Webmaster Geschrieben Donnerstag um 15:52 Teilen Geschrieben Donnerstag um 15:52 (01.01.2026) Erkek ve Evlilik Düşmanlığı Erkek ve evlilik düşmanlığı, modern ilişkiler dünyasında sessiz ama derin izler bırakan bir zihniyet olarak karşımıza çıkıyor. Çoğu zaman her şey masum bir yakınlıkla başlıyor. En yakın kız arkadaşı olarak konumlanan biri, geçmişte erkeklerle ya da evlilikle ilgili yaşadığı travmaları, kendi ailesinde gördüklerini veya bireysel tecrübelerini mutlak bir hakikat gibi sunuyor. Bu bakış açısı zamanla sadece kendisini değil, çevresindeki kadınları da etkisi altına alıyor. Böylece yakın arkadaşların ilişkileri sorgulanmaya, hatta boşandırtmaya başlanıyor. Bu süreçte erkek figürü ve evlilik kurumu sistemli biçimde kötüleniyor. Güvensizlik, yalan, fitne ve ince intrikalar devreye giriyor. Duygusal bağ kurma adı altında aslında duygusal bağlama ve bağımlı kılma mekanizmaları işletiliyor. Kadın, fark etmeden kendi evliliğinden uzaklaştırılırken, bir başkasının duygusal dünyasına daha sıkı bağlanıyor. Erkek ise ya potansiyel bir tehdit ya da aşılması gereken bir engel olarak resmediliyor. Bu zihniyetin sıkça anlatılan örneklerinden biri olarak Jodi Hildebrandt ismi zikredilir. Amerika´da yaşayan Hristiyan misyoner Hildebrandt, evlilik yapar ve boşanır. Hildebrandt erkeklerden, cinsellikten ve evlilikten derin bir nefret duyar. Bu bakış açısıyla başlattığı sözde terapilerde, kendisine gelen her ailenin erkeğini, ortada somut bir durum yokken “cinsellik bağımlısı” olarak etiketler. Bu etiketleme süreci, erkekleri adım adım evin dışına iten bir sonuca yol açar. Kadın ve erkek aylarca ayrı yaşamaya başlar, aralarındaki bağ soğur ve sonunda boşanma kaçınılmaz hale gelir. Hikâyenin çarpıcı tarafı ise, bu süreçte Hildebrandt’ın kadınla aynı evde yaşamaya başlamasıdır. Erkek evden uzaklaştırılmıştır ve geride, dışarıdan bakıldığında neredeyse bir tür lezbiyen ilişkiyi andıran, aşırı duygusal bir yakınlık kalmıştır. Bu tür örnekler, erkek ve evlilik düşmanlığının sadece bireysel bir öfke değil, başkalarının hayatlarını da şekillendiren ideolojik bir tutuma dönüşebileceğini gösteriyor. Masum dostluk söylemleriyle başlayan bu yaklaşım, sonunda aileleri parçalayan, güveni yok eden ve insanları yalnızlaştıran bir etkiye bürünebiliyor. Asıl tehlike ise bunun çoğu zaman iyilik, terapi ve destek kisvesi altında yapılmasıdır. Dr. Cemil Şahinöz Zitieren Link zu diesem Kommentar Auf anderen Seiten teilen Mehr Optionen zum Teilen...
Empfohlene Beiträge
Dein Kommentar
Du kannst jetzt schreiben und Dich später registrieren. Wenn Du ein Konto hast, melde Dich jetzt an, um unter Deinem Benutzernamen zu schreiben.