Webmaster Geschrieben vor 15 Stunden Teilen Geschrieben vor 15 Stunden Camilere, Medreselere, Tekkelere, Okullara, Kurumlara vs. Zekât Verilir mi? Zekât meselesinde ilk müracaat edilecek kaynak elbette Kur’an’dır. Kur’an-ı Kerim zekâtın kimlere verileceğini açık şekilde belirtmiştir: “Zekât ancak şunlar içindir: Yoksullar, düşkünler, sadakaların toplanmasında görevli olanlar, kalpleri kazanılacak olanlar, âzat edilecek köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar. İşte Allah’ın kesin buyruğu budur” (Kur´an, 9:60). Bu ayette zekâtın Allah tarafından sekiz sınıfa tahsis edildiği net biçimde görülmektedir. Dikkat edilmesi gereken önemli nokta ise, ayette doğrudan şahıs kategorileri zikredilmektedir. Fakir insanlar, borçlu insanlar, yolda kalmış insanlar gibi. Ayette “cami binası”, “vakıf bütçesi”, “medrese giderleri”, “dernek masrafları”, “kurum elektrik faturası” gibi kurumsal harcama kalemleri zikredilmemektedir. Bu nedenle klasik fıkıhta temel yaklaşım, zekât, hak sahibi olan şahsa temlik edilir. Yani zekât malı, doğrudan kişinin mülkiyetine geçirilir. Kurumlar zekât toplayabilir mi? Evet, zekât toplayan kurumlar olabilir. Ancak burada kritik ayrım vardır. Bir kurum zekâtı toplayıp bunu fakirlere, borçlulara veya diğer hak sahiplerine ulaştırıyorsa bu farklıdır. Burada kurum sadece bir aracı konumundadır. Ancak kurum zekâtı kendi personel maaşına, bina giderlerine, kira masraflarına, inşaatına veya genel bütçesine aktarıyorsa mesele değişmektedir. Son yıllarda sık sorulan soru da budur: “Camiye, medreseye, Kur’an kursuna, tekkeye, derneğe zekât verilir mi?” Bu konuda birçok fıkıh otoritesi bunun caiz olmadığını ifade etmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı ne diyor? Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki Din İşleri Yüksek Kurulu açık şekilde zekâtın doğrudan kurumun kendi ihtiyaçları için kullanılamayacağını belirtmektedir. Kurum, zekâtı alıp hak sahiplerine ulaştırabilir. Ancak kurumsal harcamalar için kullanamaz. Çünkü burada temlik şartı ortadan kalkmaktadır. Din İşleri Yüksek Kurulunu açıklamasına göre: “Bu âyette (9:60) belirtilenler kurum değil, bireylerdir. Buna göre zekât bizzat bireye veya onun vekiline verilmelidir. Bu genel ilkeye göre adı ne olursa olsun kurumlara zekât verilmez. Âlimlerin çoğunluğunun görüşü bu istikamettedir“ (Din İşleri Yüksek Kurulu, 12.03.2025a; bkz. (Kasani, Bedâ’i, 2/43-46; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/272; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/497-498). “Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak tarafından belirlenen yerler dışında herhangi bir yere verilmesi veya cami, köprü, yol, okul, yurt, çeşme gibi yerlere sarf edilmesi caiz değildir. Zira zekât ve fıtır sadakasının sahih olmasının şartlarından biri de bunların zekât alması caiz olan gerçek kişilere temlik edilmesidir. Buna göre okullar, Kur’ân kursları, camiler ve benzeri hayır kurumları, zekât verilecek yerler bağlamında “fî sebîlillâh” kapsamına girmez“ (Din İşleri Yüksek Kurulu, 12.03.2025b). Aynı hususu Diyanet´e bağlı olan imamlar da, Diyanet TV´de dile getiriyorlar (Diyanet TV, 09.12.2019, 02.07.2020, 05.01.2022). Zekâtın kurumlara verilemeyeceğini belirtiyorlar. Sorularla İslamiyet’in görüşü Dijital platformda fıkıh konularında başvurulan en önemli sitelerden biri olan ve Risale-i Nur camiası tarafından işlenen “Sorularla İslamiyet” sitesi de benzer şekilde zekâtın doğrudan fakire verilmesi gerektiğini ifade etmektedir: “Cami, medrese, yol, köprü gibi yerlerin inşaatına zekât verilmez. Ancak, aldıkları zekât ve fitreleri bir fonda toplayıp bunu yalnızca Tevbe Suresi’nin 60. ayetinde belirtilen yerlere sarf ettikleri bilinen ve kendilerine her bakımdan güvenilen kimseler eliyle yönetilen dernek, kurum ve yardımlaşma fonlarına zekât ve fitre verilmesinde dinen bir sakınca yoktur. […] Bu kuruluşlar zekâtı gerekli olan yerlere ulaştırıyorsa zekât verilebilir“ (Sorularla İslamiyet, k.A.). Fatih Kalender neden kuruma zekâtı savunmuyor? İslami ilimler, fıkıh ve fetva konularında tanınan bir din alimi ve İsmailağa cemaatine mensup olan Fatih Kalender meseleye klasik fıkıh açısından yaklaşmaktadır. Çünkü zekâtın mantığı kurumsal yapı finansmanı değil, bireysel hak sahipliğidir. Bir medresede okuyan fakir talebeye zekât verilebilir. Ancak bu medresenin tadilatı yapılsın diye zekât verilmesi klasik şartlara uymaz (Kalender, 01.05.2021, 21.04.2022, 07.03.2025, 21.03.2025, 27.03.2025). İhsan Şenocak’ın yaklaşımı Diğer başka tanınmış bir alim olan İhsan Şenocak da bu konuda şahıs odaklı dağıtımı esas almaktadır. Onun yaklaşımında da zekâtın kurumsal bütçeye aktarılması yerine hak sahiplerine yönlendirilmesi ön plandadır (Şenocak, 01.04.2024). Nurettin Yıldız neden temkinli davranıyor? Nurettin Yıldız da zekât konusunda doğrudan kurumsal harcamaları meşrulaştıran geniş yorumlara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan isimlerden biridir. Çünkü zekât ibadeti keyfi yorumlarla genişletilemez. Yıldız´a göre: “Zekât fakir Müslüman’ın hakkıdır. İslam uğruna iş görüyor olsalar bile kurumlara zekât verilemez. Kursta netice de bir kurumdur. Kur’an’a hizmet ediyor olması bu hükmü değiştirmez. Bu başlığı, ´Kur´an kursu talebesine (verilir mi?)´ şeklinde değiştirmemiz durumunda ise mümkündür. Çünkü talebe bireydir, zekât bireyin hakkıdır“ (Yıldız, 12.10.2018, 02.02.2019). “Allah yolunda olanlar (fisibelillah)” ifadesi Kurumlara zekât verilebilir diyenler genelde ayette geçen “Allah yolunda olanlar (fisibelillah)” ifadesi geniş yorumlanmaktadır. Buna bağlantılı olarak aşağıdaki vereceğimiz İslam alimlerini referans olarak göstermektedirler. Alauddin al-Kasani (12. YYL), İmam Kasani, Bedâiü’s-Sanâî eserinde Allah yolunun geniş yorumlanabileceğini ifade eder: “Allah yolunda olanlardan maksat Allah’a yaklaştıran her şeydir. Eğer ihtiyaç hâsıl olursa bu manaya Allah’a itaat yolunda çalışanlar ve bütün hayır yolları girer” (Kasani, cild 2, s. 451). Ancak burada doğrudan modern dernek bütçeleri, şirket yapıları veya kurumsal kasalar tartışılmamaktadır. Orta çağ fıkıh metnini bugünkü kurumsal finans modeline doğrudan taşımak metodolojik hata olur. Net olarak sadece Fahreddin er-Râzî (1150-1210) kurumlardan bahseder:“Allah yolundakiler tabiri, tabiri, sadece gazilere mahsus değildir. Zekât bütün hayır yollarına verilir. Ölülerin techiz ve kefenlenmesine, kalelerin yapılması ve cami inşası bunlara girer”(Er-Razi, 2017, XVI/113)ifadesini kullanır. Bu ise çoğunluk görüşü değildir, bu geniş yorum cumhurun temlik şartıyla uyumlu görülmemiştir. Elmalılı Hamdi Yazır (1878-1942) ise cihad yollarına dikkat çeker ve bütün cihat yollarına sarf edilebileceğine işaret eder: “Ancak mücahidlerin cihatta muhtaç oldukları her türlü levazım ve mühimmat, yani ´Onlara karşı kuvvet hazırlayın´ (Kur´an, 8:60) âyetinin kapsamı içinde olup da yalnızca kendi imkânları ile tedarik edilmesi mümkün ´cihad´ ihtiyaçlarının hepsi bu fî sebîlillâh harcama yerine girer. […] Sadaka sahibi, sadakasını fî sebîlillah olmak üzere muhtaç olan mücahidlere temlik veya komutana teslim etmekle vacibi eda etmiş olur. Kumandan da onu velayet yoluyla alıp, mücahidlerin cihattaki ihtiyacına yerli yerinde ve en uygun şekilde harcamakla velayet görevini ifa etmiş ve emaneti yerine ulaştırmış olur. Ve ihtiyacın özelliğine göre, mücahidlerin doğrudan doğruya şahısları söz konusu olmayıp teker teker temlik gerekli olmayabilir. Mesela, yiyecek ve giyecek şahsa tahsis edilebilir de ağır silahlar birliğin emrine tahsis edilir. Daha doğrusu kumandanın emrine verilir” (Yazır, 2018, IV/2578-2581). Öncelikle Elmalılı burada sadakadan bahsediyor. Sadaka ve zekât ayrı ibadetlerdir. Velev ki zekattan bahsetmiş olsa dahi, Elmalılıya göre, zekât cami, köprü veya benzeri yapıların inşasına doğrudan harcanamayacağını ortaya koymaktadır. Ancak zekât almaya uygun olan kimselerin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullanılabileceği belirtilmektedir. Elmalılı Hamdi Yazır’ın verdiği örneğe göre zekât, doğrudan bir hayır kuruluşuna teslim edilebilir. Ardından o kuruluşun yetkilileri, bu zekâtı hak sahiplerinin uygun ihtiyaç alanlarında değerlendirebilir. Bediüzzaman Said Nursi (1876-1960) Münazarat eserinde şöyle der: “Büyük bir çeşme var. Şimdiye kadar yanlış yerde kullanılarak verimsiz topraklara akıtılıp bazı dilenci ve acezenin gelişip yeşermesine sebep oldu. Bu çeşmeye güzel bir kanal yapınız. İslâmî hizmetlerinizle şu havuza dökünüz. Sonra da kemâlat bostanınıza su veriniz. Bu hiç tükenmez ve bitmez bir kaynaktır. […] (O çeşme) Zekât. […] Ezkiya (zeki insanlar) zekâvetlerinin (zekâlarının) zekâtını ve ağniya (zenginler) velev zekâtlarının zekâtını milletin menfaatine sarf etseler, milletimiz de baka milletlerle yolda karşılaşabilir” (Nursi, 1996, s. 59-60). Bu ifade doğrudan teknik bir fıkıh fetvası değildir. Bediüzzaman burada açık şekilde zekât kavramını kullanmaktadır. Ancak bu ifade, zekâtın kimlere verileceği, temlik şartının nasıl uygulanacağı veya fıkhî tahsis alanlarının nasıl belirleneceği gibi detaylı bir fetva tartışması bağlamında söylenmemiştir. Daha çok Müslüman toplumun geri kalmışlıktan kurtulması, eğitimde ilerlemesi ve toplumsal kalkınmanın sağlanması için maddi imkânların doğru alanlara yönlendirilmesi gerektiğini vurgulayan sosyolojik ve medeniyet perspektifli bir değerlendirmedir. Dolayısıyla bu ifadeden doğrudan modern kurum bütçelerine zekât verilebileceği sonucu çıkarmak ciddi bir metodolojik sıçramadır. Ayrıca Bediüzzaman’ın birçok eserinde klasik Ehl-i Sünnet fıkhına aykırı bağımsız bir zekât sistemi önerdiğine dair açık bir fetva bulunmamaktadır. İlgili âyetteki “Allah yolunda” anlamına gelen ifadeyi yine Diyanet İşleri Yüksek Kurulu güzel bir şekilde açıklıyor: “Orduyla birlikte savaşa gitmek istediği halde maddî imkân bulamayan mücahitleri içermektedir. Hac yoluna çıkıp fakir duruma düşen hac yolcularını da bu kapsamda değerlendirenler vardır (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/188). Buna göre okullar, Kur’ân kursları, camiler ve benzeri hayır kurumları, zekât verilecek yerler bağlamında “fî sebîlillâh” kapsamına girmez” (Din İşleri Yüksek Kurulu, 12.03.2025b). Asıl ayrım iyi anlaşılmalı Fakir bir medrese talebesine zekât verilebilir. Borçlu bir öğrenciye zekât verilebilir. Yolda kalmış bir ilim talebesine zekât verilebilir. İhtiyaç sahibi bir aileye cami üzerinden yardım ulaştırılabilir. Bunlar mümkündür. Ancak, cami inşaatı, dernek personel maaşı, kurum elektrik faturası, bina tadilatı, genel bütçe finansmanı gibi yerler zekâtın klasik çerçevesinde problemli alanlardır. Sonuç Zekât, İslam’da sosyal adalet mekanizmasıdır. Kurumsal bağış modeli değildir. Camiler, medreseler, tekkeler ve vakıflar elbette desteklenebilir. Sadaka verilebilir, bağış yapılabilir, vakıf kurulabilir. Ancak zekât ayrı bir ibadettir ve Allah Teâlâ onun muhataplarını zaten açık şekilde belirlemiştir. İbadetlerde iyi niyet tek başına yeterli değildir. Usul de gerekir. Bazen bir kuruma yardım etmek isterken, zekâtın asli gayesini gözden kaçırmamak gerekir. Dolayısıyla fakirin hakkı, kurumların bütçe açığını kapatmak için kullanılmamalıdır. Dr. Cemil Şahinöz Kaynakça Din İşleri Yüksek Kurulu: Hastanelere alınan sağlık cihazları zekât yerine geçer mi?, 12.03.2025a Din İşleri Yüksek Kurulu: Zekât âyetinde geçen “fî sebîlillâh”ın kapsamına okullar, Kur’ân kursları, camiler ve benzeri hayır kurumları girer mi?, 12.03.2025b Diyanet TV: Kur’an kursu veya camilere sadaka verilebilir mi?, 09.12.2019 Diyanet TV: Kişi, verdiği hayrı sonradan zekâtına niyet edebilir mi?, 02.07.2020 Diyanet TV: Camiye zekat verilir mi?, 05.01.2022 El-Fetâva’l-Hindiyye. Huzur Yayınevi: İstanbul, 2024 Er-Razi F.: Et-Tefsîrü’l-Kebîr.Huzur Yayınevi: İstanbul, 2017 İbnü’l-Hümâm: Fethu’l-kadîr. Dār al-Kutub al-ʿilmīya: Beyrut, k.A. İbn Kudâme: El-Muğnî. Polen Yayınları: İstanbul, 2015 Kalender F.: Cami Kur’ân Kursu veya Medreseye Zekât Verilebilir mi?, 01.05.2021 Kalender F.: Medrese, Okul ve Câmi İnşaatına Zekât Verilebilir mi?, 21.04.2022 Kalender F.: Hayır Kurumlarına Zekât Verilebilir Mi, 07.03.2025 Kalender F.: İhh, Kızılay Gibi Hayır Kurumlarına Zekât Verilebilir Mi?, 21.03.2025 Kalender F.: Kişi, verdiği hayrı sonradan zekâtına niyet edebilir mi?, 27.03.2025 Kasani: Bedâiü’s-Sanâî. Dār al-Kutub al-ʿilmīya: Beyrut, k.A. Nursi S.: Münazarat. Sözler Yayınevi: İstanbul, 2016 Şenocak İ.: Medrese ve Kur’an Kurslarına Zekat Verilir mi?, 01.04.2024 Sorularla İslamiyet: Camii, medrese ve dernek gibi topluma hizmet eden müesseselere zekat veya fitre verilir mi?, k.A. Yazır, E. H.: Hak Dini Kur’ân Dili. Çelik Yayınları: İstanbul, 2018 Yıldız N.: Kur’an Kursuna Zekat Verilemez mi?, 12.10.2018 Yıldız N.: Kur’an kursuna zekat istediler, versem bir sıkıntı olur mu?, 02.02.2019 Zitieren Link zu diesem Kommentar Auf anderen Seiten teilen Mehr Optionen zum Teilen...
Empfohlene Beiträge
Dein Kommentar
Du kannst jetzt schreiben und Dich später registrieren. Wenn Du ein Konto hast, melde Dich jetzt an, um unter Deinem Benutzernamen zu schreiben.