taaffn alr. O siyahlk, onun istidadna aittir. Fakat o seyyiat, ok meslihi tazammun eden bir kanun-u lh ile cad eden yine Hak'tr. Demek; sebebiyet ve sual, nefisdendir ki, mes'uliyeti o eker. Hakk'a ait olan halk ve cad ise, daha baka gzel netice ve meyveleri olduu iin gzeldir, hayrdr. te u srdandr ki: Kesb-i er, erdir; halk- er, er deildir.Naslki, pekok meslihi tazammun eden bir yamurdan zarar gren tenbel bir adam diyemez: "Yamur rahmet deil." Evet halk ve cadda bir err-i cz- ile beraber hayr- kesr vardr. Bir err-i cz- iin hayr- kesri terketmek err-i kesr olur. Onun iin o err-i cz-, hayr hkmne geer. cad- lhde er ve irkinlik yoktur. Belki, abdin kesbine ve istidadna aittir. Hem nasl kader-i lh, netice ve meyveler itibariyle erden ve irkinlikten mnezzehtir. yle de: llet ve sebep tibriyle dahi, zulmden ve kubuhtan mukaddestir. nki: Kader, hakik illetlere bakar,adlet eder. nsanlar, zhir grdkleri illetlere, hkmlerini bina eder; kaderin ayn adletinde zulme derler. Mesel: Hkim seni sirkatle mahkm edip hapsetti. Halbuki; sen srk deilsin. Fakat kader, o gizli katlin iin mahkum edip adlet etmi, kimse bilmez, gizli bir katlin var. te, Kader-i ilh dahi seni o hapisle mahkm etmi. Hkim ise, sen ondan msum olduun sirkate binen mahkm ettii iin zulmetmitir. te ey-i vhidde iki cihetle kader ve cad- ilhnin adleti ve insan kesbinin zulm grnd gibi, baka eyleri buna kyas et. Demek, kader ve cad- lh; mebde' ve mnteh, asl ve fer', illet ve neticeler itibariyle erden ve kubuhtan ve zulmden mnezzehtir.



Eer denilse: "Mdem cz-i ihtiyarnin cada kabiliyeti yok.Bir emr-i



(ShTls:83)

itibar hkmnde olan kesbden baka insann elinde birey bulunmuyor. Nasl oluyor ki, Kur'an- Mu'ciz-l-Beyan'da, Hlik- Semvat ve arza kar, insana si ve dman vaziyeti verilmi. Hlik- arz ve semvat, ondan azim ikyetler ediyor. O s insana kar abd-i m'mine yardm iin kendini ve melikesini tahid ediyor.Ona azm bir ehemmiyet veriyor."



Elcevab: nki kfr ve isyan seyyie, tahriptir, ademdir. Halbuki azim tahribat ve hadsiz ademler, birtek emr-i tibarye ve ademye terettb edebilir. Naslki, bir azm sefinenin dmencisi, vazifesinin adem-i ifasiyle, sefine gark olup btn hademelerin netice-i sa'yleri ibtal olur. Btn o tahribat, bir ademe terettb ediyor. yle de: Kfr ve msiyet, adem ve tahrib nev'inden olduu iin, cz-i ihtiyar bir emr-i tibar ile onlar tahrik edip mdhi netice sebebiyet verebilir. Zira kfr, endan bir seyyiedir. Fakat, btn kinat kymetsizlikle ve abesiyetle tahkir ve delil-i Vahdniyyeti gsteren btn mevcudat tekzip ve btn tecelliyat- Esmy tezyif olduundan, btn kinat ve mevcdat ve Esm-i lhiyye nmna Cenb- Hak, kfirden edid ikyet ve dehetli tehdidat etmek; ayn- hikmettir ve ebed azab vermek, ayn- adlettir. Mdem insan kfr ve isyanla tahribat tarafna gidiyor. Az bir hizmetle ok ileri yapar. O'nun iin ehl-i man, onlara kar Cenb- Hakk'n inyet-i azmine muhtatr. nki: On kuvvetli adam, bir evin muhafazasn ve tmiratn deruhte etse, haylaz bir ocuun, o haneye ate vermeye alasna kar, o ocuun velisine, belki padiahna mracaata, yalvarmaa mecbur olmas gibi; m'minlerin de, byle edepsiz ehl-i isyana kar dayanmak iin Cenb- Hakk'n ok inytna muhtatrlar.

Elhasl: Eer kader ve cz-i ihtiyarden bahseden adam, ehl-i huzur ve keml-i man sahibi ise, kinat ve nefsini Cenb- Hakk'a verir, O'nun tasarrufunda bilir. O vakit hakk var, kaderden ve cz-i ihtiyarden bahsetsin. nki: Madem nefsini ve herey'i Cenab- Hakk'tan bilir, o vakit cz-i ihtiyarye istinad ederek mes'uliyeti deruhte eder. Seyyiata merciiyyeti kabl edip, Rabbini takdis eder. Daire-i ubdiyyette kalp, teklif-i lhiyyeyi zimmetine alr. Hem, kendinden sdur eden kemlt ve hasenat ile gururlanmamak iin kadere bakar, fahr yerine kreder. Bana gelen musibetlerde kaderi grr, sabreder. Eer kader ve cz-i ihtiyarden bahseden adam, ehl-i gaflet ise; o vakit kaderden ve cz-i ihtiyarden bahse hakk yoktur. nki: Nefs-i emmaresi, gaflet veya dallet saikasiyle kinat esbaba verip, Allah'n maln onlara taksim eder, kendini de kendine temlik eder. Fiilini kendine ve esbaba verir. Mes'uliyeti ve kusuru kadere hvale eder. O vakit, nihayette Cenb- Hakk'a verilecek olan cz-i ihiyar ve en nihayette medar- nazar



(ShTls:84)

olacak olan kader bahsi mnaszdr.Yalnz, btn btn onlarn hikmetine zd ve mes'uliyetten kurtulmak iin bir desise-i nefsiyyedir.

KNC MEBHAS: Ehl-i ilme mahsus (Hiye), ince bir tedkik-i ilmdir.

Eer desen: "Kader ile cz-i ihtiyar, nasl tevfik edilebilir?"

Elcevab: Yedi vecihle...

Birincisi: Elbette kinatn intizam ve mzan lisaniyle hikmet ve adletine ehadet ettii bir dil-i Hakm, insan iin medar- sevab ve ikab olacak, mahiyeti mehul bir cz-i ihtiyar vermitir. O dil-i Hakm'in pek ok hikmetini bilmediimiz gibi, u cz-i ihtiyarnin kaderle nasl tevfik edildiini bilmediimiz, olmamasna delalet etmez.

kincisi: Bizzarure herkes kendisinde bir ihtiyar hisseder. O ihtiyarn vcudunu vicdanen bilir. Mevcudatn mahiyetini bilmek ayrdr, vcudunu bilmek ayrdr. ok eyler var: Vcudu bizce bedih olduu halde, mahiyeti bizce mehul... te u cz-i ihtiyar, yleler srasna girebilir. Herey, malmatmza mnhasr deildir. Adem-i ilmimiz, onun ademine dellet etmez.

ncs: Cz-i ihtiyar, kadere mnafi deil. Belki kader, ihtiyar te'yid eder. nki: Kader, ilm-i lhnin bir nev'idir. lm-i lh, ihtiyarmza taallk etmi. yle ise, ihtiyar te'yid ediyor, ibtal etmiyor.

Drdncs: Kader, ilim nev'indendir. lim, malma tbidir. Yni, nasl olacak, yle taallk ediyor. Yoksa malm ilme tbi deil. Yni, ilim destiri; malmu, haric vcud noktasnda idare etmek iin esas deil. nki: Malmun zt ve vcud-u haricsi, iradeye bakar ve kudrete istinad eder. Hem, ezel; mazi silsilesinin bir ucu deil ki, eyann vcudunda esas tutulup ona gre bir mecburiyet tasavvur edilsin. Belki, ezel, mazi ve hal ve istikbali birden tutar, yksekten bakar bir yine misldir. yle ise, daire-i mmkinat iinde uzanp giden zamann mazi tarafnda bir u tahayyl edip, ona ezel deyip, o ezel ilmine, eyann tertib ile girmesini ve kendisini onun haricinde tevehhm etmesi, ona gre muhakeme etmek hakikat deildir. u srrn kefi iin u misale bak: Senin elinde bir yine bulunsa, sa tarafndaki mesafe, mazi sol tarafndaki mesafe mstakbel farzedilse; o yine yalnz mukabilini tutar, sonra o iki taraf bir tertip ile tutar, ounu tutamaz. O yine ne kadar aa ise, o kadar az grr. Fakat o yine ile yksee ktka o yinenin

________&# 095;

(Hiye) Bu ikinci mebhas, en derin ve en mkil bir srr- kader mes'elesidir. Btn lema-i muhakkiknce en ehemmiyetli ve mnazaral bir mes'ele-i akaid-i kelmiyyedir.Risale-i Nur tam halletmi.



(ShTls:85)

mukabil dairesi genilenir.Gitgide, btn iki taraf mesafeyi birden bir anda tutar. te, u yine u vaziyette onun irtisamnda, o mesafelerde cereyan eden hlt birbirine mukaddem, muahhar, muvafk, muhalif denilmez. te kader, ilm-i ezelden olduu iin; ilm-i ezel, hadsin tbiriyle: "Manzar- ldan, ezelden ebede kadar herey, olmu ve olacak, birden tutar, ihta eder bir makam- ldadr." Biz ve muhakematmz, onun haricinde olamaz ki, mzi mesafesinde bir yine tarznda olsun.



Beincisi: Kader, sebeble msebbebe bir taallku var. Yni, u msebbeb, u sebeble vukua gelecek. yle ise denilmesin ki: "Mdem filn adamn lmesi, filn vakitte mukadderdir. Cz-i ihtiyariyle tfek atan adamn ne kabahati var, atmasayd yine lecekti?

Sual: Niin denilmesin?

Elcevab: nki: Kader,onun lmesini onun tfeiyle tyin etmitir. Eer onun tfek atmamasn farzetsen, o vakit kaderin adem-i taallnu farzediyorsun. O vakit lmesini ne ile hkmedeceksin! Ya Cebr gibi; sebebe ayr, msebbebe ayr birer kader tasavvur etsen veyahut Mu'tzile gibi kaderi inkr etsen, Ehl-i snnet ve Cemaati brakp frka-i dlleye girersin. yle ise, biz ehl-i hak deriz ki: "Tfek atmasayd, lmesi bizce mehul. " Cebr der: "Atmasayd yine lecekti." Mu'tezile der: "Atmasayd lmeyecekti."

Altncs: (Hiye) Cz-i ihtiyarnin ss-l-ess olan meyeln, Matridce bir emr-i itibardir, abde verilebilir. Fakat e'ar, ona; mevcud nazariyle bakt iin abde vermemi. Fakat o meyelndaki tasarruf, E'ariyece bir emr-i itibardir. yle ise, o meyeln, o tasarruf, bir emr-i nisbdir. Muhakkak bir vcud-u haricsi yoktur. Emr-i itibar ise, illet-i tmme istemez ki illet-i tamme vcudu iin lzum ve zaruret ve vcub ortaya girip ihtiyar re'ftsin. Belki o emr-i itibarnin illeti, bir rhaniyet derecesinde bir vaziyet alsa, o emr-i itibar sbut bulabilir. yle ise; o anda onu terkedebilir. Kur'an ona o anda diyebilir ki: "u erdir, yapma." Evet, eer abd, hlik- ef'ali bulunsayd ve cada ikidar olsayd, o vakit ihtiyar ref'olurdu. nki: lm-i usul ve hikmette

مَا لَمْ يَجِ&# 1576;ْ لَمْ يُوج&# 1614;دْ kaidesince mukarrerdir ki: "Bir ey vcib olmazsa, vcuda gelmez. " Yni, illet-i tmme bulunacak; sonra vcuda gelebilir. llet-i tmme ise; mallu, bizzarure ve bilvcub iktiza ediyor. o vakit ihtiyar kalmaz.

________&# 095;

(Hiye) Gayet mdakkik limlere mahsus bir hakikattr.



(ShTls:86)

Eer desen: Tercih bil mreccih muhaldir. (Hiye) Halbuki, o emr-i itibar dediimiz kesb-i insan; bazan yapmak ve bzan yapmamak; eer mcib bir mreccih bulunmazsa tercih bil mreccih lzm gelir. u ise; usl- kelmiyyenin en mhim bir esasn hedmeder..?

Elcevab: Tereccuh bil mreccih muhldir. Yni: Mreccihsiz, sebebsiz rchniyyet muhldir. Yoksa, tercih bil mreccih cizdir ve vkidir. rade bir sfattr. Onun e'ni, byle bir ii grmektedir.

Eer desen: "Madem katli halkeden Hak'tr. Niin bana katil denilir?

Elcevab: nki: lm-i sarf kaidesince ism-i fil, bir emr-i nisb olan masdardan mtaktr. Yoksa bir emr-i sbit olan hsl- bilmasdardan inikak etmez. Masdar kesbimizdir, katil nvann da biz alrz.Hsl- bilmasdar, Hakk'n mahlkudur. Mes'uliyeti imam eden birey, hsl- bilmasdardan mtak klnmaz.

Yedincisi: rade-i cz'iyye-i insaniyye ve cz-i ihtiyariyesi endan zaiftir,bir emr-i itibardir, fakat, Cenab- Hak ve Hakm-i Mutlak, o zaif cz- irade-i klliyesinin taallkuna bir art- di yapmtr.Yni mnen der: "Ey abdim! htiyarnla hangi yolu istersen, seni o yolda gtrrm. yle ise, mes'uliyet sana aittir!" Tebihte hata olmasn, sen bir iktidarsz ocuu omuzuna alsan. Onu muhayyer brakp, "Nereyi istersen seni oraya gtreceim" desen. O ocuk, yksek bir da istedi, gtrdn.ocuk d yahut dt.Elbette "Sen istedin" diyerek itab edip stnde bir tokat vuracaksn. te Cenb- Hak, Ahkem-l-Hkimn, nihayet zaafta olan abdin iradesini, bir art- di yapp irade-i klliyyesi ona nazar eder.

Elhasl: Ey insan! Senin elinde gayet zaif, fakat seyyiatta ve tahribatta eli gayet uzun ve hasenatta eli gayet ksa, cz-i ihtiyar namnda bir iraden var. O iradenin bir eline duay ver ki, silsile-i hasenatn bir meyvesi olan Cennet'e eli yetisin ve bir iei olan saadet-i ebediyeye eli uzansn. Dier eline istifar ver ki, onun eli seyyiattan ksalsn ve o ecere-i mel'unenin bir meyvesi olan zakkum-u Cehennem'e yetimesin. Demek, dua ve tevekkl, meyeln- hayra byk bir kuvvet verdii gibi, istifar ve tevbe dahi, meyeln- err-i keser, tecavzatn krar.

NC MEBHAS: Kadere man, mann erknndandr. Yni: "Herey, Cenb- Hakk'n takdiriyledir." Kadere delil-i kat'iyye o kadar

________&# 095;

(Hiye) Tereccuh ayrdr, tercih ayrdr, ok fark var.



(ShTls:87)

oktur ki, had ve hesaba gelmez. Biz, basit ve zhir bir tarz ile u rkn- mnyi, ne derece kuvvetli ve geni olduunu, bir mukaddeme ile gstereceiz.

Mukaddeme: Herey vcudundan evvel ve vcudundan sonra yazldn وَلا&# 1614; رَطْ&# 1576;ٍ وَلا&# 1614; يَاب&# 1616;سٍ اِلا&# 1617;َ فِى كِتَ&# 1575;بٍ مُبِ&# 1610;نٍ gibi, pekok yt- Kur'aniyye tasrih ediyor ve u kinat denilen, kudretin Kur'an- kebrinin yt dahi u hkm- Kur-anyi, nizam ve mizan ve intizam ve tasvir ve tezyin ve imtiyaz gibi yt- tekvniyyesiyle tasdik ediyor. Evet, u kinat kitabnn manzum mektubat ve mevzun yt ehadet eder ki, herey yazldr. Amma, vcudundan evvel herey mukadder ve yazl olduuna delil, btn mebdi ve ekirdekler ve mekadr ve suretler, birer ahittir. Zira, herbir tohum ve ekirdekler, "Kf-Nn" tezghndan kan birer ltif sandukcadr ki, kaderle tersim edilen bir fihristecik, ona tevdi edilmitir ki, Kudret, o kaderin hendesesine gre zerrat istihdam edip, o tohumcuklar stnde koca mu'cizat- kudreti bina ediyor. Demek, btn aacn bana gelecek; btn vkat ile ekirdeinde yazl hkmndedir. Zira tohumlar maddeten basittir, birbirinin ayndr, maddeten birey yoktur. Hem, herey'in miktar- muntazamas, kaderi vzhan gsterir. Evet, hangi zhayata baklsa grnyor ki, gayet hikmetli ve san'atl bir kalbdan km gibi, bir miktar, bir ekil var ki; o mikdar, o sureti, o ekli almak; ya, hrika ve nihayet derecede eri br madd bir kalb bulunmal veyahut kaderden gelen mevzun, ilm bir kalb- mnev ile Kudret-i Ezeliyye, o sureti, o ekli biip giydiriyor. Mesel: Sen, u aaca, u hayvana dikkat ile bak ki; cmid, sar, kr, uursuz, birbirinin misli olan zerreler, onun nev nemasnda hareket eder. Baz eri br hudutlarda, meyve ve faidelerin yerini tanr, grr, bilir gibi durur, tevakkuf eder. Sonra, baka bir yerde, byk bir gayeyi takib eder gibi yolunu deitirir. Demek kaderden gelen mikdar- mnevnin ve o mikdarn emr-i mnevisiyle zerreler hareket ederler. Madem, maddi ve grnecek eyada bu derece kaderin tecelliyat var. Elbette eyann mrur-u zamanla giydikleri suretler ve ettikleri hrekt ile hsl olan vaziyetler dahi, bir intizam- kadere tbidir. Evet, bir ekirdekte, hem bedih olarak, irade ve evmir-i tekvniyyenin unvan olan "Kitab- Mbn"den haber veren ve iaret eden, hem nazar olarak emir ve ilm-i lhnin bir unvan olan "mam- Mbn"den haber veren ve remzeden iki kader tecellisi var. Bedh kader ise, o ekirdein tazammun ettii aacn, madd keyfiyat ve vaziyetleri ve hey'etleridir ki, sonra gz ile grnecek. Nazar ise, o ekerdekte, ondan halkolunacak aacn mddet-i hayatndaki geirecei tavrlar, vaziyetler,



(ShTls:88)

ekiller, hareketler, tesbihatlardr ki, tarihe-i hayat namiyle tbir edilen vakit-bevakit deien tavrlar, vaziyetler, ekiller, fiiller; o aacn dallar, yapraklar gibi intizaml birer kader mikdar vardr.Madem en di ve basit eyada byle kaderin tecellisi var. Elbette umum eyann vcudundan evvel yazl olduunu ifade eder ve az bir dikkatle anlalr. imdi; vcudundan sonra herey'in sergzet-i hayat yazldna delil ise; lemde "Kitab- Mbn" ve "mam- Mbn"den haber veren btn meyveler ve "Levh-i Mahfuz"dan haber veren ve iaret eden insandaki btn kuvve-i hfzalar birer ahittir, birer emredir. Evet herbir meyve, btn aacn mukadderat- hayat, onun kalbi hkmnde olan ekirdeinde yazlyor. nsann sergzet-i hayatiyle beraber ksmen lemin hdisat mziyesi, kuvve-i hfzasnda yle bir srette yazlyor ki, gya hardal kklnde bu kuvvecikte dest-i kudret, kalem-i kaderiyle insann sahife-i a'mlinden kk bir senet istinsah ederek, insann eline verip, dimann cebine koymu. T, muhasebe vaktinde onunla hatrlatsn. Hem, t mutmain olsun ki; bu fena ve zeval herc mercinde beka iin pekok yineler var ki, Kadr-i Hakm, zillerin hviyetlerini onlarda tersim edip ibka ediyor. Hem, beka iin pekok levhalar var ki, Hafz-i Alm, fnilerin mnalarn onlarda yazyor...

Elhasl: Madem en basit ve en aa derece-i hayat olan nebatat hayat, bu derece kaderin nizamna tbidir. Elbette en yksek derece-i hayat olan hayat- insniyye, btn teferruatiyle kaderin mikyasiyle izilmitir ve kalemiyle yazlyor. Evet, nasl katreler, buluttan haber verir, rehalar su menban gsterir; senetler, czdanlar, bir defter-i kebr'in vcuduna iaret ederler. yle de: u mehudumuz olan, zhayatlardaki intizam- madd olan bedih kader ve intizam- mnev ve hayat olan nazar kaderin rehalar, katreleri, senetleri, czdanlar hkmnde olan meyveler, nutfeler, tohumlar, ekirdekler, suretler, ekiller; bilbedahe "Kitab- Mbn" denilen irade ve evamir-i tekvniyyenin defterini ve "mam- Mbn" denilen ilm-i lhnin bir divan olan levh-i mahfuzu gsterir.

Netice-i meram: Madem bilmahede gryoruz ki, herbir zhayatn nev nema zamannda; zerreleri, eribr hudutlara gider, durur. Zerreler yolunu deitirir. O hudutlarn nihayetlerinde birer hikmet, birer faide, birer maslahat semere verirler.Bilbedahe, o ey'in mikdar- srsi, bir kader kalemiyle tersim edilmitir. te: Mehud, bedih kader, o zhayatn mnev hltnda dahi bir kader kalemiyle izilmi muntazam meyvedar hudutlar, nihayetleri var olduunu gsterir. Kudret masdardr, kader mistardr. Kudret; o maan kitabn, o mistar stnde yazar. Madem madd ve mnevi kader kalemiyle tersim edilmi

(ShTls:89)

msmir hudutlar, hikmetli nihayetler olduunu kat'iyyen anlyoruz.Elbette herbir zhayatn mddet-i hayatnda geirecei ahval ve etvr, o kaderin kalemiyle tersim edilmi. nki: Sergzet-i hayat, bir intizam ve mzan ile cereyan ediyor. Suretler deitiriyor, ekiller alyor. Mdem byle umum zhayatta kalem-i kader hkmrandr. Elbette lemin en mkemmel meyvesi ve arzn halifesi ve emanet-i kbrnn hmili olan insann sergzet-i hayatiyyesi, hereyden ziyde kaderin kanununa tbidir.

Eer desen: "Kader bizi byle balam. Hrriyetimizi selbetmitir. nbisat ve cevelna mtak olan kalb ve ruh iin kadere man bir arlk, bir sknt vermiyor mu?

Elcevab: Kat'a ve asla!.. Sknt vermedii gibi, nihayetsiz bir hiffet, bir rahatlk ve revh u reyhn veren ve emn eman te'min eden bir srur, bir nur veriyor. nki: nsan kadere man etmezse, kk bir dairede cz- bir serbestiyet, muvakkat bir hrriyet iinde, dnya kadar ar bir yk, bare ruhun omuzunda tamaya mecburdur. nki: nsan btn kinatla alkadardr. Nihayetsiz makasd ve metlibi var. Kudreti, iradesi, hrriyeti; milyondan birisine kfi gelmedii iin, ektii mnev sknt arl, ne kadar mdhi ve muvahhi olduu anlalr. te kadere man, btn o arl kaderin sefinesine atar, kemal-i rahat ile, ruh ve kalbin keml-i hrriyyetiyle kemltnda serbest cevelnna meydan veriyor. Yalnz nefs-i emmarenin cz- hrriyetini selbeder ve fir'avuniyyetini ve rubbiyyetini ve keyfemye hareketini krar. Kadere man o kadar lezzetli, saadetlidir ki, trif edilmez. Yalnz u temsil ile o lezzete ve o saadete bir iaret edeceiz. yle ki:



ki adam, bir padiahn payitahtna giderler. O padiahn mahall-i garib olan has sarayna girerler. Biri, padiah bilmez; o yerde gasbne, srikane tavattun etmek ister. Fakat o bahe, o sarayn iktiza ettikleri idare ve tedbir ve vridat ve makinelerini ilettirmek ve garib hayvanatn erzakn vermek gibi zahmetli klfetleri grr, mtemadiyen strap eker. O cennet gibi bahe, bana bir cehennem gibi oluyor. Herey'e acyor. dare edemiyor. Teessfle vaktini geirir.Sonrada, o hrsz edepsiz adam, te'dip sretiyle hapse atlr. kinci adam, padiah tanr, padiaha kendini misafir bilir. Btn o bahede, o sarayda olan iler, bir nizam- kanunla cereyan ettiini, herey bir programla, keml-i shuletle ilediini tikad eder. Zahmet ve klfetleri, padiahn kanununa brakp keml-i safa ile o cennet-misal bahenin btn lezzetlerinden istifade edip padiahn merhametine ve idare kanunlarnn gzelliine istinaden herey'i ho grr, keml-i lzzet ve saadetle

(ShTls:90)

hayatn geirir. te مَنْ اَمَ&# 1606;َ بِال&# 1618;قَدَ& amp;#1585;ِ اَمِ&# 1606;َ مَنَ الْك&# 1614;دَرِ srrn anla



DRDNC MEBHAS: Eer desen: "Birinci Mebhasda isbat ettin ki: Kaderin herey'i gzeldir, hayrdr. Ondan gelen er de hayrdr, irkinlik de gzeldir. Halbuki, u dr- dnyadaki musibetler, beliyyeler, o hkm cerhediyor. "

Elcevab: Ey iddet-i efkatten edit bir elemi hisseden nefsim ve arkadm! Vcud, hayr- mahz; adem, err-i mahz olduuna; btn mehsin ve kemaltn vcuda rcuu ve btn mas ve mesib ve nekaisin esas, adem olduu, delildir.Madem adem err-i mahzdr. Ademe mncer olan veya ademi imam eden hlt dahi err-i tazammun eder. Onun iin, vcudun en parlak nuru olan hayat, ahvl-i muhtelife iinde yuvarlanp kuvvet buluyor. Mtebyin vaziyetlere girip tasaffi ediyor ve mteaddid keyfiyat alp, matlub semerat veriyor ve mteaddid tavrlara girip, Vhib-i Hayat'n nuku-u esmsn gzelce gsterir. te u hakikattandr ki, zhayatlara lm ve mesaib ve meakkat ve beliyyat suretinde, baz hlt rz olur ki; o hlt ile hayatlarna envar- vcud teceddd edip zulmat- adem tebud ederek hayatlar tasaffi ediyor. Zira: Tevakkuf, sknet, skt, atlet, istirahat, yeknesaklk; keyfiyatta ve ahvalde birer ademdir. Hatt en byk bir lezzet, yeknesaklk iinde hie iner.

Elhasl: Madem hayat, Esm-i Hsnnn nukuunu gsterir. Hayatn bana gelen herey hasendir. Mesel: Gayet zengin, nihayet derecede san'atkr ve ok san'atlarda mhir bir zt; sr- san'atn, hem kymetdar servetini gstermek iin, adi bir miskin adam modellik vazifesini grdrmek iin bir crete mukabil bir saatte murassa', musanna' yapt gmlei giydirir, onun stnde iler ve vaziyetler verir, tebdil eder. Hem her nevi san'atn gstermek iin keser, deitirir, uzaltr, ksaltr. Acaba u cretli miskin adam o zta dese: "bana zahmet veriyorsun. Eilip kalkmakla vaziyet veriyorsun, beni gzelletiren bu gmlei kesip ksaltmakla gzelliimi bozuyorsun" demee hak kazanabilir mi? "Merhametsizlik, insafszlk ettin" diyebilir mi? tez onun gibi Sni-i Zlcell, Ftr- Bmisal; zhayata gz, kulak, akl, kalb gibi havas ve letif ile murassa olarak giydirdii vcud gmleini Esm-i Hsn'nn naklarn gstermek iin ok hlt iinde evirir. ok vaziyetlerde deitirir. Elemler, musibetler nev'inde olan keyfiyat; baz Esmsnn ahkmn gstermek iin lemaat- hikmet iinde bz ut- Rahmet ve ut- Rahmet iinde ltif gzellikler vardr.



(ShTls:91)

Htime

[Eski Said'in serke, mftehir, marur, ucublu, riykr nefsini susturan, telime mecbur eden be fkradr.]



Birinci Fkra: Madem eya var ve san'atldr. Elbette bir ustalar var. Yirmiikinci Sz'de gayet kat' isbat edildii gibi: Eer herey birinin olmazsa, o vakit herbir ey, btn eya kadar mkil ve ar olur. Eer herey birinin olsa, o zaman btn eya, birey kadar sn ve kolay olur. Madem zemin ve sumn birisi yapm, yaratm. Elbette o pek hikmetli ve ok san'atkr Zt, zemin ve sumann meyveleri ve neticeleri ve gayeleri olan zhayatlar baklalara brakp ii bozmayacak. Baka ellere teslim edip btn hikmetli ilerini abes etmiyecek, hie indirmiyecek, kr ve ibadetlerini bakasna vermiyecektir.

kinci Fkra: Sen ey marur nefsim! zm aacna benzersin. Fahirlenme, salkmlar o aa kendi takmam. Bakas onlar ona takm.

nc Fkra: Sen ey riykr nefsim! "Dine hizmet ettim" diye gururlanma. اِنّ&# 1614; اللّ&# 1614;هَ لَيُ&# 1572;َيِّ& amp;#1583;ُ هَذَ&# 1575; الدّ&# 1616;ينَ بِال&# 1585;َّجُ& amp;#1604;ِ الْف&# 1614;اجِر& amp;#1616; srrnca: Mzekk olmadn iin, belki sen kendini o recl-i fcir bilmelisin. Hizmetini, ubdiyyetini; geen ni'metlerin kr ve vazife-i ftrat ve farze-i hilkat ve netic-i san'at bil, ucub ve riydan kurtul!.

Drdnc Fkra: Hakikat ilmini, hakik hikmeti istersen; Cenb- Hakk'n mrifetini kazan. nki: Btn hakaik- mevcudat, sm-i Hakk'n uunat ve Esmsnn tezahrat ve sftnn tecelliyatdrlar. Madd ve mnev, cevher, araz herbir ey'in, herbir insann hakikat, birer ismin nuruna dayanr ve hakikitna istinad eder. Yoksa; hakikatsz ehemmiyetsiz bir surettir. Yirminci Sz'n hirinde, u srra dair bir nebze bahsi gemitir. Ey nefis! Eer u dnya hayatna mtaksan mevtten kaarsan;

(ShTls:92)

kat'iyyen bil ki: Hayat zannettiin hlt, yalnz bulunduun dakikadr. O dakikadan evvel, btn zamann ve o zaman iindeki eya-i dnyeveyye, o dakikada meyyittir,lmtr. O dakikadan sonra, btn zamann ve onun mazrfu, o dakikada ademdir, hitir. Demek, gvendiin hayat- maddiyye, yalnz bir dakikadr. Hatta bir ksm ehl-i tedkik, "Bir iredir, belki bir n- seyyledir" demiler. te u srdandr ki: Bz ehl-i velyet, dnyann, dnya cihetiyle ademine hkmetmiler. Madem byledir, hayat- maddiyye-i nefsiyyeyi brak. Kalb ve ruh ve srrn derece-i hayatlarna k, bak; ne kadar geni bir daire-i hayatlar var. Senin iin meyyit olan mzi, mstakbel; onlar iin "Hayy" dr, hayatdar ve mevcuttur. Ey nefsim!. Madem yledir, sen dahi kalbim gibi ala ve bar ve de ki:

"Fniyim, fni olan istemem. cizim, ciz olan istemem.

Ruhumu Rahman'a teslim eyledim gayr istemem.

sterim, fakat bir yr- bk isterim.

Zerreyim, fakat bir ems-i Sermed isterim.

Hi-ender-hiim, fakat bu mevcudat birden isterim."



Beinci Fkra: u fkra, Arab geldii iin Arab yazld. Hem u fkra-i Arabiyye, "Allah Ekber" zikrinde otuz mertebe-i tefekkrden bir mertebeye iarettir.



اَلل&# 1617;َهُ اَكْ&# 1576;َرُ اِذْ هُوَ الْق&# 1614;دِير& amp;#1615; الْع&# 1614;لِيم& amp;#1615; الْح&# 1614;كِيم& amp;#1615; الْك&# 1614;رِيم& amp;#1615; الرّ&# 1614;حِيم& amp;#1615; الْج&# 1614;مِلُ النّ&# 1614;قَّا& amp;#1588;ُ الْا&# 1614;زَلِ& amp;#1609;ُّ الَّ&# 1584;ِى مَا حَقِ&# 1610;قَةُ هَذِ&# 1607;ِ الْك&# 1614;ئِنَ& amp;#1575;تِ كُلّ&# 1611; وَ جُزْ&# 1569;ً وَصَ&# 1581;َائِ& amp;#1601;َ وَطَ&# 1576;َقَا& amp;#1578;ٍ وَمَ&# 1575; حَقَ&# 1575;ئِقُ هَذِ&# 1607;ِ الْم&# 1614;وْجُ& amp;#1608;دَا&#1 578;ِ كُلّ&# 1616;يًا وَجُ&# 1586;ْئِي& amp;#1611;ا وَوُ&# 1580;ُودً& amp;#1575; وَبَ&# 1602;َاءً اِلا&# 1617;َ خُطُ&# 1608;طُ فَلِ&# 1605;َ قَضَ&# 1575;ئِهِ وَقَ&# 1583;َرِه& amp;#1616; وَتَ&# 1606;ْظِي& amp;#1605;ِهِ وَتَ&# 1602;ْدِي& amp;#1585;ِهِ بِعِ&# 1604;ْمٍ وَحِ&# 1603;ْمَة& amp;#1613; وَنُ&# 1602;ُوشُ َرْك&# 1614;ارِ عِلْ&# 1605;ِهِ وَحِ&# 1603;ْمَت& amp;#1616;هِ وَتَ&# 1589;ْوِي& amp;#1585;ِهِ وَتَ&# 1583;ْبِي& amp;#1585;ِهِ بِصُ&# 1606;ْعٍ وَعِ&# 1606;َايَ& amp;#1578;ٍ وَتَ&# 1586;ْيِي& amp;#1606;َات&#1 615; يَدِ بَيْ&# 1590;َاءٍ صُنْ&# 1593;ِهِ وَعِ&# 1606;َايَ& amp;#1578;ِهِ وَتَ&# 1586;ْيِي& amp;#1606;ِهِ وَتَ&# 1586;ْيِن& amp;#1616;هِ وَتَ&# 1606;ْوِي& amp;#1585;ِهِ بِلُ&# 1591;ْفٍ وَكَ&# 1585;َمٍ وَاَ&# 1586;َاهِ& amp;#1610;رُ لَطَ&# 1575;ئِفِ لُطْ&# 1601;ِهِ وَكَ&# 1585;َمِه& amp;#1616; وَتَ&# 1608;َدُّ& amp;#1583;ِهِ وَتَ&# 1593;َرُّ& amp;#1601;ِهِ بِرَ&# 1581;ْمَة& amp;#1613; وَنِ&# 1593;ْمَة& amp;#1613; وَثَ&# 1605;َرَا& amp;#1578;ٌ فَيّ&# 1614;اضِ رَحْ&# 1605;َتِه& amp;#1616; وَنِ&# 1593;ْمِت& amp;#1616;هِ وَتَ&# 1585;َحُّ& amp;#1605;ِهِ وَتَ&# 1581;َنُّ& amp;#1606;ِهِ بِجَ&# 1605;َالِ وَكَ&# 1605;َالِ وَلَ&# 1605;َعَا& amp;#1578;ِ تَجَ&# 1604;ِّيَ& amp;#1575;تِ جَمَ&# 1575;لِهِ وَكَ&# 1605;َالِ& amp;#1607;ِ بِشَ&# 1607;َادَ& amp;#1577;ِ تَفَ&# 1575;نِيَ& amp;#1577;ِ الْم&# 1614;رَاي& amp;#1614;ا وَسَ&# 1610;َّال& amp;#1616;يَّ&#1 577;ِ الْم&# 1614;ظَاه& amp;#1616;رَ مَعَ بَقَ&# 1575;ءِ الْج&# 1614;مَال& amp;#1616; الْم&# 1615;جَرّ& amp;#1614;دِ

Sh (Tls: 93)

اَسّ&# 1614;رْمَ& amp;#1583;ِىّ&#1 616; الدّ&# 1614;ائِم& amp;#1616; التّ&# 1614;جَلّ& amp;#1616;ى وَال&# 1592;ُّهُ& amp;#1608;رِ عَلَ&# 1609; مَرّ&# 1616; الْف&# 1615;صُول& amp;#1616; وَال&# 1618;عُصُ& amp;#1608;رِ وَال&# 1583;ُّهُ& amp;#1608;رِ وَال&# 1583;َّائ& amp;#1616;مِ الاِ&# 1606;ْعَا& amp;#1605;ِ عَلَ&# 1609; مَرّ&# 1616; الاَ&# 1606;َامِ وَال&# 1575;َيَّ& amp;#1575;مِ وَال&# 1575;َعْو& amp;#1614;امِ نَعَ&# 1605;ْ فَال&# 1618;اَثَ& amp;#1585;ُ الْم&# 1615;كَمّ& amp;#1614;لُ يَدُ&# 1604;ُّ لِذِ&# 1609; عَقْ&# 1604;ٍ عَلَ&# 1609; الْف&# 1616;عْلِ الْم&# 1615;كَمّ& amp;#1614;لِ ثُمّ&# 1614; الْف&# 1616;عْلُ الْم&# 1615;كَمّ& amp;#1614;لُ يَدُ&# 1604;ُّ لِذِ&# 1609; فَهْ&# 1605;ٍ عَلَ&# 1609; الْا&# 1616;سْمِ& amp;#1616; الْم&# 1615;كَمّ& amp;#1614;لِ ثُمّ&# 1614; الاِ&# 1587;ْمُ الْم&# 1615;كَمّ& amp;#1614;لُ يَدُ&# 1604;ُّ بِال&# 1618;بَدَ& amp;#1575;هَة&#1 616; عَلَ&# 1609; الْو&# 1614;صْفِ الْم&# 1615;كَمّ& amp;#1614;لِ ثُمّ&# 1614; الْو&# 1614;صْفُ الْم&# 1615;كَمّ& amp;#1614;لُ يَدُ&# 1604;ُّ بِال&# 1590;َرُو& amp;#1585;َةِ عَلَ&# 1609; الشّ&# 1614;أْنِ الْم&# 1615;كَمّ& amp;#1614;لِ ثُمّ&# 1614; الشّ&# 1614;أْنُ الْم&# 1615;كَمّ& amp;#1614;لُ يَدُ&# 1604;ُّ بِال&# 1618;يَقِ& amp;#1610;نِ عَلَ&# 1609; كَمَ&# 1575;لِ الذّ&# 1614;اتِ بِمَ&# 1575; يَلِ&# 1610;قُ بِاا&# 1584;َّات& amp;#1616; وَهُ&# 1608;َ الْح&# 1614;قُّ الْي&# 1614;قِين& amp;#1615; . نَعَ&# 1605;ْ تَفَ&# 1575;نِى الْم&# 1616;رْاَ& amp;#1577;ِ . زَوَ&# 1575;لُ الْم&# 1614;وْجُ& amp;#1608;دَا&#1 578;ِ مَعَ التّ&# 1614;جَلّ& amp;#1616;ى الدّ&# 1614;ائِم& amp;#1616; مَعَ الْف&# 1614;يِضِ& amp;#1616; الْم&# 1615;لاَز& amp;#1616;مِ مِنْ اَظْ&# 1607;َرِ

لظَّ&# 1608;َاهِ& amp;#1585;َ اَنّ&# 1614; الْج&# 1614;مَال& amp;#1614; الظّ&# 1614;اهِر& amp;#1614; لَيْ&# 1587;َ الْم&# 1615;لْكَ الْم&# 1614;ظَاه& amp;#1616;رَ : مِنْ اَفْ&# 1589;َحِ تِبْ&# 1610;َانٍ مِنْ اَوْ&# 1590;َحِ بُرْ&# 1607;َانٍ لِلْ&# 1580;َمَا& amp;#1604;ِ الْم&# 1615;جَرّ& amp;#1614;دِ .. لِلا&# 1616;حْسً& amp;#1575;نِ الْم&# 1615;جَدّ& amp;#1614;دِ .. لِلْ&# 1608;َاجِ& amp;#1576;ِ الْو&# 1615;جُود& amp;#1616; .. لِلْ&# 1576;َاقِ الْو&# 1614;دُود& amp;#1616; .. اَلل&# 1617;َهُم& amp;#1617;َ صَلّ&# 1616; عَلَ&# 1609; سَيّ&# 1616;دِنَ& amp;#1575;



مُحَ&# 1605;َّدٍ مِنَ الاَ&# 1586;َلِ اِلَ&# 1609; اْلا&# 1614;بَدِ عَدَ&# 1583;َمَا فِى عِلْ&# 1605;ِ اللّ&# 1614;هِ وَعَ&# 1604;َى اَلِ&# 1607;ِ وَصَ&# 1581;ْبِه& amp;#1616; وَسَ&# 1604;ِّمْ *