Zum Inhalt springen
Qries Qries Qries Qries Qries Qries

Alle Aktivitäten

  1. Letzte Woche
  2. https://play.google.com/store/apps/details?id=appinventor.ai_mwoswo.Schwindler&hl=de Wer ist der Schwindler? Das ultimative Gruppenspiel für 3 bis 30 Spieler! Tauche ein in ein spannendes Ratespiel voller Lachen, Bluff und überraschender Wendungen! In jeder Runde bekommen alle Spieler dasselbe Wort – bis auf den Schwindler. Wer enttarnt ihn? Oder kann er sich geschickt herausreden? Deine Mission: Diskutieren, beobachten, bluffen – und herausfinden, wer nicht dazu gehört. Features: ✅ Für 3–30 Spieler ✅ Integrierte Zeit-Stoppuhr ✅ Vollständig auf Deutsch ✅ Mit oder ohne Tipp für den Schwindler ✅ Hunderte Begriffe aus verschiedenen Bereichen wie Tiere, Berufe, Dinge, Orte, Sport, Stars und mehr ✅ Keine lästige Werbung – volle Konzentration aufs Spiel ✅ Für Kinder, Jugendliche und Erwachsene geeignet ✅ Familienfreundlich ✅ Ideal für Partys, Klassenfahrten, Familienabende oder Teamrunden Ob in der Schule, auf Reisen oder beim Spieleabend – dieses Spiel bringt alle zum Lachen, Staunen und Mitfiebern! Lade es jetzt herunter und finde heraus, wer der Schwindler ist! Kein Konto, keine Registrierung – einfach starten und losspielen!
  3. Früher
  4. (01.01.2026) Erkek ve Evlilik Düşmanlığı Erkek ve evlilik düşmanlığı, modern ilişkiler dünyasında sessiz ama derin izler bırakan bir zihniyet olarak karşımıza çıkıyor. Çoğu zaman her şey masum bir yakınlıkla başlıyor. En yakın kız arkadaşı olarak konumlanan biri, geçmişte erkeklerle ya da evlilikle ilgili yaşadığı travmaları, kendi ailesinde gördüklerini veya bireysel tecrübelerini mutlak bir hakikat gibi sunuyor. Bu bakış açısı zamanla sadece kendisini değil, çevresindeki kadınları da etkisi altına alıyor. Böylece yakın arkadaşların ilişkileri sorgulanmaya, hatta boşandırtmaya başlanıyor. Bu süreçte erkek figürü ve evlilik kurumu sistemli biçimde kötüleniyor. Güvensizlik, yalan, fitne ve ince intrikalar devreye giriyor. Duygusal bağ kurma adı altında aslında duygusal bağlama ve bağımlı kılma mekanizmaları işletiliyor. Kadın, fark etmeden kendi evliliğinden uzaklaştırılırken, bir başkasının duygusal dünyasına daha sıkı bağlanıyor. Erkek ise ya potansiyel bir tehdit ya da aşılması gereken bir engel olarak resmediliyor. Bu zihniyetin sıkça anlatılan örneklerinden biri olarak Jodi Hildebrandt ismi zikredilir. Amerika´da yaşayan Hristiyan misyoner Hildebrandt, evlilik yapar ve boşanır. Hildebrandt erkeklerden, cinsellikten ve evlilikten derin bir nefret duyar. Bu bakış açısıyla başlattığı sözde terapilerde, kendisine gelen her ailenin erkeğini, ortada somut bir durum yokken “cinsellik bağımlısı” olarak etiketler. Bu etiketleme süreci, erkekleri adım adım evin dışına iten bir sonuca yol açar. Kadın ve erkek aylarca ayrı yaşamaya başlar, aralarındaki bağ soğur ve sonunda boşanma kaçınılmaz hale gelir. Hikâyenin çarpıcı tarafı ise, bu süreçte Hildebrandt’ın kadınla aynı evde yaşamaya başlamasıdır. Erkek evden uzaklaştırılmıştır ve geride, dışarıdan bakıldığında neredeyse bir tür lezbiyen ilişkiyi andıran, aşırı duygusal bir yakınlık kalmıştır. Bu tür örnekler, erkek ve evlilik düşmanlığının sadece bireysel bir öfke değil, başkalarının hayatlarını da şekillendiren ideolojik bir tutuma dönüşebileceğini gösteriyor. Masum dostluk söylemleriyle başlayan bu yaklaşım, sonunda aileleri parçalayan, güveni yok eden ve insanları yalnızlaştıran bir etkiye bürünebiliyor. Asıl tehlike ise bunun çoğu zaman iyilik, terapi ve destek kisvesi altında yapılmasıdır. Dr. Cemil Şahinöz
  5. Jetzt bestellen: Thalia: https://tidd.ly/45XZwlI Im Zeitalter der Künstlichen Intelligenz verschwimmen die Grenzen zwischen Mensch und Maschine, Schöpfung und Nachahmung, Wissen und Hybris. Dieses Buch lädt zu einer tiefgehenden islamisch-eschatologischen Reflexion ein. Es untersucht, wie die Idee einer „allwissenden“, alles kontrollierenden Superintelligenz uralte spirituelle Warnungen neu aufleben lässt und welche Versuchung in der Sehnsucht nach Perfektion verborgen liegt. Ausgehend von klassischen Quellen und modernen Entwicklungen entfaltet der Autor eine eindrucksvolle Analyse über die Gefahren einer technokratischen Welt, in der der Mensch seine ursprüngliche, gottgegebene Natur, zu verlieren droht. Dabei rückt er Fragen nach Ethik und Verantwortung in den Mittelpunkt. Wie kann der Mensch im Zeitalter automatisierter Entscheidungen moralisch handeln? Welche Verantwortung trägt er gegenüber Schöpfung, Wissen und Macht? Der Autor zeigt, dass die eigentliche Prüfung unserer Zeit nicht in der Technologie selbst liegt, sondern in der Frage, wem wir unser Vertrauen, unsere Wahrheit und unsere Seele überlassen. Ein Buch, das Theologie, Philosophie und Technologie in einen selten so klaren Dialog bringt und dazu aufruft, die Zukunft nicht mit Angst, sondern mit Bewusstsein, Demut, ethischer Achtsamkeit und spiritueller Wachsamkeit zu gestalten.
  6. Gesundheitslotsenschulung. Mit dem Thema „Kultursensible Pflege“ Kommunales Integrationszentrum Höxter, 22.12.2025
  7. (12.01.2026) „Wir schaffen das“tan Bugüne: Almanya’nın Değişen Kimliği 2015 yılında dönemin Başbakanı Angela Merkel’in “Wir schaffen das” (Biz bunu başaracağız) sözü, Almanya’da hem umut dolu bir destek hem de büyük tartışmalar doğurdu. O günden bu yana geçen yıllar, ülkeyi siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan derinden etkiledi. Fakat bu değişim, sadece o anla başlamadı, toplum zaten bir dönüşüm sürecine doğru ilerliyordu. Mülteci akını bu sürecin bir katalizörü oldu, yani var olan değişimi hızlandırdı. Değişimin Miladı: 2010/2011 Yılları Genellikle bu toplumsal dönüşümün başlangıç noktası olarak 2010/2011 yılları gösterilir. 2010 yılında Sosyal Demokrat Parti üyesi Thilo Sarrazin, içinde ırkçı ve sosyal darwinist fikirlerin yer aldığı bir kitap yayımladı. Daha önce de bu tarz fikirler yaygındı elbette, fakat bu sefer bir fark vardı. Daha kitap raflara çıkmadan haftalar öncesinden, içindeki kışkırtıcı bölümler gazete manşetlerinde yer aldı ve tüm toplum bu söylemleri tartışmaya başladı. Bu, ırkçı fikirlerin “bilimsel veri” kılıfı altında normalleşmeye başlamasının önünü açtı. Cami Saldırıları Aynı dönemde cami saldırılarında da artış gözlemlendi. 2001 ve 2011 yılları arasında her yıl ortalama 22 saldırı olurken, 2012’de bu rakam 35’e, 2013’te 36’ya, 2014’te 45’e ve 2015’te ise 93’e çıktı. Bugün bu sayılar yüzü aşmış durumda. Aşırı Sağ Hareketlerin Yükselişi: Afd ve Pegida Bu yıllar aynı zamanda Almanya’da yeni bir siyasi zeminin oluşmasına da sahne oldu. 2013’te Almanya için Alternatif (AfD) partisi kuruldu. Başlangıçta örneğin Alman Markı’nın geri gelmesini savunan bu parti, zamanla ırkçı ve göç karşıtı fikirlerin toplandığı bir merkez haline geldi. 2014’te kurulan Pegida hareketi ise İslam karşıtı yürüyüşler düzenlemeye başladı ve kısa sürede büyük bir katılım kazandı. 2015 Mülteci Akını ve Başlangıçtaki Yardım Ruhu Dolayısıyla 2015 yılında büyük mülteci akını başlayınca, Almanya´da böyle bir zemine oturdu. 2015’te Almanya resmi rakamlara göre 1,1 milyon mülteciyi kabul etti. Başlangıçta insani yardım ruhu ön plandaydı. Her şehirde, her köyde yardım kampanyaları düzenlendi. Camiler, dernekler ve spor kulüpleri bu süreçte önemli rol oynadılar. Dil kurslarına ve uyum projelerine milyarlarca Euro harcandı. Entegrasyon Sorunları ve Sosyal Gerilimler Zamanla bu yardım ruhu yerini entegrasyon sorunlarına, güvenlik endişelerine ve sosyal gerilimlere bıraktı. Belediyeler artan yük karşısında zorlanmaya başladılar. İlk yıllarda çoğunlukla genç erkeklerin gelmesi, ailelerin sonradan gelmeleri ve Almanya’nın bürokratik yavaşlığı nedeniyle pek çok mültecinin spor salonlarında ve küçük dairelerde aylarca, hatta yıllarca beklemek zorunda kalması uyumu olumsuz etkiledi. İş Hayatı ve Demografik Değişim Dil kursları zorunlu kılındı, pek çok mülteci Almanca öğrendi. Ancak çalışma izinlerinin gecikmesi, özellikle gençler için büyük bir sorun oluşturdu. Çalışmak isteyen, enerjisi ve zamanı olan bu insanlar, işyerlerinde eleman eksikliği olmasına rağmen aylarca boşta kaldılar. Bu durum entegrasyon sürecine zarar verdi. İlerleyen yıllarda zaman içinde birçok mülteci iş buldu veya kendi işletmelerini kurdu. Genellikle gastronomi sektöründe yoğunlaşan bu girişimler olumlu bir tablo ortaya koysa da, Almanya’da uzman iş gücü eksikliği devam ediyor. Bununla birlikte, ülkenin demografik yapısı da kalıcı olarak değişti. Bazı şehirlerde artan kültürel çeşitlilik olumlu karşılanırken, bazı bölgelerde toplumsal kutuplaşma derinleşti. Siyasette Yeni Denge ve Süregelen Tartışmalar Bu süreç sağ popülist partiler ve göç karşıtı hareketlerin güç kazanmasına zemin hazırladı. Pegida’ya katılım ilk yıllarda olağanüstü arttı, ardından AfD’nin yükselişi başladı. AfD, anketlerde Almanya’nın ikinci büyük partisi konumuna geldi. Mülteci politikasının sonuçları hâlâ tartışılıyor. Kimileri Merkel’i insani bir duruş sergilediği için alkışlarken, kimileri de ülkeyi bu politikalar nedeniyle suçluyor. Yeni Bir Kimliğin Doğum Sancıları Sonuç olarak, Almanya 2015’ten bu yana büyük bir değişim yaşadı ve hâlâ yaşıyor. Ülke yeni bir kimlik oluşturma sürecinde ve bu sürecin sancıları toplumun her alanında hissediliyor. Bu sancılar, yalnızca göç politikalarının değil, aynı zamanda Almanya’nın kendi geleceğini nasıl tanımlamak istediğinin de bir yansıması. Dr. Cemil Şahinöz, Öztürk Gazetesi, Ocak 2026
  1. Ältere Aktivitäten anzeigen
×
×
  • Neu erstellen...